Başbakan “Türkiye’nin istikametini ne medya, ne sosyal medya ne de terörize edilen sokaklar değil, sadece millet ve sandık belirler.” Dedi… “Millet” kendi kendini belirleyen olsaydı sandıktan demokrasi çıkardı. Milleti devlet belirlediği için sandıktan hep devlet çıkıyor!...

Sandığın hikayesi devletten daha eskidir. Belki de İnsanlığın doğal yaşamdan yerleşik yaşama geçtiği döneme kadar gider.  Sandık deyip de geçmeyin! O sandıkta kimi zaman “Kutsal emanetler” saklandı, kimi zaman mücevherat zula edildi, kimi zaman iktidarın hazinesi korundu, kimi zaman da kralların, firavunların cansız bedenine ebedi mekan oldu. Dillere destan gizemini koruyan bir sandıkta “Hz. Musa ile Harun’un asası ve sarığı, Hz. Davut’un yüzüğü, Tevrat’ın levhaları…” Gibi kutsal emanetler vardır. Kuran’ın Bakara Suresi 248. Ayet’ine göre “Onu melekler taşır!” ve “Ahit Sandığının bulunması“ o kadar önemlidir ki “Mehdi’nin ortaya çıkışının alametlerinden biridir!” Ayette sandık yerine “Tabut” sözcüğü kullanılmıştır. Ancak müfessirlere göre “Tabut, sandık anlamında kullanılmıştır.”  
Pandora’nın Kutusu (Mitolojik hikayede “Kavanoz” olarak adlandırılsa) da bir sadıktır. “Tanrılar Tanrısı“ Zeus’un “Asla açılmaması koşulu” ile Pandora’ya “Düğün armağanıdır!” Zeus, Epimetheus (Promrtus’un Pandora ile evlenen kardeşi) ve Pandora’nın mitolojik hikayesinde, Pandora, merakına yenilir “Tanrılar Tanrısının” emrini dinlemez kutuyu/sandığı açar ve “İçindeki tüm kötülükler dünyaya yayılır!” Dünyaya yayılan kötülüğün sorumlusu kadındır. Cennette iken “Merakına yenilip” erkeği “Ayartan, yasak meyveyi yediren kadın” gibi! Sandığın hikayesine göre kadın “Dünyadaki günahkarlığın sorumlusu” erkek ise “Sandıkta gizli kutsal bir emanettir!” Sandığın kendisi çok derin değildir ama hikayesi derindir. Erkek egemen militarist devlet sandıktan çıkmıştır.
Lahit, Tabut, Sandık… Lahit taştan oyulur ve görkemli işlemelerle donatılırdı. Çoğunlukla kaldırılması zor olan bir de kapağı olurdu. Sabit kayalara oyulan kral mezarları veya sabit olmayan türleri de vardı. Anadolu ve Mezopotamya’nın hemen her yerinde antik zamanlardan kalma, modern olmakla övünenlerin talan ettiği lahitlere rastlamak mümkündür. Ama hangi lahit Mısır Firavunlarının altın ve mücevher işlemeli tabutları kadar görkemli olabilir ki? Firavunlar için görkemli tabut, “Dünyevi iktidarı uhrevi aleme taşımanın” aracıydı. Firavunlardan geriye onların masalsı iktidarına özenen çağdaş Ortadoğu Firavunları ve mumyaları barındıran “Öbür dünya iktidarı” için yapılmış piramitler kaldı.  
Lahit, tabut ve sandık da tıpkı yaşamdaki her gereç gibi, taşa, ağaç kütüğüne, cevhere can veren ustaların elinde ihtiyaca göre şekillendi. Saray hatunlarının, kraliçelerin, prenseslerin narin bedenini süsleyen esvaplardan, mücevherata kadar ne varsa sandıkta gizlenirdi. Görünürde sandığın işlevi bu olsa da kadim zamanlardan beri sandık iktidar erkinin mutluluğuna hizmet eden bir araçtır. Daha yakın zamanlara kadar genç kızlar göz nuru ile işledikleri çeyizlerini “Erkeğin hizmetine sunulacak kutsal bir emanet!” olarak sandıkta korurlardı. Geleneklerde sandığa yüklenen anlam sandığı gelinden daha değerli kılardı!
Uzun ve derin hikayesini kısaca anlatmaya çalıştığımız sandık, bu gün bildiğimiz ve yaşadığımız devleti devlet yapan unsurlardan biridir. İnsanlığın kadim değerlerini iktidarına alet eden devletin her zaman “Kutsal yetkiyi” sakladı bir sandığı olmuştur. Başbakanın “Seçim Sandığı“ demesinin mitolojiden hakikate giden hikayesi budur. Başbakan ve devlet için “İktidar yetkisine” giden yolda bir araç olan sandık demokrasinin, eşitliğin, adaletin ve temel hakların tabutu olmuştur. Doğru ve eşit koşullarda yapılan seçimde sandık bir araçtır. Ama yüzde 10 barajı ve mevcut “Siyasi Partiler Yasası” ile yapılan seçim hokkabazlığı sandığı demokrasinin tabutu yapıyor.
Başbakanın mevcut siyaset anlayışı iki sandığa bağlıdır. Seçim sandığı ve tabut sandığı…!!! Devlet “Teklerden” oluşturduğu “Milletin” onayı ile kendini sandıkta muhafaza ederken, muhalifleri tabut sandığında “Muhafaza eder!” 90 Yıldır “Türkiye’nin önüne” iki sandık konur. Biri seçim sandığı, diğeri tabut sandığıdır. Haklarını savunanlar tabut sandığına, “Tek tip ve millet olanlar” seçim sandığına…!!! “Ben farklıyım dilim, kültürüm, inancım var!” diyenler tabut sandığına… “Devletin Tekleri Kutsaldır!” diyenler seçim sandığına! Devlet sirk cambazı gibidir. “İçi boş” sandığı mühürler, kapatır ve “Milletin önüne” koyar. “Seçim biter” devlet sandığı açar ve sandıktan kendisi çıkar!!! Bunun adına da “İleri demokrasi” denir!!!   
Bekasını “Tek” tipleştirilmiş “Milletin” sandığında gören ceberut devlet anlayışı tabuta gömülmedikçe, “Milletin önüne konulan” sandık demokrasinin tabutu olacaktır.