Sistem içerisinde bir çatlak oluşturma çabası, her yerde ve her zaman topluma ve sisteme yönelik ciddi bir tehdit olarak algılanır ve çeşitli düzeylerde şiddet yöntemleri ile bastırılmaya çalışılır. Bu tarz durumlarda en çok duyacağımız kelime şüphesiz “meşruluk” olacaktır.

Evrensel yasalara ve hatta ulusal yasalara göre suç olmayan bu eylem ve davranışların sistem ve üst kültür tarafından meşru görülmemesinin temelinde bizzat sizin bir alternatif olma ihtimaliniz ve çatlak oluşturma çabanız yatmaktadır.  

Farklı coğrafyalardaki ve farklı gelişmişlik seviyelerindeki devletler öz itibarıyla kaba şiddetle ve olabildiğince hoşgörüsüzlükle bu “yasal” çatlakları boğmayı amaç edinirler. Meksika’dan Arjantin’e, Danimarka’dan, ABD’ye kadar komünlerin, kooperatiflerin, radyo istasyonların hatta üretim çiftliklerinin en ufak bir şiddete bulaşmamış olmalarına rağmen vahşi yöntemler kullanılarak yok edildiklerine şahit olunmuştur.

Yasallık/legallik genelde devletin bu vahşiliği ve şiddeti baskılama maskesi olarak kullandığı temel argümanların başında gelir. Ama dünya tecrübeleri ve Türkiye özelinde karşılaştığımız örneklerin nerdeyse tümünde “yasallığın” hiçbir güvence sağlamadığını biliyoruz. Yerleşik hukuk düzeni sistem için tehlike olarak gördüğü anda yasaları bükerek dilediği zaman dilediği yapı ve görüşü yasadışı addedebiliyor.

Tam da burada Ovacık Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu’nun “Belediyenize kayyım atanması endişeniz var mı?” sorusuna verdiği; „Biz kendimize güveniyoruz. Sosyalistiz; kavga eden, kıran, döken değiliz. Biz illegal de değiliz. Biz mücadele içerisinde demokratik haklarımızı kullanan sosyalist siyaset yürütüyoruz“ demesinin pratikte bir kıymeti olmadığını belirtmek gerekiyor. Sözün DBP’li belediyeleri suçlayıcı, kayyımları meşrulaştıran anlamını dışarıda bırakarak! (Ki bu başlı başına bir yazı konusu) Sisteme bir alternatif olma iddianız varsa -ki var olduğunu dile getiriyorsunuz- sistemin size yönelmemesi ihtimal dışıdır.

Los Angeles’ta Meksikalı göçmen çiftçilerin 14 yıllık emeği olan South Central Farm’ın 2006 yılında buldozerlerle yıkılması ile Buenos Aires’in merkezinde bulunan Orgazmic Orchard’ın Arjantin devleti tarafından yakılıp yıkılmasının temelde bir farkı yoktur. Asla alınamayacak her hangi bir “yasal” izin bahane edilip halka umut olan, sistemi zorlayan, çatırdatan yapılardan kurtulma düşüncesi her kıtada kendini farklı bir şekilde gösterir.

Gündemi belirleyen konuma geçip aynı zamanda inisiyatif ele geçirildiğinde devletin şiddet kullanarak bunu geri almaya çalışmayacağını sanmak çok saflık olur. Devlet için asıl konu şiddet değil, hayati nokta gündem belirleme tekelinin sarsılıyor olmasıdır. Ve bu tekeli sağlamlaştırmak için başvuramayacağı her hangi bir yol, yöntem yoktur. 

Sözün özü; Topraksız Köylü Hareketinin tarlalarına girip renkli fasulyelerini ezen buldozer henüz Ovacık’a uğramamışsa bu sistemin Ovacık’ı yeterince ciddiye almadığından ve kendisi için henüz tehlike olarak görmediğindendir. Legallik, meşruluk, yasallık vs. olayın ancak magazinel kısmı olur.