Kürdistanlılar, bugün açlık grevi eylemcilerinin etrafında bir araya geliyorlar. “Burada olmak bana iyi geliyor” diyor biri. “Bu direniş çok büyüyecek” diyor bir başkası. “Strasbourg’a çok geliş olacak. Tüm aileleri arayalım, misafirler için evlerini hazır etsinler” sesleri arasında, desteğe gelen ailelerin bebeklerinin ağlama sesleri yükseliyor.
BARIŞ BALSEÇER / STRASBOURG
Strasbourg’da 15 Kürt siyasetçinin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan tecritin kırılması amacıyla başlattıkları süresiz-dönüşümsüz açlık grevi dördüncü gününde.
Strasbourg Demokratik Toplum Merkezinde başlayan açlık grevi dernek binasında devam ediyor. Avrupa Konseyi ve kurumlarının Strasbourg’da olması, birçok eylem ve etkinliğin burada gerçekleşmesi nedeniyle, farklı ülkelerde yaşayan Kürdistanlıların uğrak yeri olan derneğin ziyaretçilerinin sayısı açlık greviyle birlikte artmış durumda. Duvarları özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren, Kürt halkının özgürlüğü için savaşırken şehit olan onlarca yurtsever devrimcinin ve öncü kadronun fotoğraflarıyla donatılmış.
Direniş hikayeleri yanı başımızda
Derneğe ilk girişte göze çarpan fotoğraflar herkese farklı duygular yaşatıyor. Açlık grevi eylemini ziyarete gelen yaşlı bir kadın görüşünü almak istediğimiz de, duvara bakıp duygulanıyor. Açlık grevi eylemcileri de duvarda yer alan şehit fotoğraflarının hikayelerini birbirlerine anlatıyorlar. Kimi “ev arkadaşımdı” diye anlatıyor. Bir diğeri de 90’larda Botan’a götürüyor bizleri, duvara bakıp anılarını anlatırken. Haki Karer’in çalışmalarını anlatanlara kulak kesilirken, Amed zindanındaki direnişi anlatan hikayeleri hemen yanı başınızda beliriyor. Kulak kesildiğiniz bütün konuşmalar direnişle bezeli. Herkesin 40 yıllık özgürlük mücadelesinde tanığı olduğu başka ayrıntıları ise onların kendi hikayelerinde vermeye çalışacağız.
Maraş grevcilerin de gündemi
Bugün (dün) Maraş katliamının yıldönümüydü. Aynı zamanda Hayata Dönüş Operasyonu adı altında gerçekleşen cezaevi katliamının da yıldönümü. Katliamların anmasının dernek binasında yapılması planlanmıştı. Ancak açlık grevi eylemi başlayınca derneğin kısıtlı olan alanı da eylemcilere ayrılmış durumda. Kitlesel anma yapılamasada Maraş katliama dair anılara, anlatılara her sohbette karşılaşmak mümkün. Strasbourg, Maraş’tan göç edenlerin de yoğun yaşadığı bir yer. Aradan geçen yıllara rağmen katliamın tanıkları hala yaşanan acıları unutamıyor. 12 Eylül’e doğru gidilirken Maraş katliamın nasıl darbeye zemin yarattığını, özgürlük mücadelesinin önünün nasıl kesilmek istendiğini açlık grevi eylemcilerinden Mustafa Sarıkaya anlatıyor. Hayata dönüş operasyonunda yaşamını yitiren devrimcileri de anarak başlıyor konuşmasına.
Yaralar ilk günkü gibi taze
Katliamlar var olan izleri silmek için gerçekleşse de, onarılmaz izler, yaralar bırakır. Strasbourg’daki Kürdistanlılar da bütün katliamların izlerini birbirine karışıyor. Herkesin Avrupa’ya göç hikayesi, Kürdistan’ın acı tarihi ile kesişiyor. O nedenle anlatılacak o kadar çok şeyin varlığı, göçün ağırlığı altında başka bir hali yaşatıyor tüm katliama uğramış halklara, şahitlere. Maraş katliamı da konuşulurken, yaşlı bir amca yerinden kalkıp dışarı çıkıyor. Yürürken de kendi kendine anlatıyor: “Neler yaptılar yavrum, neler yaptılar, ama başaramadılar, başaramayacaklar…” Acının kabulü iyileşmeyi kendisiyle getirse de, ne kabul var ne de iyileşme.
Bu direniş çok büyüyecek
Yaralar ilk günkü gibi taze. Acı ilk günkü acı. Ama direnmenin verdiği güçle, bütün direnişlerin yanında olmaya çalışan Kürdistanlılar, bugün açlık grevi eylemcilerinin etrafında bir araya geliyorlar.
“Burada olmak bana iyi geliyor” diyor biri. “Bu direniş çok büyüyecek” diyor bir başkası. “Strasbourg’a çok geliş olacak. Tüm aileleri arayalım, misafirler için evlerini hazır etsinler” sesleri arasında, desteğe gelen ailelerin bebeklerinin ağlama sesleri yükseliyor.
Hazırlıkları planlıyorlar
Dernek dışında da hummalı bir çalışma var. Açlık grevi eylemcilerine desteğe gelecekler için kalacak yerler ayarlanırken, bir yandan da olabilecek miting ve eylemlere ilişkin de hazırlıklar yapılıyor. Ziyarete gelenler henüz eylemin ağırlığını ilk günler olması nedeniyle hissedemiyorlar. Ancak eylemciler oldukça kararlı. Henüz enerjileri yüksek iken bütün hazırlıklara müdahil oluyorlar. Yapılan hazırlıkları doğrudan takip ediyor, detaylarına dair planlamalar çıkarıyorlar.
İki-üç yılını grevde geçirenler
İlk hafta, ilk on gün, ikinci hafta, üçüncü hafta ve sonrasında dair eylemcilerin ne tür aralıklarla dinlenmeleri gerektiği, enerjilerini nasıl kullanmaları gerektiği, düşen vücut direncini nasıl korumaları gerektiği ve bulaşıcı hastalıklar nedeniyle sadece tokalaşılması gerektiğini eylemcilere anlatanlar da, uzun süre zindanlarda açlık grevi deneyimlerini yaşayanlar.
Açlık grevlerinde ömrünün en az 2-3 yılını geçirenlerin bu eylemde olması diğer eylemciler için büyük bir şansa dönüşmüş durumda. Halkın bu konudaki deneyimi de oldukça dikkat çekici. Mümkün oldukça sarılmaktan çekinen ziyaretçiler var. Unutanlar olunca da sık sık uyaran başka ziyaretçiler oluyor.
Hazırlıklar son hız sürüyor
Kürt halkının hafızasında açlık grevi, diriltilen Kürtlüğün ve tarihsel özlemlerine kavuşma umudunun da adı. O nedenle de açlık grevi eylemleri asla diğer eylemler gibi olmuyor. Var olan sessizliğin bir yere kadar anlaşılabileceğini söyleyenler de var, kitlelerin yavaş yavaş bu duruma adapte olacağını söyleyenler de. Hepsinden bağımsız bir şekilde eylemi izleyen, eylemcilerin kararlılığını ölçen, duruşlarını takip eden politik bir halk gerçekliği olduğunu da dile getiriyor bir eylemci. Strasbourg’da kararlılık hâkim. Hazırlıklar ve çalışmalar ise son hız devam ediyor.
Direnişçilerin sesi olacağız
İsviçre Tevgera Ciwanen Şoreşger üyesi gençler dün açlık grevi eylemcilerini ziyaret etti. “Açlık grevcilerinin talebi talebimizdir” diyen gençler, “Biz onların sokaktaki sesleri olacağız” mesajı verdi.
İçinden geçilen sürecin böyle bir eylem biçimine yol açtığını söyleyen Mutlu Tatar, “Bu eylem etrafında kenetlenmek önemli. Bizler de arkadaşlarımızın talebini her yerde haykıracağız. Önder Apo üzerindeki tecrit kırılana kadar her alanda direnmeye ve açlık grevi eylemi etrafında bir araya gelelim, kenetlenelim” dedi. Dilan Demir’in mesajı ise şöyle: “Bu eylemler etrafında kenetlenerek, Leyla Güven, Türkiye zindanlarında açlık grevinde bulunanlar, Strasbourg’da açlık grevi eylemine başlayan arkadaşlarımızla dayanışma halinde olarak, bu tecriti ve üzerimizdeki bu karanlığı kırabilir, dağıtabiliriz.”
Tecridin bir insanlık suçu olduğunu belirterek, “Açlık grevi tecridi kırmayı amaçlıyor” diyen Azad Tahiroğlu şöyle konuştu: “Açlık grevi eylemi, bu tecriti kırmayı amaçlıyor. Bu sadece bu eylemlerde bulunan arkadaşlarımızın değil, hepimizin talebidir.” “Buradaki ruh, inanç, kararlılık, maneviyat bizleri çok etkiledi. Arkadaşlarımızı çok kararlı ve inançlı gördük” diyen Kasım Erik ise şöyle konuştu: “Bedenin ölüme yatırılması gerçekten de büyük bir irade isteyen bir durumdur. Arkadaşlarımızda da bu iradeyi gördük. Biz onların sokaklardaki sesi olacağız. Mücadeleyi her alana taşıyacağız.”
CPT’ye görüşme talebi iletildi
Açlık grevi eylemcileri CPT ve Avrupa Konseyi ile görüşme talebinde bulundu. Strasbourg’da devam eden süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemcileri adına Faik Yağızay CPT ve Avrupa Konseyi yetkilileri ile dün bir görüşme gerçekleştirdi. Açlık grevlerinin amacına ve beklentilerine ilişkin görüşme talebini sözlü olarak ileten Yağızay görüşme ardından gazetemize şu açıklamada bulundu: “CPT ve Avrupa Konseyi yetkilileri yapılan görüşmede, açlık grevi eyleminden haberdar olduklarını, basın açıklaması yapıldığından bu yana grevi takip ettiklerini, ayrıca polis kaynaklarının da kendilerini bilgilendirdiklerini aktardı.” Yazılı olarak da açlık grevi eylemcilerinin görüşme talebi CPT ve Avrupa Konseyine iletildi. Eylemcilerin kimler olduğu ve taleplerinin ne olduğu konusunda dosyanın da sunulacağı görüşmenin önümüzdeki günlerde gerçekleşmesi için girişimler devam ediyor.