Otuz iki yıldır aralıklı olarak tek taraflı ateşkes ya da çatışmasızlık süreci ile devam eden Kürt Özgürlük Mücadelesi, 24 Temmuz'dan bu yana yine sıcak çatışmaya dönüştü.

Türkiye basınında yandaş medya Kürt Özgürlük Mücadelesi'ne karşı psikolojik savaşını sürdürüyor. Yandaş olmayan medya ise Kürt Özgürlük Mücadelesi'ne olan olumlu tavrından uzaklaşmaya başlıyor.

Savaş mutlaka kötüdür. Can alır. Can almakla kalmaz toplumların sosyal ve ekonomik dinamiklerinide tahrip eder, dumura uğratır.

Otuz iki yıldır devam eden bu savaştan her iki taraf da maddi ve manevi olarak zarar gördü. Bu savaş devam ettiği müddetçe her iki taraf da zarar görmeye devam edecek.

Bu savaşı bitirmek lazım. Bu savaşı bitirecek olanlar bu savaştan en fazla zarar görenler olacaktır.

Bugüne kadar asker cenazelerinde "Şehitler ölmez vatan bölünmez", "Kahrolsun PKK" gibi sloganları duyuyorduk. Türk halkı artık cenaze törenlerinde sorgulayıcı oluyor. Gencecik evlatlarının tam olarak askere gönderdikleri vücutlarının kırk parça olarak geri dönmesini istemiyor. Batıya gelen cenazelerin hepsinin fakir emekçi çocukları olduğunu bilince çıkartıyor. Bu önemli bir gelişme. Bu önemli gelişmenin daha bir büyümesi, büyütülmesi gerekiyor.

Kürt tarafının cenazelerinde de "Şehid namirin" sloganları atılır. Ancak bunun yanında Kürt anaları "Bu son cenaze olsun. Analar artık ağlamasın" diyorlar. Şüphesiz ki sadece Kürt anaları değil, hiçbir anne ağlamasın diye söylüyorlar. 

Peki bu savaş nasıl sona erdirilir? Bu savaşı sona erdirmenin yolu demokratik kitle eylemlerinden geçer. Yani sivil itaatsizlik. Eğer seçimlerde ya da Newroz kutlamalarında alanlarda topladığımız yüzbinleri Diyarbekir'in, İstanbul'un, Van'ın, Ankara'nın meydanlarında toplayıp etkin demokratik eylemlikler yaparsak bu savaş sona erdirilebilir. Birkaç tane demokrasi çadırı kurmak, ya da az bir kitlenin katıldığı demokratik özerlik açıklamaları yapmakla bu savaşı sona erdiremeyiz. Newroz alanına topladığımız milyonları bir hafta Diyarbekir'de Şeyh Sait Meydanı'nda toplayabilirsek çift taraflı ateşkesi sağlarız.

Muş'ta yaşamını yitiren kadın gerillanın çıplak bedeninin teşhir edilmesine milyonlarca Türk ve Kürt kadini tepkisini koyarsa, Taksim Meydanı'nda bir hafta sessizce oturabilirse bu çirkin savaşı onurlu bir barışla sona erdirmenin kanalını aralamış oluruz.

Savaşı sona erdirmek için yapılacak sivil itaatsizlik eylemlerinin biçimlerini çoğaltmak mümkündür. Göreceksiniz o zaman savaş baronları nasıl dize gelecekler. Şahsi menfaatleri, koltukları için savaşları başlatamıyacaklardır.

Sivil itaatsizlik eylemleri en modern silahlardan daha etkilidir. Savaş baronlarının en korkulu rüyasıdır. Birazda sivil itaatsizlik eylemleri konusunda kafamızı yoralım. Nedersiniz?..


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA: 

*  26 Mayıs 1927’de başlayan Mutki direnişi 25 Ağustos’ta sona erdi.

*  26 Ağustos 1938’de Dêrsim tertelesi başladı. 1938 yılı sonuna kadar 60.000 Kürt katledildi.

* 28 Ağustos 1963'te 45 gün devam eden "Çiyaye Metina” savaşı peşmergenin zaferi ile sonuçlandı. Irak ordusu ve ona destek veren Suriye’nin Yesrip Taburu hezimete uğradı.

* 28 Ağustos 1995'de Özgür Politika Avrupa’da günlük olarak yayınlanmaya başlandı. Kurucuları arasında Kürt Özgürlük Mücadelesi’nde şehit düşen Enver Şahan ve Sinan Cemgil Kahraman da vardı.

* 28 Ağustos 1998'de PKK Genelbaşkanı Abdullah Öcalan MED TV’de gazetecilerle yaptığı söyleşide 1 Eylül’den itibaren tek taraflı ateşkes ilan edileceğini söyledi.

* 29 Ağustos 1992'de M. Sıdık Turhallı Diyarbekir’de uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirdi.

* 29 Ağustos 1995’te Yeni Politika gazetesi Bitlis muhabiri Seyfettin Tepe polisler tarafından katledildi.

* 29 Ağustos 1998'de Saddam’ın Enfal soykırımından kaçan Kürtlere TC hudutlarını açtı. Siyasi mültecilik hakkı tanınmayan Kürtler, Kızıltepe ve Muş kampında kaldılar.

* 30 Ağustos 1969 tarihinde Dêrsim olaylarını protesto etmek için DDKO ilk mitingini Ankara’da yaptı.