Bir an düşünün. Eğer Başbakan, haftalardan beri “İmralı’ya kimin gideceğine biz karar veririz” diye tutturmasaydı, ne olurdu?
İnsanlar açık, berrak, pırıl pırıl akıllarıyla; “nihayet Hükümet ‘zorda’ olduğunu anladı ve ‘B planını’ uygulamaya koymak zorunda kaldı” diye düşünürlerdi. Hükümetin “zorda” olduğu böylece ortaya çıkardı. Halkın “aklı” bunu berrak bir şekilde anlayınca, “devlet aklı” denilen şeyin çaresiz harekete geçtiği, “İmralı tecritini” dayatanların “direnmekten vazgeçtiği” ve BDP’nin İmralı’da Öcalan’la görüşme talebini yerine getirmek zorunda kaldığı kolayca anlaşılırdı.
Ama, Başbakan “hadi ordan, siz kim oluyorsunuz, ben istersem İmralı’ya gidebilirsiniz, istemezsem gidemezsiniz, kimin gideceğine siz değil ben karar veririm” deyince, insanlarımızın aklı, ister istemez karıştı. Karışan akıllar, “Hükümetin zorda kaldığı için B planını uygulamaya koyduğunu” değil de, “BDP’nin ‘zorda’ kaldığını, o nedenle Başbakan’a boyun eğdiğini” düşünmeye başladı.
Başka “akıl karıştırma” durumları da var.
Örneğin şu “silahları gömme” meselesi…Aklı başında olan her insan, devlete karşı isyan etmiş bir halkın, isyanın nedenleri ortadan kalkınca “silahları gömeceğini” bilir. Diyelim ki, Demokratik Özerklik çerçevesinde “iç güvenlik”le görevlendirilenleri bir yana bırakırsak, isyan nedeniyle silahlanmış bir halkın, isyan sona erdikten sonra ortalıkta “doçkalarla” dolaşacağını düşünmek saçma olmaz mı? Olur.
Saçma olduğu için de, “bu sürecin sonunda gerilla silahsızlanacak” dendiğinde buna kimse karşı çıkmaz.
Ama Başbakan, “Kürt sorunu yok, terör sorunu var, İmralı sürecinin biricik amacı, teröristi silahsızlandırmaktır” dediğinde insanların aklı bulanır.
Oysa Başbakan “zora düştüğünü ve B planını devreye soktuğunu” gizlemek için böyle konuşmaktadır. “Teröristle masaya oturulmaz” çizgisi “zora” düşmüş, “B planı” olarak İmralı’yla görüşme süreci devreye sokulmuştur.
Yeniden başa dönersek… Bütün bu “akıl karıştırmalarının”, “zora girildiğini” gizleme amaçlı olduğunu bilen insanlar, ortada hiçbir çözüm projesi olmasa bile, oyuna gelerek görüşme sürecini havaya uçurmazlar. Bilirler ki, Hükümet “zora” girmiş, “B planını” çaresiz bir şekilde uygulamaya koymak zorunda kalmış ve “kuyruğu dik tutmaya” çalışmaktadır.
Hükümetin “zora” düştüğünü gizlemek için “teröristle kucaklaşanlar İmralı’ya gidemez” sözleri karşısında öfkeye” kapılmak yerine, örneğin birisi çıkıp şöyle dese: “Terörist dedikleri gerillalarla kucaklaşanları veto ettiler, ‘terörist başı’ dedikleri PKK önderiyle kucaklaşmamıza izin vermek zorunda kaldılar”… Bu durumda siz kimin “zorda” olduğunu ve “B planını” devreye soktuğunu düşünürsünüz? BDP’nin mi, AKP’nin mi?
Neyse uzatmayalım… Bu “zora düşme”, “B planını devreye sokma” ifadelerinin kaynağını açıklayalım. Star gazetesindeki köşesinde, Fehmi Koru Başbakan’ın “bildik keskin tavırlarında yakınlarda fark edilen yumuşama”dan söz ederek, dün şöyle yazdı:
‘Devlet aklı’ zora düşüldüğünde ilk elde aleyhte görülen ‘B planını’nı devreye sokmaya yarayan akıldır. Benim ‘devlet aklı’ dediğim refleks devletin başlangıçta direnen unsurlarını da hizaya sokacak bir iradenin dışa vurumudur. Direnen direnmekten vazgeçince, anlayın ki, ‘devlet aklı’ orada devrededir… Tıpkı şimdi –adını koyamasalar bile- artık herkesin fark ettiği gibi… Hiç kuşkunuz olmasın, doğru olan Başbakan Erdoğan’ın şimdiki söylemi ve şimdiki tavrıdır…”
İşte böyle… Başyazar Fehmi Koru –nasıl Paris katliamında Türkiye’nin parmağını, “kendisine önerilip de, kabul etmediği yöntemi, Türkiye’nin en nihayet uyguladığını” yazarak işaret etmişse- şimdi de, Hükümetin zora düştüğünü, yine “içeriden” bildiriyor. Ve “zora düşen” Hükümetin “şimdi de ‘Kürt sorunu’ üzerinden sistemde (sakın çözüm filan sanmayın vs.) hafif tertip değişiklikleri başarmaya çalıştığını” söylüyor…Başbakan’daki “değişimin” ise onun “aklının” değil, “devlet aklının” eseri olduğunu da münasip bir şekilde anlatıyor.
İçimden bazan, “acaba bu devlet aklı denilen şey, sakın Fehmi Koru’nun kendisi olmasın” diye geçirdiğim oluyor…
Neyse, siz ne Başbakan’ın “keskin” sözlerinden dolayı “öfkelenin”, ne de “yumuşak” sözleriyle gevşeyin. Bugün 14 Şubat, rota İmralı…
Bugün On dört Şubat hava açık, kafa berrak
Bazan insanların aklı karışıyor. Neden derseniz, “zorda olanlar”, bu durumlarının fark edilmemesi için insanların aklını bilerek karıştırıyorlar.