Yeni bir başlangıç yapılacak. Hiçbir başlangıç sorgusuz, sualsiz yapılamaz elbette. Tüm demokrasi güçleri, iddiası, derdi olan tüm kesimler, ortak bir sonuç çıkarmanın ve sokağın moral gücünü yeniden nasıl kazanılacağının yolunu arayacaktır muhakkak. Mücadele araçlarında eşit olunmadığı doğru, hiçbir zaman da olmayacak, eşitsizlikten bahane üretmenin hak ve özgürlükler mücadelesini bir yere götüremeyeceği de ortada. Hızla, bahanelerden kurtulmak gerekiyor. Bahaneler yenilgi psikolojisini büyütür, ileriye doğru hesaplaşmak ve hızla adımlar atmak ise umudu. 

İktidar tüm ağırlığını HDP ve demokrasi güçlerinin geriletilmesi için kullandı. Devlet içi ve dışı tüm milliyetçi, şoven güçler bir çizgide buluştular. İktidarın elini soğutmamak gerektiğinin uzlaşısı, güç kullanımını, ucu açık bir şiddet olarak sahaya indirdi. Devlet içi uzlaşı sağlanmadan, bunun bu derece rahat uygulanması mümkün değildi. 7 Haziran’da kazanılan zaferi, onun sahiplerinin burnundan getirmenin, geriletmenin, bastırmanın ve yıldırmanın, en şiddetli ve kanlı yüzü ile karşı karşıya kaldık böylece. Bir kez daha anladık ki tüm gerici güçler, söz konusu Kürtler olduğunda, tek yumruk olup, devreye giriyor. Ülkedeki sağcı geleneğin beslendiği, güçlendiği, operasyon-el hale getirildiği en etkili alan da burası. Devlet, sağcı, milliyetçi, muhafazakar ve gerici alanı olabildiğince büyütüyor, güçlendiriyor ve çekirdeğindeki beton yapıyı sağlamlaştıracak bir harç haline getirerek, birbirine yapıştırıyor. 

Birbirinden ayrılmaz ve yapışık tüm bu gerici, şoven ve milliyetçi güçlerle, sadece toplumsal karşılıkları ve etkileri olan yapıların ortaklaştığı, sistemsel bir karşı koyuş baş edebilir. Adı olan, kendisi olmayan her yapı, hızla kendi statükosunu oluşturacak, sadece görünür olmanın konforuna yapışarak kalacaktır ve elbette ki içinde bulunduğu yapının refleksini, tavrını, müdahale etme biçimini ciddi şekilde sekteye uğratacaktır. Birçok alanda aşılması gereken bir başka sorun da budur.

Türkiye’de iki temel güç ve dinamik var. Birincisi HDP ve demokrasi güçleri, ikincisi ise CHP içindeki ve tabanındaki sosyal demokrat çeper. Bugünü ve yarını ortaklaştırabileceğimiz, şoven ve milliyetçi salgına karşı, ortak refleks geliştirebileceğimiz ve özgürlük değerlerini savunarak, tabanda genişleyebileceğimiz en önemli alanlardan birisi burası. Bugünden yarına, doğru politik bir hat belirleyebilir ve bunda ısrar edebilirsek, çok ciddi sonuçları olacak bir gelecek fikri elle tutulur hale gelebilir. 

Öte yandan, sol güçler açısından en çok dile getirilen Kürt siyasi hareketine yedeklenme, bağımsızlığını kaybetme ve erime kaygısı hala canlılığını koruyor. Birçok yapı tarafından, diğerlerine yöneltilen "yedekleniyorsunuz" eleştirisi, yan yana gelememenin psikolojik bariyerini de oluşturuyor. Bu da, aşılamayacak bir sorun değil. 

HDP ve tüm dostlar açısından bence görülmesi gereken en önemli şey, Kürt yoksul emekçi kitlelerinin, devletin ve iktidarın tüm baskı, şiddet, katliam politikalarına rağmen, partisine ve değerlerine inatla sahip çıkmasıdır. Kürt emekçileri ve demokrasi güçleri, asla yalnız bırakmamış ve onurlarını terk etmemişlerdir. Gerçek güç ve meşruluk buradadır. Tüm ülkeye yayılmış sömürünün en katmerli kısmına maruz kalan Kürt emekçileri, bulundukları her alanda HDP’yi korumuş ve meclise canlarıyla taşımıştır. Neden önemli olduğu seçim sonuçlarında çıkmıştır. Hızla, ekonomik çıkarlarını iktidarla uzlaştıranlarla aralarındaki fark, mücadelenin neyin üzerine şekillenmesi gerektiğini göstermektedir. İktidarın ve devletin, ülkenin yoksul emekçilerine, daha fazla sömürü dışında vaat edebilecekleri hiçbir şey olmadığı ortada. Ortanın "büyük" siyaset dengesini sallarken, asıl olanı kaçırmamak, meclis ve kısır burjuva siyaset tartışmalarına sıkışmamak, sokağın moral gücünü yükseltmek ve hayatın tüm alanlarına müdahil olan bir siyaseti örgütlemek asla karşılıksız kalmayacaktır. 

Biliyoruz ki, iktidar asla durmayacak, tüm muhalif sesleri bastırmak ve yok etmek için, uzlaştığı kesimlerle birlikte saldırılarını arttırarak devam ettirecek. İşgal etmedikleri, dokunmadıkları tek bir alan ve muhalif kişi kalmayacak. 

Yine biliyoruz ki, bu ülkede direnenler var ve direnenler, kimsenin küçümseyemeyeceği kadar güçlüler. Siyasal ve tarihsel deneyimleri, pratikleri, hep ayağa kalkmayı örgütler.