
Türkiye'deki basın özgürlüğü ihlalleri, Yeşiller Partisi'nin girişimiyle dün Federal Alman Meclisi'nde (Bundestag) düzenlenen bir oturumda ele alındı. "Türkiye'de basın ve ifade hürriyetinin durumu" başlıklı oturumda koalisyonun büyük ortağı Hıristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) dışındaki-koalisyondaki SPD de dahil- tüm partilerin temsilcileri Türkiye'ye sert eleştiriler yöneltti.
Yeşiller: 103. madde derhal kaldırılmalı
İlk sözü oturuma ön ayak olan Yeşiller Partisi Meclis Grup Başkanı Katrin Göring-Eckart aldı. Erdoğan'ı ti'ye alan şiir nedeniyle hakkında soruşturma açılan Jan Böhmermann'a destek veren Katrin Göring-Eckart, 'yabancı devlet adamlarına hakaret'e ceza öngören Alman Ceza Yasası'nın 103'üncü maddesinin de bir an önce kaldırılmasını istedi. Almanya Başbakanı Angela Merkel'in son Türkiye ziyaretinde muhalif basın temsilcileri ile görüşmemesi de eleştirdi.
CDU: Görmezden gelemeyiz
Hükümetin büyük ortağı Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU/CSU) adına ise Andreas Nick konuşma yaptı. Nick konuşmasında Türkiye'nin mülteci krizinde önemli bir ortak olduğunu ancak bu durumun basın özgürlüğüne dair sorunları görmezden gelmek anlamını içermediğini söyledi.
Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi (CDU/CSU) Erika Steinnach da "Türk yönetiminin agresif politikaları endişeci verici" dedi. Erdoğan'ın ülkesinde basın özgürlüğünü kısıtladığını söyleyen Steinnach, artık bu baskının yabancı basına kadar uzadığına işaret etti. Avrupa Komisyonu'na da eleştiriler yönelten milletvekili, "Erdoğan'a boyun eğdiniz" ifadelerini kullandı.
Sol Parti Merkel'i eleştirdi
Sol Parti Meclis Grup Başkanı Dietmar Bartsch ise Erdoğan'ın mültecileri üzerinden Avrupa ve Almanya'ya şantaj yaptığına dikkat çekti. Dietmar Bartsch, özgür yaşamın ancak ve ancak gazeteciler tutuklanması ve serbestçe yazabildiğini bir ortamda mümkün olacağını söyledi. Bartsch, Erdoğan'ın sadece Böhmermann'a dava açmadığını Türkiye'de iki bine yakın gazeteci ve yazarın 'cumhurbaşkanına hakaret'le suçlandığını hatırlattı. "Basın tamamen özgür olmalı ki, siyasiler üzerinde denetim yapma görevlerini sağlıklı bir şekilde sürdürebilsinler" diye de ekledi. Bartsch, Başbakan Merkel'in 'yanlış buluyorum" söylemlerinin yetersiz olduğunu vurgulayarak, "Sayın Merkel, basın özgürlüğüne dair tutumunu daha açık ve net bir şekilde ifade etmeli" çağrısında bulundu.
Dağdelen: Suçlara ortak olmayın
Sol Parti Milletvekili Sevim Dağdelen de Türkiye ile AB arasındaki mülteci anlaşmasını "kirli" olarak nitelendirildi. Dağdelen isim vermeden Erdoğan'a işaret ederek "Ankara'yı yöneten bir katildir" dedi. Konuşmasında devamında ise Merkel hükümetine yönelerek federal hükümetin, AKP ile anlaşarak Erdoğan'ın tüm suçlarına ortak olduğuna dikkat çekti ve ekledi: "Bu haliyle Erdoğan'ı suç işlemeye daha da teşvik ediliyorlar."
Dağdelen Türkiye'ye boyun eğilmemesi gerektiğini de ekledi. Dağdelen ayrıca Merkel’in oturumama katılmamasını da eleştirdi.
SPD: Türkiye acınacak halde
Sosyal Demokrat Parti (SPD) Milletvekili Dorothee Schlaegel de "Türkiye'deki ifade ve basın özgürlüğü umutsuz ve acınacak bir halde" dedi. Schlaegel, Türkiye'de tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını, yabancı gazetecilerin engellemekten vazgeçilmesini ve Erdoğan tarafından bozulan barış sürecine yeniden dönülmesini istedi.
Baskı yabancı basına uzandı
Özel oturum kararı birçoğu uluslararası medyaya çalışan, dünyanın çeşitli ülkelerinden gazetecilerin "Yasaklı listesinde adınız var" denilerek Türkiye’ye alınmaması üzerine alınmıştı. Zira Almanya'da son dönemlerde Erdoğan ile güdümündeki AKP hükümetinin basın özgürlüğe karşı tavrı tepki geçiyor.
HABER MERKEZİ