
Hükümet izlemiş
Son gelişmelerle birlikte esas bütçenin hükümete ve onların yakınlarına ayrıldığını belirten Buldan, şunları ifade etti: "Bütün Türkiye ile beraber biz de dehşetle ve utançla izliyoruz, devlet içinde devlet gerçeğini, AKP iktidarının yolsuzluklarının boyutlarını ve devasa miktarlarını. Neresinden tutarsanız tutun eliniz de kalıyor. Yıllardır gizli bir ittifak halinde kurulan paralel devlet ve hükümet el ele verip ne istedilerse yapmışlar. Her türlü yasadışı oluşumlara, yolsuzluklara yol verilmiş.'' Buldan, bu duruma yıllardır seyirci kalındığına işaret ederek, hükümetin deşitre olan yolsuzluğu açığa çıkarma yerine, gizleme arayışına girdiğini ifade etti. Buldan, "Biz BDP olarak tavrımızı net olarak ortaya koyuyoruz. Buyurun her türlü derin yapılanmayı ortaya çıkaralım'' diyerek, hükümetin hesap vermesini istedi.
'Savaş lobilerine peşkeş'
Bugüne kadar parlamentonun oyladığı bütün bütçe kanun tasarılarının, parlamentoda alınan kararların, yapılan yasalar ve izlenen politikaların hep savaşa hizmet ettiğinin altını çizen Buldan, "Ülkenin maddi manevi bütün kaynakları savaş lobilerine peşkeş çekildi' dedi. Buldan, bu durumun Kürt sorununa da çözüm getirmediğini vurgulayarak, varlığını kendisinden olmayanın imhası üzerine kuran bu anlayışın politikalarıyla Kürt sorununun da büyüdüğünü ifade etti.
Çözüm için adım atılmalı
Kürt sorununun bir halkın dilini, kimliğini, kültürünü, onurunu ilgilendiren tarihsel bir sorun olduğunu belirten Buldan, Öcalan ve Kürt halkının çabalarına rağmen rağmen hala müzakere aşamasına geçilmediğini hatırlatarak,''Oysa hükümet müzakereci rolü gereği yasal zemini hazırlamak ve süreci işler hale getirecek somut adımları atmak durumundadır. Aksi takdirde bu sürecin kendisi bile mevcut hukuk açısından yasa dışıdır'' dedi.
"Barışı getirmek için barışın hukukunu, yasalarını da yapmak gerekir" diyen Buldan, "12 Eylül faşizmi yasayla yürürlükten kaldırılır. Yasalarda yapılan değişiklik ve yeniliklerle bir döneme son verilir ancak. Cezaevleri yasalar ile boşaltılabilir. Dağdan inişler yasalar ile sağlanabilir. Siyasetin önü yasalar ile açılabilir. Ağır hasta tutuklular yasa ile olmaları gereken yerlere kavuşturulur ve bir devlet ancak böylelikle bir insanlık utancından kurtulur" şeklinde konuştu.
Faşizmin örneği
Buldan, tutuklu Kürt vekillerin durumuna da dikkat çekti. BDP'nin cezaevlerinde tutulan milletvekilinin Kürtlere karşı yürütülen düşman hukukunun bir sonucu olduğuna işaret eden Buldan, "Türk'e ayrı Kürde ayrı uygulanan hukuk bölücülüğün de, ayrımcılığın da, faşizmin de alelade örneğidir! Kürtler yıllardır bir bütün halinde bu hukuk sisteminin kırımına sistematik bir devlet politikası olarak maruz bırakıldılar" dedi.
Anayasa değişikliği ile ilgili olarak mevcut durumun da bütün demokrasi çevrelerinde kaygı yarattığını belirten Buldan, şunları söyledi: "Anayasal değişikliğin bir başka seçim döneminin sloganı olarak kullanılmak üzere ertelenmesi halkımıza da, Türkiye siyasetine de ve aynı zamanda hükümete de kaybettirecektir. Faşist bir anayasa ile yönetilen bir ülkede ne demokratikleşme sağlanabilir ne barışçıl bir ortam oluşturulabilir."
Temiz siyasete ihtiyaç var
"İçinde bulunduğumuz sürecin barış sürecine evrilmesi için temizlenmeye ihtiyaç vardır. Temiz bir dile, temiz bir siyasete temiz bir yargıya ihtiyaç vardır" diyen Buldan, hükümete şöyle seslendi: ''Zafer elde etmek için tekçilik söylemlerine sığınmanız gerekmez! Kazanmak için ırkçıların sizi alkışlamasına jakobenist anlayışların onayına ihtiyacınız yoktur. Sürece dair samimiyeti iktidarın dilinde, bürokratik uygulamalarında ve kolluk kuvvetlerinin tavırlarında görmek istiyoruz. Gerçek bir barışa niyet eden bir devlet karakollara ihtiyaç duymaz! Karakol yapmak, halkın arasına duvarlar örmek, emperyalist güçlerin kirli savaş planlarına ortak olmak, savaşı savaşın hukukunu beslemek değil de nedir? Rojava'da ve Suriye'deki diğer bölgelerde her türlü vahşeti gerçekleştiren çeteleri koruyup, onlara barınma imkânı sunup her türlü lojistik desteği veren hükümet bu tavrı ile ne ülke barışına ne de Ortadoğu barışına hizmet etmektedir."
'Kapıyı kapatmayın'
Buldan, çözüm için adım atılması çağrısında bulundu. "İçerisinde bulunduğumuz süreç silahlı direniş sürecinden demokratik siyaset alanına bir kapı açmıştır. Bu kapıyı kapatmayın'' diyen Buldan, sadece Kürtler değil, bütün halklar adına çözüm sürecine karşı sorumlu yaklaşılmasını istedi. Buldan taleplerini şöyle sıraladı: ''Müzakere süreci bir an önce başlatılmalıdır. Bu amaçla; Sayın Öcalan'ın içerisinde bulunduğu şartlar değiştirilmeli, kendisi müzakerenin tarafı olarak kabul edilmelidir! Görüşmeler yasal çerçevede yapılmalıdır! Müzakereler üçüncü bir tarafın gözetiminde yürütülmelidir. Kimse ama hiç kimse kendi ülkesinde kendi toprağında öldürülmesin, zulüm görmesin, ezilmesin, yok sayılmasın! Ortak geçmişimiz, ortak vatanımız bizi ortak bir geleceği beraberce inşa etmeye mecbur kılmıştır. Bu gerçeği görmezden gelerek ne siyaset yapılabilir ne de bu ülke bir adım ileri götürülebilir. Asırlık sorunlarımızın içerisinde boğulmaya mahkûm oluruz. Biz Kürtler bütün acılarımıza rağmen bu iradeyi gösterebiliyorsak kimse arkasına sığınacak haklı bir gerekçe aramasın. Hepimizin bu noktada hem siyasal, hem tarihsel hem de insani sorumluluklarımız bulunmaktadır."
ANKARA