Kürdistan'da işgalci Türk devletine karşı taş atarak halkını savunmaya çalışan binlerce Kürt çocuğu cezaevlerinde bulunuyor. Minik bedenleri işkence altındayken, birçoğu da tecavüze maruz kalıyor. İzmir'in Kadifekale İlçesi'nde 20 Mart 2012 tarihinde yapılan operasyonda iki çocuğu gözaltına alınarak tutuklanan ve daha öncesinde de bir oğlu tutuklu bulunan Fehime Poyraz, felç geçirdi. Maddi durumu son derece kötü olan ve tedavi olma imkanları bulunmayan Poyraz, yatalak bir şekilde yaşama tutunmaya çalışıyor. 1990'lı yıllarda Mardin'de sürekli askerler tarafından işkenceye uğradıklarını ve bundan kaynaklı bir amcasının sakat kaldığını, bir diğerinin hayatını kaybettiğini belirten Poyraz, "Eşim, ailem, amcalarım, akrabalarım ve herkes, devletten otuz senedir işkence görüyor. Bu zulmün üstüne de 3 çocuğum Süleyman Solmaz, 18 yaşından küçük olan K.P. ve Fehmi Poyraz tutuklandı. Amcalarımın yaşadığı zulmü şimdi çocuklarım çekiyor. Artık bu zulüm bitsin, nereye kadar çekeceğiz. Artık yeter" dedi.

Polis 6 aylık yaralı bebeği ortada bıraktı

Yaşadıklarına dair örneklerde veren Poyraz, 18 yıl önce Kadifekale'deki evlerine yapılan baskında polislerin kaldıkları odanın kapısını kırarak eve girdiğini, kırılan kapı ve camlarının o sıralar 6 aylık bebek olan oğlu Fehmi Poyraz'ın üstüne düştüğünü, bebeğinin burnunun kırıldığını ve her tarafının kanlar içinde kaldığını söyledi. Poyraz, "Polis çocuğumu yaralı şekilde orta bırakarak beni gözaltına aldı. Bu sırada ben bebeğimin yaralandığını söyledim ve onu hastaneye götüreyim dedim. Polis, 'O yılanın yavrusudur, büyüdü mü oda bizi sokacak' diyerek çocuğumu hastaneye götürmedi. Beni gözaltına aldıktan sonra komşular oğlumu hastaneye götürüyorlar. Ve 6 aylık bebeğin yüzüne dikiş attılar" diyerek oğlunun yüzünde iz bırakan o yaranın Kürt halkının yaşadığı zulmün bir yansıması olduğunu belirtti.

Kızına da hapis cezası

Anne Poyraz, oğlu Süleyman Solmaz'ın İzmir BDP İl Örgütü'nün kurduğu Demokratik Çözüm Çadırı'nı ziyaret ettiği gerekçesiyle 11 aydır Kırıklar F Tipi Cezaevi'nde olduğunu söyledi. Yine Newroz öncesi 20 Mart tarihinde Kadifekale'de bulunan evlerine yapılan baskında oğlu Fehmi Poyraz ile 18 yaşından küçük olan K.P.'nin gözaltına alındığını ve tutuklandıklarını ifade eden anne Poyraz, oğlu K.P.'nin Bergama Çocuk Cezaevi'ne, Fehmi Poyraz'ın ise Kırıklar F Tipi Cezaevi'ne götürüldüğünü söyledi. Poyraz, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kızı Deniz Poyraz'a örgüt propagandası yaptığı iddiasıyla 10 ay hapis cezası verdiğini de hatırlattı.


'Onlar da tutuklanınca perişan olduk'
Çocukları gözaltına alındığında şok geçirdiğini, elleri ve ayaklarının tutamaz halde olduğunu ifade eden Poyraz, "Sonrasında dertten, kahırdan felç geçirdim. Birinden destek almadan tek başıma yürüyemiyorum. İhtiyaçlarımı karşılayamıyorum" dedi. Geçirdiği felçten dolayı tedavi için hastane hastane dolaştığını belirten Poyraz, tekstil atölyesinde sigortalı olarak çalışan oğlu Fehmi Poyraz'ın tutuklandıktan iki gün sonra sigortasının kesildiğini, oğlunun sigortasından başka sosyal güvencesi olmadığı için hastanedeki tedavi giderlerini ödeyemediğini dile getirdi. Dört çocuğunun okuduğunu söyleyen Payraz, "Tutuklanan çocuklarım benim geleceğimdi. Onlar da tutuklanınca perişan olduk. Eşimin kazandığıyla eve mi bakalım cezaevindeki çocuklarıma mı?" diye sordu.

'Erdoğan kendisini kandırıyor'
Bu zulüm karşısında yüreğinin yandığını ifade eden Poyraz, Türk Başbakan Recep Tayip Erdoğan'a seslenerek, "Bütün annelerin üstünde zulüm var. Benim üstümde de zulüm var. Bu zulüm yüzünden felç geçirdim. Başbakan Erdoğan Kürt halkını değil kendisini kandırıyor. Başbakan elini vicdanın üstüne koysun. Kimseden medet ummasın. Gelip Kürt halkının temsilcileriyle görüşüp bu sorunu çözsün. Annelerin yüreği çok yandı artık yanmasın, ne asker ne gerilla ne de zindandakiler artık kimse ölmesin. Artık yeter, anneler ağlamasın, nereye kadar ağlayacağız. Özgürlüğümüzü istiyoruz" dedi.

'İhtiyaçlarını karşılayamıyorum'
Baba Abdullah Poyraz ise, tutuklu olan üç çocuğunun cezaevlerindeki görüşlerinin farklı günlerde olduğunu ve ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını belirterek, "Çocuklarıma ayda ancak 50'şer TL para gönderebiliyorum. Biliyorum gönderdiğim paralar onlara yetmiyor. Onlara cezaevindeki arkadaşları yardım ediyor. Kazandığım para evin geçimine ve cezaevinde çocuklarımın ihtiyaçlarını karşılamıyor. Benden başka çalışan da yok. Bazen iş oluyor bazen de olmuyor evimiz de kira" şeklinde konuştu.


DENİZ TEKİN - DİHA-İZMİR