Xerabe Bava köyünde devlet güçleri tarafından feci şekilde işkence edildikten sonra gözaltına alınan kalp hastası Abdi Aykut’tan haber alınamıyordu.

Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Xerabê Bava (Koruköy) köyünde abluka 13. gününe girdi. Köyün semalarında sürekli İHA’lar uçurulurken, dün sabah saatlerinde ise yeniden helikopter hareketliliği başladı. İki saat boyunca köy üstünde uçurulan helikopterler daha sonra bölgeden ayrıldı. Köy ve çevresinde sürekli İHA uçuşu yapılıyor. Bornova 2’nci Jandarma Komando Tugay Komutanlığı, Mardin İl Jandarma Komutanlığı ve Emniyet Müdürlüğü’nün sürdürdüğü vahşet; işkence, kayıp, gözaltı ve ölümlerle devam ediyor.

Abdi Yakut’a yapılanlar

Xerabê Bava köyünde yaşayan Abdi Aykut, evinde yalnız bulunduğu sırada evi basan Türk güçleri tarafından öldüresiye şekilde dövülerek evin bahçesine bırakıldı. Devlet güçleri, iki gün evinin bahçesinde yarı baygın yatan Aykut’u bir battaniyeye sararak gözaltına aldı. Gözaltında fenalaşan ve durumu ağır olan Aykut, Nusaybin Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastane kayıtları silinen Aykut’tan bundan sonra ise hiç haber alınamadı. Aykut’un eşi Vetha Aykut, eşinin kalp hastası olduğunu ve katledildiğini düşündüklerini söyledi.

Evleri de ateşe verildi

Eşinin evin bahçesinden götürüldükten sonra evlerinin de ateşe verildiğini söyleyen Aykut, eşi ile birlikte öğrenci olan kızlarını üniversiteye uğurlamak için Kızıltepe ilçesinde bulunduklarını hatırlatarak, “Biz Şubat ayı başında Kızıltepe’ye gittik. Köyde iki ineğimiz kalmıştı, eşim 10 Şubat günü ineklerimizi satmak için köye gitti, bir gün sonra köyümüz abluka altına alındı ve eşim de orada kaldı” dedi.

Askerler ‘öldürün’ dedi


Vetha Aykut, eşinin evde yalnız kaldığını ve ardından kardeşinin evine geçtiğini söyledi. Kardeşinin evinde erzak tükendiği için ablukanın 6. gününde eşinin evden erzak almaya gittiği sırada devlet güçlerinin saldırısına uğradığını belirten Aykut, şöyle konuştu: “Eşim burada öldüresiye şekilde dövülüyor, ardından evin bahçesine atılıyor. Eşim saldırıya uğramadan hemen önce telefonda görüşüyorduk. Bir anda sesler duyuldu ‘Öldürün, vurun’ diyorlardı. Telefon kesildi, komşumuzu aradım, askerler onun telefonuna da el koydular, telefon açık olduğu için sesleri duyuyordum. Askerler ‘Öldürün, bahçeye atın” diye bağırıyordu.

Kalp hastası eşim işkence edildikten sonra bahçede iki gün bırakılıyor. İki günün sonunda asker gidip alıyor, bir battaniyeye sarıyorlar, gözaltına götürülüyor, gözaltında durumu ağırlaşınca hastaneye götürülüyor”

Hastahane kayıtları silindi

Vetha Aykut, hastahaneyi aradıklarını ve eşinin hastahane de yattığını öğrendiklerini belirterek, sonrasında ise eşinin hastane kayıtlarının silindiğini ve kendisinin akıbeti hakkında hiçbir bilgi alamadıklarını söyledi. “Hastane kayıtlarını sildiler, eşimin hastanede olduğunu inkâr ettiler. Şimdi nerede olduğunu bilmiyoruz” diye devam eden Aykut, eşinin katledilmiş olduğunu düşündüklerini kaydetti. Aykut, “Öldürdüler, şimdi de kaybedip çatışma görüntüsü verip “Çatışmada öldürüldü” şeklinde yansıtmak istiyorlar” ifadelerini kullandı. 

Gözaltındaki fotoğrafı

57 yaşındaki Abdi Aykut’un 19 Şubat günü Nusaybin Emniyet Müdürlüğü’nde hastaneye kaldırılmadan önce çekilen fotoğrafı ortaya çıktı. Fotoğraf CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu tarafından da paylaşıldı. Sezgin Tanrıkulu, Başbakan Binali Yıldırım’ın twitter hesabını etiketleyerek, “Nusaybin Kuruköy’de gözaltına alındıktan sonra işkence gördüğü bildirilen Abdi Aykut’un durumu ile ilgili işlem yapacak mısınız? @TC_Basbakan” diye sordu.

Sosyal medyada hızla yayılan fotoğrafta, Abdi Aykut olduğu belirtilen köylünün yoğun işkenceye maruz kaldığı görülüyor. Köylünün kafa kısmında kırıkların olduğu görülürken, yüzü de aldığı darp nedeniyle kanlar içerisinde.   

Abdi Aykut’un eşiyle görüşen ANF, akşam saatlerinde geçtiği haberde, “Abdi Aykut’un şu sıralarda Mardin Devlet Hastahanesi Plastik Cerrahi bölümünde tutulduğu öğrenildi. 



Hepsi maskeli

Bornova 2. Jandarma Komando Tugayı Komutanı Tuğgeneral İsmail Balıbek ve Mardin İl Jandarma Komutanı Albay Ahmet Zafer İşcan tarafından köyde sürdürülen vahşette daha önce Cizre, Gever ve Sur’da görev yapan PÖH elemanları da yer alıyor.

Köy korucuları, daha önceki operasyonlara dahil edildiklerini ancak bu sefer operasyona çağrılmadıklarını söyledi. Askeri yetkililerin kendilerine, “Siz sadece köyünüzdeki nöbetleri tutun” diyen korucular, operasyon için özel birliklerin getirildiği bilgisinin kendilerine verildiğini aktardı. Köydeki operasyonun Bornova’dan getirilen askerler ile özel harekat polisleri tarafından yürütüldüğünü belirten korucular, söz konusu gücün hepsinin maskeli olduğunu vurguladı. Korucular, Mardin Jandarma Komutanlığı’na bağlı askerlerin ise sadece çevre güvenliğini sağladığını söyledi.


Kar üstünde çıplak işkence

Xerabê Bava köylüleri, İzmir’de yaşayan akrabalarına ulaşarak, gördükleri baskı, şiddet ve işkenceyi duyurmalarını istedi. Köyde yaşayanlar, “12 gündür başımıza bombalar yağıyor. Gözaltına alınan herkese çıplak bir şekilde karın üstünde işkence yaptılar” dedi.

 İzmir’de yaşayan Xerabê Bava köylüleri, akrabaların yaşamından kaygılı. Köyde yaşayan akrabaları ile telefonla kısıtlı bir şekilde görüştüklerini aktaran Sare Türk, köyde olan baldızının kızı ve halasının çocuklarından aldığı bilgileri aktardı. Türk, baldızının “Şu an oradaki herkesi gözaltına almışlar ve operasyon yapıyorlar. Oradakileri aradığımızda 12 gündür başımıza bombalar yağıyor. Kardeşimi götürdüler ben de nereye götürdünüz diye sorduğumda bize saldırıyorlar. Nereye götürdüler bilmiyorum. Köyde elektrik yok. Gözaltına alınan herkesi çıplak edip sabaha kadar karın üstünde işkence ettiler” dediğini aktardı.

Xerabê Bava olan kız kardeşi ile yaptığı telefon görüşmenin içeriğini aktaran Hanife Gümüş de, “Günde 3 defa evimizi arama yapıyorlar. Köyün bütün gençlerini toplamışlar. Gençleri sorduğumuzda ise bana saldırdılar. Kimsenin kimseden haberi yok. Ahırları hayvanlarla birlikte ateşe veriyorlar. Komşulardan hasta olanlar var, doktora gidemiyorlar. Elektrik kesik, telefon şebekeleri sağlıklı çekmiyor. Gözaltına aldıklarına her gün işkence yapıyorlar” dediğini söyledi. 


İki köyüne daha abluka

Mardin Valiliğinin dün sabah sokağa çıkma yasağı ilan ettiği iki köy ablukaya alındı. 

Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Xerabê Bava (Koruköyü) köyünde abluka sürerken, Mardin Valiliği, Xerabê Bava’ya 7-8 kilometre mesafede bulunan Doğanlı (Talatê) ve Kuyular (Cibilgirav) köylerinde sabah saat 08.00’den itibaren sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini duyurdu. Yasak ilan edilmesinden sonra her iki köyün de asker ve özel harekat polisleri tarafından ablukaya alındığı ve iki köyde operasyon hazırlığı olduğu bildirildi. 


90’larda da yakıldı, vazgeçin artık


Xerabê Bava köyüne gidişlerine izin verilmeyen İHD Amed Şube Başkanı Raci Bilici, 90’lı yıllarda da “güvenlik” politikaları adı altında aynı köyün yakıldığını ve bir sonuç alınamadığını hatırlatarak, bu yanlıştan vazgeçilmesi çağrısı yaptı. 

Köyden çıkan kişilerin beyanlarının ve söylediklerinin çok vahim olduğunu ifade eden Bilici, köyde yaşamını yitiren insanların olduğunu, evlerin yakıldığını, aç susuz bırakıldığını, dışarıya çıkamadıklarını, sağlıklı erişim yapamadığını ve temel gıda ihtiyaçlarını sağlayamadığını aktardı. Bilici, “Bizler de kötü muameleye uğradıklarını ve işkence gördüklerini söyledik. Yerinde görmek istedik ama maalesef hiç kimse bize bir cevap olmadı ve engelleme ile birlikte geri dönmek zorunda kaldık. Bir an önce bu sokağa çıkma yasağının kaldırılması gerekir” dedi. 

Bilici, yasağın daha fazla tahribata, can kaybına ve hak ihlallerine mahal vermeden kaldırılmasını istedi. Bilici, yasağın uzun sürmesinin ve heyet olarak gönderilmelerine izin verilmemesinin kendilerinde şu izlenimleri bıraktığını söyledi: “Biz şu izlenime vardık. Bir devlet kendi gücünü göstermeye çalışıyor. ‘Ben buradayım ve gereğini yaparım’ mantığıyla yaklaştığını görüyoruz. Tam tersine devletin zafiyetidir bu. Operasyon olmuşsa bitmiştir. Köylüleri cezalandırarak bir ders verme anlayışı ile yaklaşarak sorunu çözemezsiniz. Dolayısıyla bizim gördüğümüz sanki o köy ve civar köylerde devletin böyle bir yüzünün olduğunu bu şekilde davranılacağını ve çok orantısız bir şekilde gelineceğinin mesajıdır diye algıladık. Eğer böyle değilse bizlere izin verilmesi lazımdı. Cezalandırma temelinde yürütülen bir operasyondur, bu da bizi ciddi anlamda kaygılandırıyor.”


Devletin mantığı değişmedi

90’lı yıllarda yakılan yıkılan köylerdeki devlet mantığının daha fazlasının bugün uygulandığını belirten Bilici, bölgeden gelen görgü tanıklarının ifadelerine göre uygulanan yönetimin de aynı yöntem olduğunu vurguladı. Bilici, “Uygulama aynı. Sonuç da aynı. Bir konsept vardır. Çerçevesi çizilmiştir. Tahribatın boyutu ne olursa olsun yeter ki biz burada gücümüzü gösterelim, şeklinde yaklaşıldığını görüyoruz. 90’lı yıllardan da beter. Giriyordu, yakılma, yıkılma, gözaltı yapıp çıkıyordu. Bu bir gün ya da iki gün sürüyordu. Burada uzun sürüyor. 90’lı yıllarda da biz köylerde operasyonlar bittikten sonra da gördüğümüz manzara ile şuanda anlatılan manzara birebir örtüşüyor. Yine evlerin yakıldığını, insanların işkence gördüğünü, hayvanlarının telef olduğunu, temel gıda ihtiyaçlarının tamamıyla tahrip edildiğini, dağıttığını bir birine karıştırıldığını gördük. Şuanda da bu yapılıyor” şeklinde konuştu. 

Köy nüfusunun tamamına yakınının da gözaltına alındığını söyleyerek, “Bu köy 90’lı yıllarda da yakılan bir köy. Yine bu köy yakılmış, yıkılmış, insanlara aynı zulüm yapılarak yerinden yurdundan göç etmek zorunda kalmış. Köy yine yakılıyor ve insanlara aynı muamele yapılıyor. Yaşamını yitiren var, işkence yapılan, gözaltına alınanlar var. Bunların tutuklanıp tutuklanmayacağı da belli değil. Oköyün akıbetinin ne olacağını da bilmiyoruz. Dolayısıyla ne kadar tekrarlanırsa tekrarlansın yöntem aynı ise çözüm çıkmaz” dedi.


Denenmeyen ne kaldı?

Girişi engellendiği için Xerabê Bava köyü yolunda nöbet tutan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven, yaşananları değerlendirdi. 

Bugün Xerabê Bava köyünde yaşananların son 1,5 yıldır birçok Kürt kentinde yaşatıldığını söyleyen Güven, şunları söyledi: “Nusaybin Koruköy’de hendek mi var? İstihbarat mı aldınız, o istihbarat doğrultusunda o noktaya gidilerek kişiler alınabilir. Ama siz bir köyü esir alarak o köyü sokağa çıkma yasağına mahkum edemezsiniz. Orada genç, yaşlı ve çocukları en temel yaşam ihtiyaçlarını gidermez hale getirdiler. OHAL adı altında bu köyde bir insanlık suçu işleniyor. 

AKP-MHP ittifakı çok kirli bir ittifaktır, Kürt halkını katletmek üzerine gerçekleştirilmiş bir ittifaktır. Şimdi Kürdistan’da bir Arap koridoru kurarak, Kürtleri diğer parçalardan ayırmaya çalışıyorlar. Nusaybin gibi yerlerde beton duvarlar örülerek halk bir birinden koparılmak isteniyor. Sur ilçesinde 10 bin Suriyeli seçmen kaydedilmiş. Surlular, kendileri oy kullanacak sandık bulamazken 10 bin Suriyeli mülteciyi ne zaman buraya kaydettiniz? Demek ki dediğimiz gibi AKP bu Arap koridoru oluşturacak. Bu koridor ile Rojava Kürtleriyle Kuzey’deki Kürtleri birbirinden ayıracak. 

Mehmet Ağar da yapmıştı

1990’lı yıllarda da 4 bin civarında köy boşaltılmıştı. Köylülerin evlerinden elbiselerini dahi almalarına izin verilmedi. Köylülere, köy meydanlarında dışkı yedirildi. Geçmişte bunlar Mehmet Ağar eli ile yapılmıştı. Tansu Çiller, örtülü ödeneklerden, devletin kaynaklarından birilerine peşkeş çekerek, Yeşil gibi kişilere milyarlarca para aktararak ‘Kürdü katlet’ demişti. Mehmet Ağar’ın öğrencisidir Süleyman Soylu. O zihniyeti çok iyi biliyor. Ama şunu unutuyorlar, birbirlerine sorsunlar; ‘Denenmeyen bir şey kaldı mı?’ diye.” 


Xerabê Bava köyünde yaşananlara tepki

Nusaybin’in Xerabê Bava köyüne yönelik süren abluka ve ölüm haberlerine ilişkin birçok ilde eş zamanlı kınama eylemleri ve açıklamalar yapıldı. Kürt sorununa ilişkin bugün denenen yöntemlerin geçmişte de denendiği belirtilen açıklamalarda, Tansu Çillerin “Ya bitecek, ya bitecek” sözü iktidara hatırlatıldı. Van, İstanbul, Mersin, Antalya, Batman ve İzmir’deki eylemlerde “Katliam ve işkenceye hayır. Koruköy yalnız değildir” denildi.


Mezar taşları ve cami yıkıldı


Askeri operasyon başlatılan Bitlis’in Şéx Cuman Vadisi’ne çok sayıda askeri araç ve askerin yanı sıra iş makineleri de sevk edilirken, bölgede bulunan mezarlıktaki mezar taşları ve cami askerlerce yıkıldı. 

Bitlis kırsalında bulunan Şéx Cuman Vadisi’nde askeri operasyon başlatıldı. Özellikle kış aylarında operasyon ve çatışmalarla gündeme gelen Şéx Cuman Vadisi’ne yönelik önceki gün akşam saatlerinde başlayan hava destekli askeri operasyon devam ediyor. Bölgeye, önceki günden itibaren çok sayıda askeri araç ve askerin yanı sıra iş makineleri de sevk ediliyor.

Yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre; Yukarı Olek köyünde bulunan Xerzan Şehitliği’nde mezar taşları ve mezarlık müştemilatında yer alan cami Türk askerlerince yıkıldı. 

Giriş çıkışların kapatıldığı bölgede, operasyon devam ediyordu.


MARDİN