Okan Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamza Savaş Ayberk, doğadaki tüm kirliliklerin insan ve canlı yaşamını etkilediğini söyledi. Yerel yönetimlerin iktidarlarını kaybetmemek için çarpık kentleşmeye göz yumduğuna dikkat çekti. Arberk, depremden sonra Wan’da tekrardan büyük acıların yaşandığını, ancak kenti yeniden inşa etmenin çevreci bir kent kurmak için büyük bir fırsat olduğu değerlendirmesi yaptı.

Her geçen gün çevre kirliliğinin arttığı Türkiye’de “kentsel dönüşüm” ile birlikte doğa katledilmeye devam ediyor. Yerel yönetimlerden, devlet kurumlarına kadar önü alınmayan çevre kirliliğine, bir de “Kentsel Dönüşüm” adı altında yıkılan tarihi yerler ve beraberinde oluşan molozlar da canlıları yok ediyor. Kentsel dönüşümün çevreye verdiği zararları değerlendiren Okan Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamza Savaş Ayberk, Türkiye’de kent dokusunun yanlış olduğunu belirterek, “Deprem oldu, Van ve Kocaeli yıkıldı. İnsanlar acılarla ertesi güne uyandılar. Kentlerde sağlıklı yapıdan ziyade ranta açık alanlar inşa ediliyor” dedi.
Çarpık kentleşmeyle birlikte yıkılan dairelerin molozlarının da büyük bir sorun olduğunu söyleyen Ayberk, standartlardaki bir dairede ortalama 20 ton moloz çıktığını kaydetti. Çıkan molozların nereye aktarılacağı konusunda yerel yönetimlerin “yol dolgusu” seçeneğini ortaya attığını belirten Ayberk, “Bunun fiziksel yapısı buna uygun mudur, yol çökmeleri olacak mıdır? Gelecekteki tüm kent dokularımız bunlardan oluşuyor” dedi.
Kent yapısının savunulacak bir yanının olmadığını dile getiren Ayberk, 2 yıldır Türkiye’deki kentsel dönüşüm projelerinin tamamını gezdiğini söyleyerek, şöyle devam etti: “Türkiye’de kent yapıları savunulabilir bir yapıda değil. Hatta Van’ı yeniden kurmuşlar ve kurulan Van, 20 yıl sonra yeniden eleştirilecek ve yanlış olduğu söylenecek. Aslında bunu söylemek için 20 yıl beklemek bile gerekmiyor, şimdiden bile yanlış olduğunu söylenebilir.”

‘Caydırıcı cezalar olmalı’

Yeni inşa edilen yapıların ranta ve piyasaya uygun inşa edildiğinin altını çizen Ayberk, “Kentsel dönüşüm büyük yerlerden kamu otoritelerini çok zora sokuyor. 4 yıllık seçim dönemi içerisinde bir belediye başkanı kenti şekillendirdiği için belediye başkanlığını kaybedebileceği kaygısıyla konutları yıkmak yerine tek tek konutları yenilemek daha hoşlarına gidiyor. O zaman da yeni ve sağlıklı yapılar yerine çarpık kentleşmeye göz yumuyor” dedi. Doğadaki tüm kirliliklerin insan ve canlı yaşamını etkilediğine dikkat çeken Ayberk, belediyelerin yol inşaatlarını yaparken yol kenarlarına bıraktığı molozların ağaçların bitki örtüsüne zarar verdiğini söyleyerek, yönetmelikte doğaya koruyacak ve ceza yöntemiyle caydıracak yasaların olması gerektiğini dile getirdi. 


‘Atık suları iyi planlamak gerek’
Türkiye’nin son 40 yıl içinde hızlı bir şekilde kentleştiğini dile getiren Ayberk, hızlı kentleşme içerisinde kentlerin bir bölümünün çevre, kent iletişimi konusundaki temel ölçütlere dikkat edilmeden yapıldığına dikkat çekti. Kentlerin iyi planlanması durumunda çevre sorununun azalacağı değerlendirmesinde bulunan Ayberk, “Fakat bu konuda bazı temel konulara dikkat edilmezse çevre sorunlarının daha da temel odağı haline gelebilir. Bunlardan bir tanesi atık suların yönetimidir. Kentleri kurarken atık suyu iyi planlarsanız suları iyi yönetirseniz, su havzalarını tehdit etmeden yeniden kazanırsınız. Ve aynı zamana kent kurarken ısınma sistemlerini düşünmek gerekmektedir. Özellikle canlıların yaşam alanı için kentlerin yeşil alanlarla donatılması gerektiğini inanıyoruz” diye konuştu.

‘Yeşil alanların yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor’

25 yıldan sonra ilk kez Van’a geldiğini dile getiren Ayberk, “Van hızlı bir kentleşmeye doğru ilerliyor. Van’da deprem acılar getirdi. İnsanlar maddi manevi sıkıntılar yaşadılar. Bu depremle gelen yıkımının moloz temizliğinden sonra ortaya çıkacak yeni kent içinde çağdaş bir tablonun ortaya çıkmasını bir fırsat olarak değerlendirmek gerekiyor. Yeşil alanların yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Kentin ana merkezdeki yeşil alanlar çok önemli soluk alanıdır. Kent içerisinde yeşil alanları geniş tutmamız halinde hava kordonların oluşmasına neden olur ve hava kirliliğinin dağılması için iyi bir fırsat yaratmış oluruz. Beton duvarlar içerisinde büyük duvarlardan kent oluşturursanız rüzgar akımı yönleri üzerinde etkili oluyorsunuz. Çevreci bir kent kurmak bu anlamda Van için büyük bir fırsattır. Bu fırsatları çok iyi değerlendirilmesi gerekiyor” dedi.


HÜLYA EMEÇ/DİHA/VAN