Başbakan yardımcısı Bülent Arınç, “Tunceli” Milletvekili H.Aygün’ün TBMM’de cemevi açılmasına ilişkin talebine şu cevabı vermişti: “Ben Aleviyim diyen milyonlarca insan var. Onlar Aleviliğin bir din olmadığını, İslamın içinde olduğunu söylüyorlar.” O zaman Arınç’a sormak gerekiyor; mademki milyonlarca Alevi olduğunu söylüyorsun, öyleyse bu milyonların taleplerini neden duymuyorsun? Madem öyle diyorsun, oku bakalım Aleviliğin aşağıdaki bazı özellikleri sizin iktidarlaşmanın bir aracı olan siyasal islamınızda var mı?
Bir inancın veya Dinlerin niteliğini, biz kimiz, nasıl oluştuk veya yaratıldık, dünya nasıl oluştu, insan Tanrı ilişkisi nedir? Cennet cehennem, kadına ve doğaya yaklaşım gibi daha birçok soruya verilecek cevaplar belirlemektedir. Bakalım Arınç’ın siyasallaştırılmış İslamıyla Alevilik örtüşüyor mu:
* “Kızılbaş Aleviliğin yaratılış felsefesine göre başlangıçta kaos vardır. Henüz ne yer ve nede gök yok iken kaos içinde bir ışık (nur) vardır. Bütün varlıklar o ışıkta gizlidir. Alevi inancında buna Nokta-i Vahit denmektedir. Burada toprak-su-ateş-hava’dan oluşan dört temel madde bulunur. Bunlar varlığın temel elementleridir ve bir vücuttur. Vücutsuz hiçbir şey yoktur. Hayat bunlarla başlar ve can olur. Can demek yaşam demektir. Bitki, hayvan ve insan bir üçlü olarak hayat bulmuştur ve insan kavram olarak cana gelmiş Hak demektir. Burada insan kavramının iki hece’den oluştuğunu belirtilerek şu anlam yüklenir; İN demek can demektir, SAN ise mekan/vücut demektir. Yani insan bir mekan da oluşmuş canlıdır. Bütün evren daha önce ışıkta vardı. İşte Hak o noktanın adıdır. Doğmuş ve doğurmuştur. Var olan her şey onun kendisidir. Yani sır değildir. O ışık yani Hak doğmuş ve doğarak gelmiş ve insanda vücut bulmuş, onda gerçekleşerek güncelleşen akıl olmuştur. Bu nedenle insan Hakkı kendisinde bulur ve tanır. Kendini bilirse hak olduğunun farkına varır. Kendini bilmezse Haktan uzaklaşır ve özüne yabancılaşır. Bu nedenle “kendini bil” ve kendini bul ilkesi önemlidir.”
* “Aleviliğin merkezinde insan vardır” sözünün arka planında, Hakkın insan da gerçekleşmiş olması yatar. İnsanın özünde Tanrı olduğundan dolayı, insan her şeyden üstün tutulur ve onun hak ve özgürlüklerine önem verilir. İnsanı haklarından yoksun bırakmak en büyük suç olarak değerlendirilir. Bütün insanlara aynı gözle bakılır. Bu sadece insanlar için değil, bitki ve hayvanlar içinde geçerli görülür ve bu nedenle ekolojiye büyük değer biçilir ve her türden doğa tahribatına karşı çıkılır. Çünkü doğa yaşamın kaynağıdır ve kutsaldır.
* Aleviliğin merkezinde insan vardır ve Tanrı bu merkezin yani insanın dışında aranmaz. İnsan evrenin aynası olarak görülür. Tanrıyı ve evreni görmek ve tanımak için insana bakılması gerektiği vurgulanır. İşte bu nedenle Tanrı bir bütün olarak evrenin kendisi olarak tanımlanır ve şöyle denir: “Tanrı mükemmel bir insan, insan ise eksik bir Tanrıdır”. İnsanın eksikliği kendi zaaflarıdır. Bu nedenle “en-el Hak” yani ben Tanrıyım denmiştir. Bu sözü söylediği için katledilen Hallac-ı Mansur’un şu sözleri bunu açıkça anlatır:
“Kalbimin gözünde Allah’ı gördüm, sen kimsin dedim sen diye yanıtladı…sana bir şey dokunduğunda bana dokunur/ ey Allahım her durumda sen bensin / o yücelikte ben biz veya sen yoktur/ben biz sen o hep biriz.” Yani en ulu yaratık insandır. Bu nedenle insan sevgisi her şeyin üstündedir. Dogmalar, yasaklar, tapınma, cennet ve cehennem gibi yaklaşımlar bir kural olarak Alevilikte bulunmaz. Bu nedenle Pir Sultan, “bu dünyanın temelin kurup yoğuran ben idim/ hiç yok iken Adem nesli/ adem’i doğuran ben idim” demiştir.
* “Alevilikte insan Tanrı’nın kulu değildir. Tanrı-insan bir bütün olarak ele alınır. Tanrıya hizmet/kulluk değil, tanrısallığa ulaşma, yani mükemmel olmak için zaaflarına karşı büyük bir savaşım vardır.
* Alevilikte kadına bakış saygındır. Kadın Hakkın doğum kapısı olarak görülür. Hakk bu mekan da(rahimde) vücut bulur ve doğar. Kadın bunu gerçekleştirerek kendini ispat eder. Yani kadın yaşamın adıdır. Kadın Alevi yaşamında geri planda değil, öndedir. Kadın Evliyaların, kadın pirlerin varlığı bunun ispatıdır. Bunu aile yaşamında da görebiliriz. Yani ailede kadın söz ve karar süreçlerine katılır, miras paylaşımında eşit yaklaşılır, kadını temsil eden kutsal tapınaklar vardır…
* Alevilik aynı zamanda hak ve vicdanın merkeze alındığı bir inançtır. Bu nedenle maddi zenginliklerin paylaşımı son derece önemlidir. Emeğin karşılığının verilmesi, hak ve adalet ölçülerine uygun bir paylaşımın ve yaşamın kurulması esastır. Bireycilik değil kolektif yaklaşıma değer verilir. Bu anlamda da sosyalist değerlerle uyuşur. En değerli ibadeti insana hizmet olarak değerlendiren Alevilik, tüm mucizelerin de insanda gizli olduğuna inanır. Bu nedenle “her ne ararsan insan da ara” ilkesinden hareket eder.” (alıntı)
* Alevilik insanlar arasında ayrıma karşı olduğundan, insan hak ve özgürlüklerin ayrımsız tüm insanlara tanınmasını savunur. Barış ve kardeşliği esas alır. Dünyada var olan zenginliklerin insanların ortak değerleri olarak görür ve insanlığın hizmetine sunulmasını savunur. Demokratiklik, kollektivite, eşit paylaşım, üretenin tüketimde de söz ve karar sahibi olması, inançların kişinin vicdanıyla ilgili olması ve dışarıdan zorlanmaması gibi yaklaşımlar da Aleviliğin özelliklerindendir. Daha da sıralanabilecek bir çok özelliklerinden hareket edildiğinde Alevilik, insan merkezli olması ve insana yönelik her türden baskı, asimilasyon, işkence, inkar vs saldırılarına olduğu kadar, hak-adalet-özgürlük-barış-kardeşlik gibi değerlere karşı da duyarlı bir inanç ve yaşam tarzı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Demek oluyor ki, Alevi inancının esas kriterini “okunacak en büyük kitap insandır” sözü oluşturmaktadır. Ama ispatlanmıştır ki, Arınç insanı okuyamamaktadır. O zaman da Bülent Arınç’a son bir soruyu sormak farz olmaktadır: Semah Alevileri de içine kattığınız siyasal İslamınızda var mıdır? Arınç’ın Semah nedir sorusunu duyar gibi oluyorum. Cevap vermekte farz olduğunudan merakını giderelim. “Semahlar insanın tanrıyla bütünleşmesi, tanrıdan gelip tanrıya dönme inancının eylemsel halidir. Dünyanın, gezegen ve yıldızların, güneşin çevresinde dönmesi gibi kadın-erkek birlikte çember oluşturarark kendi ekseninde ve bir çember ekseninde dönerler. Kendi ekseninde dönüş tanrının kendi içinde oluşuna olan inançtan kaynaklıdır. ‘Tanrı insandadır‚ inancının bir nevi eylemsel ifadesidir.” (B.Şimal)
Evet Bülent Arınç, bütün bunlara rağmen Alevilik senin siyasal İslamının içindedir diyebiliyor musun? Utanmazlık ve yalan eğer bir makam haline gelmişse, o makama yapışmış olanlardan her şey beklenir.
Bülent Arınç’a cevap