ZABEL MİRKAN Bruce Lee ve Outlaw (Bruce Lee ve Eşkiya) Birleşik Krallık ve Hollanda 2018 ortak yapımı bir belgesel-film. Yönetmen Joost Vandebrug, bu belgesel için yaklaşık 6 yıl belgeselin geçtiği mekânlarda, belgeseldeki çocuklarla birlikte yaşamış. Belki de bu yüzden, ilk dikkatinizi çeken şeylerden biri, çocukların yönetmene ne denli sevecen ve arkadaş canlısı yaklaştığı. Bruce Lee, Bükreş’in yeraltı tünellerinin kötü şöhretli “babası”. Polisin gözünde faaliyetleri arasında A sınıfı uyuşturucular satmak ve tüm tünel sakinlerine Aurolac tedarik etmek olan bir suçlu. Aurolac, Romanya'da satılan ve genellikle bir uçucu madde olarak kötüye kullanılan, pişmiş toprak sobaların onarımında kullanılmak üzere tasarlanan endüstriyel bir ürün. Çocukların gözünde Bruce Lee Bizim gördüğümüz ya da çocukların gördüğü Bruce Lee ise biraz kaçık, biraz fevri ancak nihayetinde tünellerde onunla birlikte yaşayan, çocuklara sahip çıkan bir lider. Film boyunca çocukların hepsi Bruce Lee’nin gözüne girmek için çabalar ve yine hepsi ona “baba” diye seslenir. Bruce Lee’nin film boyunca çocuklara yönelik şiddet içeren veya onları aşağılayan hiçbir davranışı olmaz. Tabii film boyunca çocukların ellerinde duran her birinin bir aksesuarı haline gelen tiner torbalarını saymazsak. Ancak burada şunu belirtmekte fayda var: Filmde bununla ilgili bir uyarıdan sonra Bruce Lee durumun farkında olduğunu, ancak bunun, önüne geçebileceği bir şey olmadığını söyler. Ki haksız da sayılmaz. Bükreş’in yeraltı tünellerinde yaşam Bruce Lee ve çocukların yaşadığı Bükreş’teki bu tüneller, şehir merkezini ısıtmak için büyük bir planın bir parçası olarak Çavuşesku tarafından kanalizasyonlara inşa edilmiş. Çavuşesku’dan sonra ise evsizler için barınak olmuş. Filmde “eşkiya” ya da “haydut” olarak tanıdığımız Nicu, Bruce Lee tarafından yetiştirilen çocuklardan biri. 12 yaşından 18 yaşına dek Nicu’nun gelişimi ve değişimini filmde gözlemlemek mümkün. Yönetmenin çocuklarla olan mesafesinin nasıl aşıldığını da. Zorlu ancak şefkat dolu bir deneyim Bir gün çekim için çocukların yanına gittiğinde Vandebrug, Nicu’yu son derece zayıflamış ve bitkin bir halde bulur. Hastaneye kaldırıldığında onun iyi hissetmesi için elinden geleni yapar, hatta refakatçisi olarak Nicu’nun yanında kalır. Nicu’nun test sonuçlarında HIV pozitif ve tüberküloz görülür. Bundan sonra sağlığına dikkat etmesi, mesela başlangıç olarak sürekli tiner çektiği poşetini bırakması gerekmektedir. Bir müddet de başarır bunu. Çocukların “anne” diye seslendikleri bir sivil toplum örgütü gönüllüsü, bu süreçte Nicu’yu yanına alır. Bruce Lee ise ortalıkta yoktur, yani en azından Nicu’nun yanında olmasını istediği haliyle yoktur. Nicu, bu yeni duruma bir süre dayanabilir, çünkü rutinine dönmeyi ve arkadaşlarını, “yeraltı dünyasının kralı” babasını özlemiştir. Romanya’da hüküm süren ve sosyalist rejimin çöküşünün bir mirası olarak yoksulluk, insanların yaşadığı devasa tüneller; Bruce Lee’nin çocukların uyuşturucu kullanmasına göz yuman ama bir yandan da hepsine sahip çıkan ve sokağın tüm köpeklerini besleyen bir adam olması, çocukların belgesel boyunca dudaklarına yapışan torbaları ve sürekli madde etkisi altında olmaları filmin izlenmesini ne kadar zor kılsa da ortaya çıkan iş şüphesiz ki başarılı. Çünkü zorlu; ancak bir o kadar da şefkat dolu bir deneyim bu belgeseli izlemek.