
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı tanafından yapılan yazılı açıklamada, Kürt sorununun barışçıl-demokratik yöntemlerle çözülebilmesi için 18 yıldan beri çaba gösterdiklerini belirterek, „Barışa yaklışmışken PKK saldırdı“, „PKK Öcalan’a rağmen saldırdı“, „PKK barış istemedi“ şeklinde yürütülen kara propagandaya şu özet yanıtı verdi:
Protokolleri biz kabul ettik AKP Hükümeti ‘tasfiye’ dedi
„En son Kürt Halk Önderi Başkan Apo geçtiğimiz aylarda her iki tarafın hassasiyetini de dikkate alarak 3 ayrı başlık altında protokoller hazırlayıp devlete ve hareketimize sunmuştur. Bizler KCK olarak, en makul çözüm ölçülerini içeren bu protokolleri kabul ederek bunu Önderliğimize ve devlete bildirdik. Ancak AKP hükümeti, vereceği yanıtı sürece yayarak, protokolleri cevapsız bırakmıştır. Seçimlerde yüzde 50 oy alan AKP, seçimlerin hemen ardından Kürt tarafının da olumlu yaklaşması ile bu sorunu barışçıl yöntemlerle çözme gücü ve fırsatı çok büyük olmasına rağmen, sorunu çözmeye yanaşmamıştır. Kürtleri bir taraf olarak kabul etmek yerine, muhatapsız bir biçimde kendi çözümünde ısrar etmiş ve şiddet ile tasfiye etmekten vazgeçmemiştir. Farklı üslup ve yöntemlerle sömürgeci inkar ve imhada ısrar eden AKP, son tahlilde çözüm yöntemi olarak şiddette karar kılmıştır.
Öcalan somut çağrı yaptı Başbakan cevap gereği duymadı
Önder Apo, en son Başbakan’a yaptığı somut çağrıda ‘Başbakan, sorunu siyasal yollarla çözeceğine teminat versin, önümü açsın, 1 hafta içerisinde gerillayı güvenli bir yere toplar ve bu sorunu çözeriz’ biçiminde çok net ve açık bir çözüm tarzı ortaya koydu. Başbakan bu çok önemli ve anlamlı olan çağrıyı duymazdan gelmiş, cevap verme gereğini bile duymamış, tersine ‘Artık farklı strateji ve uygulamalarla üzerlerine gideceğiz ve ezeceğiz’ diyerek savaş ilanını yapmış ve dört haftadır önderliğimizle ne avukat ne de aile görüşü yaptırmamıştır.
Silvan eylemi bahanedir savaş kararı önceden verildi
Gerillanın ateşkes pozisyonuna rağmen, AKP’nin şiddet eksenli siyaseti sonucu operasyonlar devam etmiş, bahardan beri yaşanan çatışmalarda çok sayıda gerillamız şahadete ulaşmıştır. En son yaşanan Silvan çatışmasında ise 20 asker yaşamını yitirmiştir. Bunu adeta bahane yapan Erdoğan, önceden kararlaştırdığı açık olan şiddet politikasını uygulamaya koymuştur. Böylece ‘geçmiştekiler beceriksizdi, beceremediler; ben becereceğim’ diyerek ‘90’ları aşan düzeyde şiddet ve imha politikalarını gündeme koymuştur.
Sonuna kadar samimi davrandık AKP tasfiyeden vazgeçmedi
Biz, Kürt halkı ve Kürdistan Özgürlük Hareketi olarak sorunu barışçıl-demokratik yöntemlerle çözmede sonuna kadar samimi davrandık. Ancak AKP samimi davranmayıp çifte standartlı yaklaşımlarla Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etmekten vazgeçmedi, Kürt halkının iradesini tanımaya yanaşmadı ve şiddette karar kıldı. Böylece 13 Ağustos 2010’da ilan etmiş olduğumuz ateşkes süreci, AKP hükümeti tarafından anlamsız kılınmış ve yeni bir savaş süreci dayatılmıştır. Sorunu şiddet temelinde çözmek isteyen biz değil, AKP devleti olmuştur. Bütün yandaş basın-yayın organları birer psikolojik savaş kurumu gibi ‘yeni bir savaş dönemini’ gündemleştirmiş, Sri Lanka katliamını örnek vererek toplumu yeni katliamlara hazırlamaya yönelmiştir.
Kürt halkını teslim almak istiyorlar
Bu temelde; ağır tecrit ve İmralı işkence sistemi ile Önderlik üzerinden baskı ve tehdit geliştirerek geri adım attırmak isterken, hareketin yönetimine karşı da nisan ayından beri suikast peşinde koşmaktadır. KCK Davası adı altında 3 bin kişiyi tutuklayarak rehin almış olmasına rağmen, Kürt siyasetini açıkça tehdit etmekte, şantaj ve korkutmayla sonuç almak istemektedir. Medya Savunma Alanları’nı hedeflemek Kürt Özgürlük Hareketi’ni etkisiz kılarak tasfiye etmek ve katliamlarla Kürt siyasetini, Kürt halkını teslim almak istemektedirler.
3 gerilla ve 7 sivil katledildi
6 günden beri tüm Medya Savunma Alanları’na dönük kesilmeden sürdürülen hava saldırıları, normal bir savaşın ölçülerini aşan bir düzeyde, savaşı bizzat pratikleştirerek halkımıza karşı imha savaşını ilan ederek başlatmıştır. Yapılan bu saldırıyla geniş bir alanda çok sayıda Güney Kürdistan köyünün mal ve mülküne zarar vermiş, mevsim zamanında halkın çalışmasını engelleyerek göçertilmesine yol açmıştır. Şimdiye kadar gerilla güçlerimizde Behdinan sahasında yaşanan 3 şahadet dışında herhangi bir kayıp yaşanmamıştır. Fakat bu saldırılar, Kürdistan doğasına ve halkımızın mal-mülküne büyük zararlar vermiştir. Yine bu saldırılarda birçok köy, doğrudan hedeflenmiş ve çok sayıda ev yerle bir edilmiştir. Yapılan saldırılar sonucunda Haftanin, Metina, Zap, Avaşin, Gare, Xakurke, Xinere ve Kandil alanlarındaki yoksul Kürt köylüleri büyük zayiat görmekle beraber, saldırılar süreklileşerek halkı göçertmeye dönük yoğun bir tazyik oluşturulmuştur.
Halkımızın aldığı tedbirler sonucu ağır can kayıpları yaşanmamış olsa da, dün öğle saatlerinde Kandil’den Ranya’ya giden ana yolda seyreden araca uçakların yaptığı saldırı sonucu 4’ü çocuk, 1’i hamile kadın olmak üzere toplam 7 insanımız şehit edilmiştir.
AKP Hükümeti hesap vermekten kurtulamayacak
Öncelikle şehitlerimizin değerli ailelerine, tüm Kandil’deki yurtsever kahraman halkımıza ve tüm Kürdistan halkına başsağlığı diliyoruz. Ailemizi ve çocuklarımızı vahşice katleden AKP hükümeti, bunun hesabını vermekten kurtulamayacaktır. Türk devlet uçaklarının Güney Kürdistan’ın iç hatlarına kadar saldırma iznini veren başta ABD olmak üzere uluslararası güçler ve Irak hükümeti de bu katliamdan sorumludurlar. Halkımızın meşru mücadelesine karşı sınırsız bir biçimde devlet terörünü uygulayan Türk devletinin bu çırpınışı ve vahşeti asla sonuç vermeyecektir.
Bu savaş, Kürdistan’ı sömürgeciliğe mezar yapacak
Gelinen aşamada AKP devleti Kürt sorununu şiddet yöntemiyle asla çözemeyecektir. Böyle bir şey hiçbir biçimde mümkün değildir. Tamil katliam örneği, Kürdistan’da asla mümkün olmayacak, tersine AKP’nin geliştirdiği bu savaş Kürdistan’ı sömürgeciliğe mezar yapacaktır. Hareketimiz ve halkımız, kendini savunabilecek güç ve olanaklara sahip olduğu gibi, mevcut tecrübe, yoğunluk ve güç düzeyi Devrimci Halk Savaşı’yla önemli sonuçları ortaya çıkarabilecek seviyeyi yakalamıştır. Kürdistan özgürlük gerillası, yiğit Kürt gençliği ve özgürlükçü Kürt kadını serhildan meydanlarında ve kırsalda yürüteceği direnişle AKP devletinin bu şiddet politikasını başarısız kılacak ve Demokratik Özerklik perspektifiyle çözümü hayata geçirecek, Önderliğini özgürleştirecektir.
Onurlu direnişle ulusal birlik pekişmeli
Yurtsever Kürdistan halkı, tüm parçalarda ve yurtdışında AKP devletinin geliştirdiği topyekun savaş karşısında onurlu duruşu ve direnişi sergileyerek ulusal birliğini pekiştirmelidir. Çünkü sömürgecilik adına yapılan bu saldırı İran’ın Kandil’e saldırısı ile birlikte düşünüldüğünde Kürt halkının bütün kazanımlarına karşı yapılmış bir saldırıdır. Kürt halkını iradesizleştirme ve köle bir düzene mahkum kılma saldırısıdır. Buna karşı tüm Kürdistani güçlerin birlik olması ve tavır alması, sömürgeciliğin bu hamlesini başarısızlığa uğratacak, halkımıza önemli stratejik mevzileri kazandıracaktır. Yaptığımız tüm barışçıl çağrı ve çabalara rağmen bu kadar şiddetle cevap veren anlayış, sömürgeci imha anlayışının ta kendisidir. Buna karşı birleşmek ve direniş içinde olmak her dürüst ve namuslu Kürdistanlının boynunun borcudur.“
BEHDİNAN