
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, gazetemizin bugünkü sayısında yer alan Kürtçe yazısında, Türk devletinin kentlere yönelik saldırıları, Kürtlerin tutumu ve yanlış yaklaşımları işledi.
Türk devletinin Kürt halkı bazı il ve ilçelerde kendi kendini yönetmeyi ifade eden öz yönetim iradesini ortaya koyunca ağır bir saldırıya geçtiğini kaydeden Cemil Bayık, “Sömürgeci zihniyet budur. Kürt’ün iradesini yok saymayı meşru hakkı görüyor. Kürt, kendi kimliği, dili ve kültürüyle il ve ilçelerini yönetmek isteyince sömürgecinin saldırısıyla karşılaşıyor. Bunun kabul edilmesi mümkün değildir” dedi.
Sömürgeciliği içselleştirenler
Türk devletinin politikaları sorgulanacağına, öz yönetim ilan eden Kürtlerin suçlandığına dikkat çeken Bayık, şunları yazdı: “Sömürgeciliği içselleştirmek budur. Demokratik kafa, bu asker ve polisin ilçelerde, mahallelerde ne işi var; neden polislerle, tanklarla, panzerlerle doldurulmuş, diye itiraz eder. Sanki Kürt şehirlerini işgal etmek ve Kürt’ü öldürmek Türk devletinin meşru hakkıymış gibi. Türkiye’de, İsrail devleti Filistin topraklarına bu kadar polis ve asker yığsa hemen tepki gösterilir ama sıra Kürtlere geldiğinde sessiz kalınıyor. Tamamen sömürgeci devletleri gibi düşünüyorlar.”
Saldırılar normalleştirilemez
“Hiç kimse sömürgeciliği meşrulaştıramaz” diyen Bayık, Türk devletinin saldırılarını normal görülmesine tepki gösterdi. Bayık, gençler polise karşı direnince gayri meşru, polisin ve askerin halka saldırılarını ise meşru gören zihniyeti topluma kabul ettirmek isteyenlere karşı durulmasını istedi.
Artık tahammül edilemez
Kürt halkının 20. Yüzyıl boyunca sömürgecilik altında yok oluşa götürüldüğünü; kendi kimliğini, dilini ve kültürünü yaşama arzusunu her gösterdiğinde zulümle, katliamla karşılaştığını hatırlatan Bayık, 40 yıldan fazladır da sömürgeci sistem altında yaşamak istemediğini her biçimde ortaya koyduğuna dikkat çekti. 40 yıldır kendi kimliği, dili ve kültürüyle yaşama mücadelesini sürdürdüğünü belirten Bayık, hiçbir halkın sadece kendi kimliği, dili ve kültürüyle yaşamak için bu kadar ağır bedel ödemediğini altını çizdi. Bayık, şöyle devam etti: “6-7 milyon Kürt kendi topraklarından Türkiye’nin metropollerine ve dünyanın her tarafına sürülmüş; yüz binlercesi işkence görmüş, yüz binlercesi zindanlarda yatmıştır. On binlercesi katledilmiştir. On binlerce özgürlük savaşçısı şehit düşmüştür. Bu bedeller bile Türk devletinin ne kadar zalim olduğunu göstermektedir… Bu zulmü yapmak Türk devletinin meşru hakkı olacak ama direnenler suçlanacak! Artık bu kadarına da tahammül edilemez. Bu zulüm, tüm Kürtler için isyan ve direnme nedenidir.”
Sömürgeciye direniş meşrudur
Kürtlerin her yol ve yöntemi denediğini ama buna rağmen en temel haklarının tanınmadığını belirten Cemil Bayık, yazısını şöyle sürdürdü: “7 Haziran’da temsilcilerini seçti. HDP’nin Demokratik Özerklik projesini kabul etti ama buna karşı da saldırıya geçildi. Kürt halkı da bu durumda kendi özgür ve demokratik yaşamını kendi inşa etmek istedi. Bu, en demokratik hakkıyken Türk devletinin, ‘sen benim tasarrufumda olan bir halksın, kendi hakkında karar alamazsın’ diyerek saldırması artık tahammül sınırını aşmıştır.
Bu durum karşısında tüm Kürtler ve demokrasi güçleri, Türk devletinin bu yaptıklarını artık kabul edilemeyceğini haykırmalı. Türk devletine, ‘bir halkın öz yönetimini kurmasına bu kadar saldıramazsın. İşgalci, sömürgeci, soykırımcı ve gayrimeşru olan, şehirleri ve mahalleleri bırakması gereken de sensin’ denilmelidir.
İşgalci sömürgeci bir güç Kürt halkına saldırıyor. Buna karşı gösterilen her direniş meşrudur. Böyle bir direnişin meşruluğunu sorgulamak, sömürgeciliğin istediği gibi düşünmektir.”
HABER MERKEZİ