Kürt mücadelesinin geldiği aşamaya dikkat çeken KCD-E, artık PKK yasağının siyasi, hukuki, ahlaki ve pratik hiçbir hükmünün olmadığının altını çizdi.

KCD-E tarafından yapılan yazılı açıklamada, Almanya Hükümeti'nin 23 Kasım 1993 tarihinde aldığı 'PKK yasağı' kararının, 2002 yılından bu yana Avrupa Birliği 'terör örgütleri listesi'ne alınmasına da temel dayanak oluşturduğu hatırlatılarak, bu haksızlığın artık giderilmesini gerektiği belirtildi. Açıklamada, "Bu yasak aynı zamanda Kürt halkının binlerce yıldır yaşadığı ülkelerini aralarında sömürge olarak paylaşan Türkiye, İran ve Suriye devletlerinin, halkımızın dili, kültürü, tarihi, coğrafyası ve yaşamı dahil bir bütün varlığına dönük çok yönlü terör ve soykırım uygulamalarına uluslararası meşruiyet, onay ve destek sağlamıştır" denildi.
Yasak kararının alınmasıyla birlikte, Türk devletinin 4 bini aşkın Kürt köyünü yakıp yıkarak boşalttığı, aralarında siyasetçi, aydın, sanatçı, insan hakları savunucusunun da bulunduğu binlerce Kürt'ü de katlettiği belirtilen açıklamada, PKK yasağının, Kürt halkının en temel insan haklarını bile hiçe saydığı, Türkiye'de Kürtlere yönelik baskıların farklı biçimde Almanya'da da bu 20 yıl boyunca devam ettiği ifade edildi.

Yasağın Almanya'daki yansımaları

Açıklamada Almanya'daki yasağın boyutları konusu ise şu ifadeleyle dile getirildi: "Legal demokratik çerçevede kültür, sanat, sosyal, spor, basın-yayın çalışması yürüten onlarca Kürt kurum ve kuruluşu kapatıldı, yönetici ve üyeleri yargılanıp ağır para ve hapis cezalarına çarptırıldı, mülteci statüleri ve vatandaşlık statüleri ellerinden alındı, benzer statüdeki göçmen ve mülteci halklara tanınan en temel tanınan haklar Kürtlerden esirgendi, böylece Kürtlerin hem kendi ulusal kimlikleriyle yaşama ve bulundukları ülke toplumuyla uyum ve entegrasyonu engellendi. En son '129b maddesi'yle güçlendirilmek istenen bu yasak kararının, özünde Almanya'nın kendi federal anayasası ve imzaladığı uluslararası insan hakları sözleşmelerini ihlal eden, hukuk dışı ve tamamen devleti yönetenlerin dar siyasi ve ekonomik çıkarlarını içerdiği, ilk günden itibaren nettir."
Kürt mücadelesinin geldiği aşamaya dikkat çekilerek, artık PKK yasağının hiçbir hükmünün olmadığı vurgulanan açıklamada, yasağın siyasi, hukuki, ahlaki ve pratik hiçbir hükmünün olmadığının altı çizildi.
Açıklama şu cümlelerle sona erdi: "Bu yüzden, başta Almanya olmak üzere, ilgili tüm devletler ve Avrupa Birliği, bizzat üst düzey yetkililerinin ağzından selamlayıp desteklediklerini açıkladıkları Türkiye'de Kürt sorununun barışçıl demokratik siyasi çözümü konusunda eğer gerçekten samimi ve isteklilerse, yine her fırsatta belirttikleri üzere El Kaide gibi insanlığı tehdit eden oluşumlara karşılarsa, Suriye ve İran rejimlerini bölge barışı ve demokrasisi önünde başlıca engeller olarak görüyorlarsa, Kürt halkının tüm bunlara karşı verdiği meşru hak, demokrasi, özgürlük ve barış mücadelesinin örgütlü ifadesi olarak kabul ettiği PKK'yi yasaklamaktan vazgeçmeli, listelerden çıkarmalıdırlar. Geçen 20 yıl boyunca, yasaklanan, listelere alınan örgüt, önder ve yöneticilerini, ulusal-siyasal sembol ve renklerini, her şart altında her yıl daha da kitlesel ve güçlü şekilde sahiplenen Kürtler ve demokrat-ilerici dostlarımız olarak, 20. yılında da söz konusu karar ve listeleri meşru görmediğimizi, bu nedenle de kaldırılmasına dair talep ve beklentimizi bir kez daha başta Almanya hükümetine dönük yineliyoruz. Ve bu yönlü talep ve listeye karşı tepkimizi, barışçıl ve demokratik şekilde bir kez daha güçlü şekilde ortaya koyacağımızı belirtiyoruz."
Yürüyüşe davet
Başta TATORT Kurdistan olmak üzere çok sayıda sivil toplum örgütünün 16 Kasım'da Almanya'nın başkenti Berlin'de  PKK yasağına karşı yürüyüş düzenleyeceği hatırlatılan açıklamada,
"'Barış Sürecini Destekleyelim-PKK Yasağını Kaldıralım' yürüyüş ve mitingine, çeşitli alanlarda çalışma yürüten, onbinlerce üyeye sahip çok sayıda kurum ve kuruluşun Avrupa genelindeki çatı örgütlenmesi olan Avrupa Demokratik Kürt Toplum Kongresi (KCD-E) olarak, aktif ve kitlesel katılım sağlayacağız. Aynı zamanda Avrupa'daki etnik, inançsal, kültürel, vb tüm Kürdistani güçler ile Anadolu ve Mezopotamya halklarının Avrupa'daki mensuplarını, yine Avrupalı dost, demokrat, devrimci, barışçıl, hümaniter grup ve kişileri, 16 Kasım'da Berlin'de buluşmaya çağırıyoruz" denildi.

 HABER MERKEZİ