Fransa Gündemi


Fransa'da kadınlara ve çocuklara yönelik taciz oranı 5 yıl içinde yüzde 18 oranında artış gösterdi. Tacizin adresi kimi zaman bir metro istasyonu, kimi zaman bir kilise, kimi zaman bir ev ve kimi zaman Fransa Ulusal Meclisi oluyor. Fransa'da günde ortalama 33 taciz ve tecavüz olayı resmi olarak kayıtlara geçiyor. Geçtiğimiz aylarda kiliselerde çocuk istismarı gündeme gelirken, kısa bir sürede bizzat hükümet tarafından üstü kapatıldı. Son bir haftadır ise Fransa Ulusal Meclisi Başkan Yardımcısı Densi Baupin'in partisinde 6 kadın vekili taciz ettiği konuşuluyor. Tacizci klasiği gereği başkan yardımcılığı görevinden istifa eden milletvekili Baupin, iddiaları kabul etmiyor. 

Kadın hareketleri ve kadın siyasetçiler dışında hükümetin kendisi de dahil herkes bu durum karşısında suspus oturuyor. Meclis önüne biriken yüzlerce kadın, "dokunulmazlığa son" sloganını atıyor. Bu olay Fransa siyasetinde yaygın olarak görülen ama tüm devletlerde olduğu gibi üstü anında örtülüyor. Kadın hareketleri temsilcileri ve siyasetçi kadınların da aralarında bulunduğu 500 kadın "tacize son" talebiyle gazeteye ilan verdi. Kadınların tacize uğradıklarını açıklamasının zorluğuna değinilen metinde, ancak siyasette bunun daha da zor olduğu belirterek, erkek siyasetçilerin sık sık bu durumu suistimal ettiğine dikkat çekiliyor.

“Siyasette taciz: Dokunulmazlığa son“ başlıklı metinde, “Seni akşam yemeğine davet ederse hayır de, onunla tek başına asansöre binme, onunla ofiste yalnız kalırsan dikkatli ol” ifadeleri yer alıyor. Liberation gazetesinin de bu ilan yayınlandığı gün Ulusal Meclis'te yeni bir taciz vakası daha gündeme geldi.  

Hükümette önemli isimlerden olan ve aynı zamanda Maliye Bakanı Michel Sapin, kadın bir gazeteciye "uygunsuz" davranışta bulunduğunu ve pişman olduğunu açıklamasında bulundu. Geçtiğimiz günlerde, iki gazeteci Aziz Zemouri ve Stephanie Marteau'nun Fransa Cumhurbaşkanlığı Sarayına ilişkin hazırladığı "Elysee Off" isimli kitap yayınlanmıştı. Söz konusu kitapta, bir bakanın Davos forumu sırasında kadın bir gazetecinin yanına gelerek taciz ettiği iddia edilmiş ancak bakan isim verilmemişti.

Nisan ayında kitap yayınlandığı günlerde kadın gazeteciler Fransız siyasetinde giderek artan taciz skandallarına tepki göstererek "Pençeni benden çek" isimli ortak bir bildiri yayınlamıştı. Fransız medyası tacizde bulunan ismin Sapin olduğunu iddia etmiş ama, Sapin durumu reddetmişti. 

Ancak Ulusal Meclis Başkan Yardımcısı Baupin'in istifasından sonra söylem değiştiren Sapin, basına yaptığı açıklamada, Davos'ta kadın gazeteciye uygunsuz davranışta bulunduğunu kabul ederken bile bunun altında cinsiyetçi bir niyet olmadığını söyleme gafletinde bulunmaktan utanmadı. Ülkeler, kıtalar, özetle coğrafyalar değişsede kadına dönük taciz karşısında devletin tutumu değişmiyor. Üstü örtülüp, rafa kaldırılan bir gündem dışında bir etki yaratmıyor. Kadınların, meclis önünde "tacize son, dokunulmazlık kalksın" çığlığı büyüyüp çığlaşmadıkça bu rutin değişmeyecek!