
İstanbul'da 10 Aralık günü 'KCK' adı altında yapılan siyasi soykırım operasyonunda Beyoğlu Hacı Hüsrev Mahallesi'nde oturan Özgür Gündem Gazetesi çalışanı Zozan Eser ve kardeşi Hüseyin Eser ile Evrensel Gazetesi muhabiri Sadiye Eser ile kardeşi Leyla Eser de gözaltına alındı. Mahkemeye sevk edilen Zozan Eser ile Leyla Eser denetimli olarak serbest bırakılırken, Hüseyin Eser ile Evrensel Muhabiri Sadiye Eser ise tutuklandı.
Eser ailesi, 1992 yılında büyükbabalarının kontrgerilla tarafından Mardin'de infaz edilmesi sonrası yapılan baskılara dayanamayarak 1999'da İstanbul'a göç etti. 2011 yılında İstanbul'da yapılan 'KCK operasyonu'nda ailenin fertlerinden BDP Beyoğlu İlçe eski Başkanı Hayri Eser de bu dosya kapsamında aranıyor. 15 kişiden oluşan ailede yaşı 18'i geçen hemen her aile ferdine soruşturma açılmış durumda.
'Okuluma gidemez oldum'
Gözaltına alındıktan sonra denetimli serbestlik koşulu ile serbest bırakılan Leyla Eser, ağabeyi arandığı için evlerinin 6 kez polis tarafından basıldığını anlattı. Yapılan her baskında onu bulamayan polisin evden birilerini gözaltına aldığını dile getiren Eser, "Abimi bulamayınca yengemi rehin aldılar. Son operasyonda abimi yine bulamayınca bu sefer abimin iki çocuğunu, beni ve ablamı aldılar" dedi.
Eser, Emniyet'te sorguya ilk alındıklarında polislerin "Bu operasyonu sadece Eser ailesine dönük yapıyoruz" dediğini aktardı.
Ev baskınlarından ötürü düzenlerinin kalmadığını dile getiren Eser, üniversiteden kaydını sildirmek zorunda kaldığını belirterek, "Kocaeli Üniversitesi'nde okuyordum. Kaydımı sildirmek zorunda kaldım. Polisler ilk geldiğinde evdeki çocuklar çok korkuyordu. Ancak şimdi operasyon yapıldığında 5 yaşındaki yeğenim bile polislere dönüp 'baskılar bizi yıldıramaz' diyor" dedi.
'Babamı bulamayınca bizi aldılar'
Özgür Gündem gazetesi çalışanı Zozan Eser ise, bir gizli tanığın verdiği ifade üzerine gözaltına alındıklarını söyledi. Polisin sorgu esnasında, "Özgür Gündem'de çalışıyorsun. Dergi ve gazete dağıtarak çevrenizdeki kişileri örgütlüyormuşsunuz" türünden konuşmalarla karşılaştığını anlatan Zozan Eser, polisin, "İfade verirseniz serbest bırakılırsınız" dediğini aktardı. Susma hakkını kullandığını, bunun üzerine polislerin "Eğer susma hakkınızı kullanırsanız suçları kabullenmiş olacaksınız" dediğini belirten Eser, "Babam ilçe başkanı olduğu zamandan beri İstanbul'da evlere her baskın düzenlendiğinde evimize baskın yapılıyor. Ya annemi ya da babamı alıp götürüyorlar. Bu sefer geldiklerinde babam yoktu, babamı bulamayınca bizi aldılar" diye konuştu.
Diğer çocuklarım 18'ine geldiğinde…
Anne Cemale Eser ise, "Evi aramaya gelince silah dipçiği ile kapıya vuruyorlar. Kapıyı açtığımda silahı kafama dayıyorlar. Çocuklara baskı yapıyorlar. Çocuklarımı silahları ile dürterek uyandırıyorlar" diyerek baskınlardan en çok çocuklarının etkilendiğini dile getirdi. Eser, "Bu evde 6 kişinin dosyası var" dedi. 'KCK İstanbul ana davası'nda tutuksuz yargılandığını belirten Eser, "Ne zaman mahkemede Kürtçe konuşsam hakim mikrofonu kapatıyor. Vallahi baskılarda korkmuyoruz. Ölümü de tutuklamaları da görmüşüz. Beni öldürseler bile çocuklarım, bu davanın peşini bırakmayacak" diye konuştu. Çocuğunun yapılan son operasyonda tutuklandığını belirten Eser, "Çocuğum okul okuyordu ama artık okulu da boşa gitti. Diğer çocuklarımın da yaşı küçük olduğu için onları almıyorlar. 18 yaşına geldiklerinde onları da tutuklayacaklar" diye konuştu.
MEHMET ŞAH ORUÇ / HÜLYA EMEÇ
- DİHA/İSTANBUL
Nasıl katılmasın!
Batman'daki son siyasi soykırım operasyonunda gözaltına alınan Barış Anneleri İnisiyatifi üyesi Meyaser Akdağ (63), 3 gün gözaltında kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Akdağ gözaltında yaşadıklarına ilişkin, "Polisler ‘niye eylem ve toplantılara katılıyorsun?’ diye sordular. Ben de bu suçu işlemeye devam edeceğimi belirttim” dedi.
63 yaşındaki Barış Anneleri İnisiyatifi üyesi Meyaser Akdağ serbest bırakıldıktan sonra gözaltında yaşadıklarını anlattı. Akdağ, 30 yıl önce devletin uyguladığı baskılardan dolayı göç ettiklerini, 28 yıl İzmir ve İstanbul'da kaldıktan sonra 2 yıl önce tekrar Batman’a geri döndüklerini hatırlattı: "11 çocuk annesiyim. 65 yaşındaki eşim Osman, 4 Ekim 2011 tarihinde KCK davasından cezaevine girdi. Oğlum ve kızım PKK'ye katıldı. Kızım Hemdiye Akdağ 7 yıl önce tutuklandı ve şu anda Gebze Kadın Cezaevi’nde. Oğlum Metin Akdağ (Ceng) 1992 yılında İzmir’de dağa çıktı. 1994 yılında Silvan-Kulp arasındaki bölgede çatışmada yaşamını yitirdi. Bir kızım şu anda HPG'de yer alıyor. 2 çocuğum engelli, diğer çocuklarım da benden ayrı yaşıyorlar.”
Polis tutuklu olan eşini sordu!
Akdağ,
polislerin gözaltı sırasında kendisine "Sen barış annesi değilsin. Sen
öncüsün. Senin her eylemde konuşmaların var. Sen toplantı ve eylemlere
öncülük ediyorsun. Sen anneleri toplamışsın. Siz o toplantıda ne
konuştunuz?" sorusunu sorduklarını belirterek, şunları vurguladı: "Ben
de ne yapmışsak hepsini barış için yaptık dedim. Eşim Osman Akdağ’ı bana
sordular. Niye cenaze törenlerinde anneleri bir araya getirdiğimi
sordular. Savcı ve hakim de aynı soruları bana sordu. Ben Kürtçe savunma
yaptım. Ben savunmalarımda Başbakan Erdoğan'ın barış istemediğini,
savaş istediğini söyledim. Ben iyaptıklarım suç ise bu suçu işlemeye
devam edeceğimi belirttim. Hem gözaltında hem de mahkemede tüm ifademi
Kürtçe verdim. Hep barış için mücadele ettim bundan sonra da barış için
mücadele edeceğim."
BİLAL GÜLDEM/DİHA/BATMAN