Bundan sonra bütün günler Newroz'dur

Forum Haberleri —

Abdullah Öcalan

Abdullah Öcalan

  • Olacaksa ana topraklı ve kimlikli bir yaşam, yine olacaksa özgürlükle olsun, dedik ve gerçekten o büyük umut savaşına giriştik. PKK bir diriliş, bir Newroz olayıdır.
  • Bu, bitişin eşiğindeki insanımızın kendine dürüst olma sözü vermesidir. Hiçbir umut işareti olmazsa bile "bu kimlikle ve bu söz için yaşayacağım, gerekirse savaşacağım" diyebilmesidir.

*ABDULLAH ÖCALAN

Köleci katı Asur İmparatorluğu çözüldüğünde yalnız Kürtlerin değil, Asur halkı da dahil bütün halkların özgürlüğü de başladı. Bu anlamda Mezopotamya bir özgürlükler ülkesi ve tarihidir de. Demirci Kawa'dan Mazlum'a kadar çok soylu özgürlük savaşçıları vardır. Hallac-ı Mansurlardan tutalım Pir Sultanlara, Sivas'ta yakılan Nesimilere kadar hepsi bu toprağın özgürlük savaşçılarıdır.

TC'nin şahsında en son kendini dile getiren egemenlerin acımasız yasaları da vardır. Bunlar, büyük bir savaş içindeler. Biz bu savaşta yerimizi iyi tayin ettik. Halkların direniş tarafında yer almak, özgürlük yasalarına bağlı kalabilmektir. İnsanlıkla burada başlayan özgür yaşama ve özgürlük tarihinin bu beşiğine bir kez daha şahitlik etmek, bağlı kalabilmektir. Bu, bize çok çekici geldi ve bugün bizi buraya getirdi. Mutluyuz, gerçek kutlamanın içindeyiz, başlarken bundan sonra bütün günler Newroz'dur, demiştik. Sözümüz buydu, çiğnetmedik.

Ben dürüst olacağım sözü

Gerçekten bu anlamda PKK bir diriliş olayı, yeni gün olayı, bir Newroz olayıdır. Biz boşuna bugüne PKK'yle başlamadık ama aynı zamanda bu, korkunç bitişin, karanlığın eşiğindeki zayıf insanımızın kendisine dürüst bir ad vermesidir. Kendine ben dürüst olacağım sözünü vermesidir. Hiçbir umut işaretinin olmadığı bir dönemde bile "ben, bu kimlikle ve bu söz için yaşayacağım, gerekirse savaşacağım" diyebilmesi, işin özüdür. Başka türlü olmuyor. Kendim o günü şu an gibi hatırlıyorum. Düşmanın payitahtında silik, iddiasız ve yutulmayla karşı karşıya olan bir gençlik döneminde ve hem de sömürgeciliğin bütün çekici imkânlarıyla karşı karşıya iken, kendim size ait olan hiçbir şeyde ilgiye değmeyecek kadar geriyken, bitmişken böylesine bir günde bir tercih yaptım. İmhacı sömürgeciliğin oldukça imkân dâhiline giren yaşamına hayır, dedik. Umutsuz, olanaksız ve belki de imkânsız gibi gözüken bu özgürlük umuduna, bu adıma başlasak ne olur? Dünyada ve tarihte eşi belki de yoktur. Biz bu kararı verdik. Olacaksa ana topraklı ve kimlikli bir yaşam, yine olacaksa özgürlükle olsun, dedik ve gerçekten o büyük umut savaşına giriştik.

PKK, Newroz partisidir

Nedir Newroz? Gün ışığına çıkan çiçektir, yaşama duruştur, doğanın rengarenkliğe açılışıdır. Bütün yaşam damarlarına kan verilmesidir. İşte PKK de böyledir. PKK, gerçekten Newroz partisidir. Yaşama yürüyen halkın partisidir. Diriliş için doğasında bir şey varsa onun yeşillenmeye, çiçeklenmeye açma girişimidir. Bir de bu Newroz günlerinde sert esen kasırgalar vardır. Bazen çiçekleri bile kasıp kavuran, meyveye kesilmek iddiasında olan meyve tohumlarını da yakan; onlar içimizde yok mu? Var. Diriliş tohumlarını az mı kasıp kavurmaya zemin oluyoruz, az mı kasıp kavuruyoruz!

PKK'nin Newroz partisi olması ne kadar yerinde, ne kadar yaşamsal, ne kadar açıklayıcı ama tarihini, güncelliğini kasıp-kavurmaları da ne kadar gerçekçi. Gerçeği olduğu gibi kabul etmek daha doğrudur. Biz her zaman şuna inandık: Hiçbir kanun, 'özgür yaşam kanunu'nun üstünde bir güce sahip olamaz. En büyük güç, özgür yaşam kanunudur. TC'nin anayasa maddeleri cumhuriyeti, birlik, bütünlüğü tartışılamaz biçiminde tanımlar. Bütün bunları bizim için söylüyor. Nedir o? "Yaşamayacaksınız" diyor, yani en büyük kanun olan özgür yaşam kanununa yer yoktur, diyor. Biz de ilk çıkışımızda tersini söyledik: En büyük kanun özgür yaşam iradesidir, dedik. Ve galip gelen tüm yönleriyle olmasa da budur.

Newroz'un özüne yerleştireceğimiz

Tam düşünebilir, nerden geldiğimizi ve nasıl bir duruma sokulduğumuzu anlayabilirsek; nasıl olmamız gerektiğine dair düşünebilir ve neler yapabileceğimizi kararlaştırabilirsek yaşam denilen ölümden beter bir şey olduğunu göreceğiz. Çıkacaksak kendi insanlığımıza, toprakla karışmış özgürlük kimliğimize; bunun sınırlı bir nefes alışverişinin bile ne kadar değerli olduğunu mutlaka takdir etmek gerekir. Ondan da öteye büyük bir minnettarlıkla başta şehitler olmak üzere, bu yıllarda anlamlı bir direnişte bulunan herkesi, başta büyük Newroz şehidimiz Mazlum Doğan'ın, Zekiyelerin, Rahşan, Ronahî, Bêrîvanların o büyük şahadetlerinin ve hemen her yıl o kutsal serhildan isyanlarımızın son ifadesi '90 yıllarındaki Nusaybin, Cizre, Şırnak, Lice, Van ve giderek bütün Kürdistan kent ve köylerindeki o büyük şehitlerini de bu Newroz'un özüne yerleştirirsek, yaşamın başka türlü anlaşılması, savaşın başka türlü verilmesi gerektiğini göreceğiz.

Yaşamayı bilmiyoruz, demeyin

Bu anlamda ülkenin temeli atılmış, binası yükseltilmiş, hatta çatısı da kurulmuştur. Özgür bir halk gibi bu ülkenin içinde artık yaşama hesapları yapacaksınız. Evin içini kesin süsleyeceksiniz. Ve bir de değerlerinize sahiplik edeceksiniz. Burası şu şehidin yeri, burası şu güzelin yeri, burada şu kurala göre yaşanılır, şöyle bir hain-hırsız geldi mi, şöyle karşı konulur ve bu ülkeye, dolayısıyla bu ülkedeki insanlara şöyle bağlı kalınır. Ruhundan düşüncesine kadar, yasasından siyasetine kadar, hepsi belirtilmiştir. Gayet tabii insansınız, bunlar her zaman yaşama kafa yormayla olur. Bütün çağdaş insanlık böyledir. Bir güzel yemeği yemek için bile çenenizi iyi hareketlendireceksiniz. En güzel yemek bile çenenizi çalıştırmadıkça zevk vermez. Mideye kötü oturur. Bu kadar özgür yaşam yakınlaşmışken, bu kadar özgürlük sofrası yenmeye açıkken, yaşamayı halen bilmiyoruz demeyin. Bu çok büyük bir ayıptır. Evin sofrası da, evin tüm güzellikleri de yerli yerindedir. Size düşen, sahiplenmek, biraz donatmak; daha çok da sahiplik etmek gerekiyor. Bu sosyalizmdir. Bu insanlığın geçmişi kadar geleceğidir.

Newroz'la böyle bütünleşmeniz yerindedir. Bu büyük şansı tabii kendi kararlılığınızda, sorumluluğunuzda ve gerçekten bu konuşmamızın ışığında böyle ele alır ve bundan sonrasını karşılamaya çalışırsanız, bu Newroz'un gerçeği bile tek başına sizleri zafere kadar savaştırır. Bir kez daha buna inanıyor, selamlıyorum!

* Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi tarafından 21 Mart 1998 tarihli konuşmasından derlendi.

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.