ZABEL MİRKAN 20 Şubat 1937’te Antep’te doğan Ülkü Tamer, lise öğrenimini İstanbul’da tamamladı. 1958’de Robert Kolej’i bitirdi, İstanbul Üniversitesi Gazetecilik bölümünde okudu. 1964-1968 arasında özel tiyatrolarda oyunculuk yaptı. Tiyatroyu bıraktı, çeviri çalışmalarına ağırlık verdi. Milliyet Yayınları’nı, Milliyet Çocuk, Milliyet Sanat Dergisi ve Sanat Olayı dergisini yönetti. İlk şiiri 1954’te “Kaynak” dergisinde yayınlandı. Pazar Postası, Yelken, Yeditepe, “a” gibi dergilerde çıkan şiirleriyle tanındı. 1959’da basılan ilk şiir kitabı “Soğuk Otların Altında” yayımlandı. İkinci Yeni’nin en özgün figürlerinden biri oldu, diğerlerinden farklı olarak toplumsal konulardaki duyarlılığıyla da ön plandaydı. Şiirleri dilden dile dolandı 1 Nisan 2018’de, Muğla’nın Bodrum ilçesinde hayatını kaybetti. Tamer, 70’in üstünde kitap çevirdi ve şiir antolojileri hazırladı. 1970’lerden itibaren yazdığı şiirlerde esas olan; bir mücadelenin, bir kavganın aktarımıydı. Dilden dile dolanan, hepimizin severek dinlediğimiz şarkıların/türkülerin pek çoğunda onun imzası vardı. ‘Üşür ölüm bile’ En çok Ahmet Kaya yorumuyla sevdiğimiz “Üşür Ölüm Bile”nin sözleri yine Tamer’e ait ve şiir, 1980 darbesinden sonra Dersim’de işkencede katledilen 20 yaşındaki Behzat Firik için yazılmış. Behzat Firik, 10 Ekim 1981’de Ovacık-Hozat sınır bölgesinde yer alan Hulükuşağı köyündeki evinden gözaltına alınmıştı. Boş arazide abisi Ekber Firik’in gözleri önünde bir ağaca bağlanmış ve saatler süren işkenceler sonunda tek kurşunla katledilmişti. Tamer onu şöyle anıyordu: “Bir ormanda tutup onu Bağladılar ağaca Yumdu sanki uyur gibi Gözlerini usulca…” ‘Güneş topla benim için’ Zülfü Livaneli’yle özdeşleşen ve sonra defalarca yeniden yorumlanan “Güneş Topla Benim İçin”in sözleri de: “Umutların arasından Kirpiklerin karasından Döşte bıçak yarasından canım Güneş topla benim için” İşçilerin, tutsakların dilinde Memik Oğlan, Geceleyin ve Bir Anı, Bolivyalı Küçük Asker ve niceleri Edip Akbayram, Ahmet Kaya, Zülfü Livaneli, İlkay Akkaya gibi sanatçılar tarafından yorumlandı. Tamer ise yaşamı boyunca sanatın topluma nasıl yaklaşabileceğini, İkinci Yeni’nin tüm sterilliğine rağmen, ortaya koydu. “Kardeş dediğin vurulmaz, kardeşini vurmaz insan” diyebilmeyi yıllar öncesinde başardı. Eylemlere giden üniversitelilerin, fabrikada çalışan işçilerin, tutsakların ağzında türkü oldu şiirleri. Selam olsun, devri daim olsun.