
Çünkü Kürt Özgürlük Hareketi Türkiye solu ve demokrasi güçleriyle ortak hareket ederse Türkiye demokratikleşir, bu da Türkiye’deki milliyetçi şovenist çevrelerin çanına ot tıkardı. Bu durumda Kürt sorunu da demokrasi ve halkların kardeşliği içinde çözülürdü. Bu da Türkiye’de olduğu gibi Kürtler içinde de milliyetçiliğin zeminini kuruturdu. İşte bu nedenle hala her fırsatta Kürt Özgürlük Hareketi ile Türkiye demokrasi güçlerinin birbirinden uzaklaşması için yoğun çaba gösterilmektedir. Bu sonuca yol açacak söylemlerin bir kısmı iyi niyetli olsa da, çoğunluğu belli güçler tarafından yönlendirilmektedir.
Kürt Özgürlük Hareketi sürekli açıklamalar yapıyor, değerlendirmelerde bulunuyor, yazılar yazıyor, röportajlar yapıyor, görüşme ve tutumunu ortaya koyuyor. Buna rağmen sanki AKP’nin politikalarına destek oluyormuş gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Sanki PKK ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin değerlendirmeleri değil de, birilerinin kendine göre yaptığı değerlendirmeler esas alınıyor. Ya da bir nevi gölge boksu yapar gibi kendilerinin yarattığı algılarla kendileri kavga ediyorlar. 12 yıldır AKP’ye karşı mücadele eden tek güç, demokratikleşme için zorlayan tek hareket olmasına rağmen Kürt Özgürlük Hareketi’nin AKP’nin politikalarına destek verir konumda gösterilmesi tabii ki anlaşılmaz bir durumdur. Bu nedenle sol ve demokrasi güçleriyle Kürt Özgürlük Hareketi’nin buluşmasını engellemek isteyen çevreler tarafından yönlendiriliyor değerlendirmesinde bulunuyoruz.
İşin garip yanı, yıllarca AKP’ye destek verdikleri için eleştirdiğimiz; Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununu çözümü konularında AKP’nin hoşuna giden şeyler söyledikleri için eleştirdiklerimiz, şimdi Kürt hareketi hakkında kuşkular uyandırmaya çalışıyorlar.
Kürt Özgürlük Hareketi yıllardır AKP’yi kendine demokrat kendine Müslüman olarak değerlendirdi. Eski hegemonyanın yerine yeni bir hegemonya peşinde koştuğunu, kendi Gladio’sunu kurduğunu söyledi. AKP’nin neo-faşist bir zihniyete sahip olduğunu iddia etti. AKP için yapmadığı değerlendirme, söylemediği söz kalmadı. Bu değerlendirmelere bundan sonra da hiçbir birey ve grup ulaşamaz. Bu derinlik ve kapsamda değerlendirmeler yapamaz. Kürt Halk Önderinin son savunmasında yaptığı AKP değerlendirmeleri de tüm bu değerlendirmelerin çerçevesini ve zirvesini oluşturmaktadır.
Bırakalım 12 yılı, 2011 ve 2012’de AKP Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etmek için en ağır saldırıları yapmıştır. Bu hareketi siyasi ve askeri olarak bitirmek istemiştir. 2012 yılında yüzlerce asker ve gerillanın yaşamını yitirdiği şiddetli çatışmalar yaşanmıştır. AKP Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye edemediği gibi, bu savaşın kendini bitireceğini görmüştür. Bu nedenle İmralı’da Kürt Halk Önderi’nin yanına gidip “Gelin bu sorunu siyasal yollardan çözelim” diyerek savaşın durdurulmasını istemiştir. Kürt Halk Önderi artık devletin ve hükümetin bu hareketi ezemeyeceklerini gördüklerini düşünerek belki adım attırabiliriz yaklaşımıyla çatışmasızlık ortamını sağlamıştır.
Çatışmasızlık ortamında İmralı’da yapılan görüşmeler ve tartışmalar sonucu Kürt Halk Önderi demokrasi güçleri sahiplenir ve demokratikleşme konusunda mücadele edebilirlerse adım attırabilmek mümkün olur düşüncesiyle 2013 Newroz’unda demokratikleşme deklarasyonu yayınladı. Önder Apo son görüşme notunda bir daha vurguladığı gibi, bir anlaşma nedeniyle bu deklarasyonu yayınlamamıştı. Ancak bu deklarasyonun yarattığı siyasi ortamı Kürt demokratik hareketi dahil bir bütün olarak demokrasi güçleri doğru tutum ve mücadele içinde değerlendirirse sonuç alınabilirdi. Ancak demokrasi güçleri doğru ve güçlü sahiplenemediği için Kürt Halk Önderinin başlattığı süreç demokratikleşme doğrultusunda ilerletilemedi. Bu ortamda da AKP sorumsuz ve keyfi hareket ederek hiçbir adım atmadı.
Kürt Özgürlük Hareketi her zaman sorunu demokrasi güçleri ve halklarla birlikte çözmek istemiştir. Kuşkusuz devlet ve hükümetlerle de bir çözüm aramıştır. Savaşların böyle bir karakteri vardır. Demokrasi güçlerinin inisiyatif ve etkinliğinin gelişmediği ortamlarda savaşan tarafla da barış yapılabilir. Bu da anlaşılır bir durumdur. Ancak AKP bu makul yaklaşım ve fırsatı değerlendirmemiştir. Bu nedenle Kürt Halk Önderinin başlattığı süreç tek taraflı kalmış ve AKP’nin tutumlarıyla fiili olarak bitirilmiştir. Kürt Halk Önderi de son görüşmede AKP’yi ciddi biçimde uyarmıştır. Bu nedenle sürecin nereye evrileceği çok yakında belli olacaktır. Kürt Özgürlük Hareketi Türkiye halklarına karşı sorumlu davrandığı için sabırlı yaklaşmıştır. Yoksa AKP’ye destek de kredi de verilmemektedir. Bunu anlamamak, kırk yıllık savaşın karakterini anlamayan ve sorumluluk taşımayan havai bir yaklaşımdır.
Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt Halk Önderi dün olduğu gibi bugün de AKP’nin demokratik bir yaklaşım içinde olmadığını, hegemonya peşinde koştuğunu vurgulamaktadır. Bu açıdan siyasi gücü ve ağırlığını koyarak ya hegemonya ya da demokrasi tercihi yap, yoksa hegemonyana izin vermeyiz demektedir. Bu sadece AKP’ye değil, bir bütün olarak Türk devletine bir tercin yapması çağrısıdır. Kürt Özgürlük Hareketi’nin ağırlığını ve gücünü kullanarak AKP ve devleti bu noktada zorlamanın demokrasi ve Özgürlük Mücadelesi açısından hiç mi anlamı yoktur? 2013 Newroz hamlesi de doğruydu, şu anda son uyarıların yapılması da doğrudur.
Fethullahçılar ve CHP mevcut kavgada Kürt Özgürlük Hareketi’ni kendi yedeklerine almak istiyorlar. Aynı şeyi AKP de yapmak istiyor. Fethullahçılar ve CHP AKP’nin baskıcı ve hegemonik özelliklerini kendilerine göre dillendirip Kürt Özgürlük Hareketi’ni taraf olmaya zorluyorlar. AKP ise sanki Fethullahçılarla kavgası Kürt sorunundan çıkmış gibi gösterip Kürtleri yanına çekmeye çalışıyor. Böylece her iki taraf da iktidar savaşı değil de demokrasi kavgası veriyormuş algısı yaratmak istiyorlar.
Fethullahçıların AKP ile birlikte 12 yıldır demokrasi güçlerine nasıl kan kusturdukları bilinmektedir. CHP ise hala demokrasi peşinde koşmak yerine iktidarcı-ulusalcı anlayışla kültürel soykırımcı faşizan düzeni sürdürmek istiyor. AKP ise sadece kendisinin hegemon olduğu yeni bir hegemon faşist düzen kurmak istiyor.
Kürt Özgürlük Hareketi bu iktidar mücadelesinde yer almaz, almayacaktır. Kürt Özgürlük Hareketi sadece demokrasi güçlerini güçlendirecek bir politika izlemektedir. Bu süreçte iktidar peşinde koşan bir tarafın değil de demokrasi güçlerinin güçlü çıkmasını hedeflemektedir. Tüm söylem ve tutumlarındaki amacı budur.