
Soma Kömür İşletmeleri Maden Ocağı'nda arama kurtarma çalışmaları Cumartesi günü sona erdi. Enerji Bakanı Taner Yıldız, Soma'da meydana gelen faciada 485 kişinin kurtarıldığını, şu anda kayıp ya da aranan işçi olmadığını savunarak, madenden 301 işçinin cesedine ulaşıldığını belirtti. Cenazelerden 286'sının ailelere teslim edildiğini, diğer cenazelerin ise ailelerine teslim edilmek üzere işlemlerin devam ettiğini söyledi.
Ocağa duvar örüldü
Arama kurtarma çalışmasının sona ermesiyle birlikte maden ocağı sahası dün sabah kapatıldı. Gazeteciler alandan çıkartılırken, sahada sadece İş Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişleri ile jandarma personeli ve maden çalışanları kaldı. İş Teftiş Kurulu Başkanlığının aldığı kararla tüm madencilik faaliyetlerinin durdurulduğu sahada yangın kısmen devam ederken, kuzey batı kesimdeki iki ocak ağzı tuğlayla örülmeye başlandı.
24 gözaltı
Akhisar Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahiner'in yürüttüğü ve 28 savcının görev aldığı soruşturmada aralarında Soma Kömür İşletmeleri A. Ş. İşletme yöneticilerinin de bulunduğu 24 kişi gözaltına alındı. 301 kişinin ölümüyle sonuçlanan faciayla ilgili soruşturmada, "ihmal, birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermek" suçlamasıyla gözaltına alınan 24 kişiden 16'sı şunlar: "Soma Maden İşletmeleri İşletme Müdürü Akın Çelik. Muhasebe Müdür Yardımcısı Ali Ulu. Mühendisler Ertan Ersoy, Selçuk Demirci, Erdem Canbaz, Harun Güneş, Hilmi Kazık, Yalçın Erdoğan, Saltuk Alp Demirci ve Ergin Yılmaz. Teknikerler Mehmet Avcı, Halil Dalkıran, Mehmet Ali Gündüz, Mustafa Işık, Necati Demirci ve Halil Yavuz."
Öte yandan gözaltına alınanlar arasında Soma Kömür İşletmelerinin sahibi Alp Gürkan'ın da olduğu öne sürülüyor.
Adliyedeki sorguları ardından 5 kişi tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi.
Kürkçü: 11 kişi kayıp
Katliam ardından Soma'ya giden dün de Somalılara taziye ziyaretinde bulunan HDP Eşbaşkanı Ertuğrul Kürkçü bir basın toplantısı düzenledi. Katliamda 301 kişinin öldüğü yönündeki açıklamanın doğru olmadığını belirten Kürkçü, "Ölü sayısı daha fazla. 11 aile yakınlarının hala madenden çıkarılmadığını söyleyerek Çağdaş Hukukçular Derneği'ne/ÇHD başvurdu. Madenden yakını çıkmayan ailelere 'şehir dışına yolladık' yada 'başka ocakta' denildiği iddiaları var" diye konuştu. Kürkçü, ailelerin yakınlarının hala madende olduğunu düşündüklerini aktardı.
Bunun adı katliam
Somalıların temel talebi ve beklentisinin soruşturmanın en iyi biçimde yapılması ve sorumluların cezalandırılması olduğunu ifade eden Kürkçü, "Talepleri katliamın cezasız kalmaması. Katliam sözünü bizim öfkeyle söylediğimiz düşünebilirsiniz. Ancak başka türlü bu ocaktaki faciayı ifade eden bir madenciye şu ana kadar rastlamadım. Ben onların tercümanıyıml Onların diliyle konuşuyorum ve onlar buna katliam diyorlar" dedi.
Madenciler bekliyordu!
Ocakta çalışan ve sağ kurtulanların haftalardır başlarına böyle bir şey geleceğini beklediklerini söylediklerini aktaran Kürkçü şöyle konuştu: "Onlara sordum bu her zamanki madenci sezgizisi mi, madenci kuşkusu mu, her gün zaten böyle bir olasılıkla evden çıktığınızı düşünerek mi bunu söylüyorsunuz? 'Hayır' dediler. Artan sıkcaklık madende ve havanın artan ölçüde kötüleşmesi bize kötü bir şeyler olacağını düşündürüyordu. Hayatını kaybeden teknisyenlerden birisi, enerij nakil ve dağıtım sistemlerinin ocağın yüküne dayanmadığını ve bunların çökeceğini çoktan söylemişti. Bunları biliyoruz, basında okuduk. O nedenle bu katliam sürecinde gerçekleşmiş bulunan ihmallerin tamamının hem işveren hem ilgili bakanlıklar tarafından ortaya konulmasını istiyoruz.
Taşeronun alası var
Soma Madencilikte taşeron sistemin olmadığı yönündeki iddiaların da işçiler tarafından çürütüldüğünü kaydeden Kürkçü, madendeki sistemi şöyle özetledi: "İşçilerden edindiğimiz bilgi şudur: Taşeronlar bu ocakta işçi olarak gösterilmektedir. Dayıbaşlarıyla toplanan işçiler, dayıbaşlarıyla birlikte ocağa girmektedirler. Dayıbaşlarına işçi başına para ödenmektedir. İşçilerin ücretlerinden kesilen bu paralar dayı başlarına verilmektedir. Ve bu dayıbaşları aslında taşeron dediğimiz müessenin Ortaçağ'dan kalma hali olarak bugün bu ocağın işçisi olarak görülmektedir. Burada taşeronluktan da beter bir çalışma usulu uygulandığı ortadadır."
Bakanlıkları da kapsamalı
Ocak yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 24 kişinin gözaltına alınmasının "sahici bir soruşturmaya başlangıç olarak görülebileceğini" kaydeden Kürkçü, "Ancak dikkatleri bütün bir çalışma sisteminin kendisinin madencilik sektörünün tamamından uzaklaştırarak, bir tek ocak sahibi ve yöneticisine yöneltmek, böylelikle devletin ve hükümetin ocaktaki sorumluluğunu kaybetmek amacını güdebilir. O nedenle aynı zamanda bu ocağı denetlemekle görevli oldukları halde işlerini yapmamış olan tüm müfettişlerin, bu ocağı denetlemekle görevli olan Çalışma Bakanlığı ile Enerji ve Tabi Kaynaklar personelinin tamamının da aynı biçimde gözaltına alınması gerekir.
Hükümetin sorumluluğu var
Hükümetin de bundan ötürü doğacak olan siyasi sorumluluğunu kabul etmesi gerektiğini kaydeden Kürkçü, şu hususlara vurgu yaptı: "Uluslararası Çalışma Örgütü'nün madenlerle ilgili çalışma yönetmeliğini bu konudaki sözleşmeyi hükümetin bugüne kadar ILO üyesi olmasına rağmen imzalamamış olması, aslında bu ocakların standart altı çalışmasına rıza göstermiş olmaktır. Çalışma Bakanlığı'nın 'bu ocakta bizim mevzuatımıza göre eksik yoktur' sözü, mevzuatın tamamının eksik olduğunu gözden saklamaktadır. O nedenle bu siyasi sorumluluk hükümete düşmekterdir. Hükümet birinci dakikadan itibaren bu faciaya işverenin tarafından yaklaşarak, bunun madenciliğinin fıtratında olduğunu belirterek ama hiçbir biçimde sorumluluğu üstlenmeyerek çoktan töhmet altına girmiştir. Buna halka gerçek bilgi verilmemesini, Başbakanın en son alarak her şey tüy diken halka karşı uyguladığı şiddet ve saldırıyı da ekleyebiliriz."
İstifa etmeliler
Kürkçü, "Bütün bunlar Başbakanın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı'nın ve Çalışma Bakanı'nın derhal istifa ederek, bu soruşturmanın önünün açılmasını, siyasi olarak sürece sağlıklı bir müdahale yapılmasını sağlamaları mecburiyetini gerektiyor" dedi.
Hükümetin ve sermayenin ayıbı
Soma'ya ilişkin ulaştıkları yargıyı Meclis'te, Meclisin platformlarında dile getireceklerini kaydeden Kürkçü, "Uluslararası alanda da paylaşacağız. Kol kırılsın yen içinde kalsın öyküsü artık son bulacaktır. Bu ayıp, rezalet, hükümetin ve sermayenin ayıbı ve rezaleti olarak onlara iade edilecektir" diye belirtti.
Ailelerin mesajı
Kürkçü son olarak Somalıların şu mesajını paylaştı: "Hiçkimsenin yanına bu katliama kar kalmamalıdır. Biz çocuklarımızı katliama kurban verdik. Bu katliamının sorumluları cezalarını bulsunlar. Biz bunun için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz."
Yanlarında olacağız
HDP olarak Somalıların tercümanı olmaya devam edeceklerini ifade eden Kürkçü, şunları belirtti: "Burada oluşan Sivil Kriz Masası, Çağdaş Hukukçular Derneği, bu işçilerin, köylülerin taleplerini, davalarını ücretsiz takip edecek. Ceza soruşturması bakımından Manisa Barosu tazminatlar bakımıdan davalar takip edecek. Biz de siyasi olarak Meclis'te ve halkın arasında bunun takipçisi olmaya devam edeceğiz."
İsim listesi çelişkili
Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Manisa'nın Soma ilçesindeki maden faciasında arama-kurtarma çalışmalarının sona erdiğini ve içeride kalan işçi olmadığını söylerken, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Soma'da sağ kurtarılan 486 işçinin ve cenazesi ailelerine teslim edilen 294 işçinin ismini açıkladı.
Ancak kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Gediz’de 15 Mayıs 2014 Perşembe günü defnedilen maden işçisi İlyas Kertik'in adı listede yayımlanmadı. Ayrıca katliamın olduğu gün 13 Mayıs 2014'te hayatını kaybeden ve Savaştepe'de defnedilen mühendis Mehmet Efe'nin ismi de listede yok.
Ölüm aylığı bağlandı
Hükümet Soma'da da sorumluluğunu alilere maaş bağlayarak kapatma arayışında. Çalışma ve sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, hayatını kaybeden işçilerin ailelerine ölüm aylığı ve ölüm geliri ödemesi için işlemler başladığını açıkladı. Buna göre, işlemleri tamamlanan ailelere ortalama bin 400 ile bin 500 lira arasında aylık bağlandı. Bu rakam hayatını kaybeden işçilerin çocuk sayısına göre değişecek. Faruk Çelik, madenin toplam 2 bin 896 işçisi olduğunu söyledi. Hayatını kaybeden 301 işçi dışındaki 2 bin 591 işçinin maaşlarının üç ay süreyle ödeneceğini açıkladı.
Hala 49 bin işçi yeraltında
Soma'da yaşanan maden kazasının ardından gözler Türkiye'deki diğer işletmelere çevrildi. Kömür ve linyit çıkaran kayıtlı 740 işletmede 49 bin madenci yeraltında çalışmaya devam ediyor.
Türkiye’deki madenlerin denetimsiz olarak faaliyet gösterdiğini vurgulayan Maden Mühendisleri Odası eski Başkanı ve iş güvenliği uzmanı Mehmet Torun, şu bilgileri verdi: “Türkiye’de eksik koşullarda çalışan patlamaya hazır durumda yüzlerce maden bulunuyor. Soma’daki madenden daha kötü durumda olanlar var. Kömür ocakları her an patlamaya hazır bir bomba gibi. Hemen projeler hazırlanmalı. Madenlerde kamusal denetim arttırılmalı. Tüm bu denetimler kağıt üzerinde kalmamalı. Göstermelik yapılmamalı. 8 bin maden işletme ruhsatı alınmış. Bu madenlerin hepsi denetlenmeli.”
Türkiye’de en önemli sorunlardan birinin de kaçak maden ocakları olduğunun altını çizen Türkiye Maden Mühendisleri Odası (TMMOB) Başkanı Ayhan Yüksel ise “Kaçak maden ocakları Türkiye için çok ciddi bir sorun haline gelmiştir. Özellikel Zonguldak bölgesindeki bu maden ocakları için tüm kurumlar harekete geçmeli. Bu maden ocakları ciddi tehlikeler barındırıyor” dedi.
HABER MERKEZİ
Arap basını: Soma'da 100 Suriye'li öldü
Arap basını Soma katliamında ölen işçiler arasında çoğu çocuk olmak üzere 100 Suriye göçmenin olduğunu, bunun AKP hükümeti tarafından gizlendiğini yazdı.
Soma katliamında ölenlerin sayısı gizlenmeye çalışılıken, dış basında da katliama dair yeni iddialar dile getiriliyor. 301 işçinin hayatını kaybettiği belirtilen olaya ilişkin kayıp madencilerin sayısının açıklanandan daha fazla olduğu yönündeki kuşku ve iddialar konusunda Türkiye kadar kimi Arap basın yayın organlarında da haberler yer aldı. ASIA News, El Âlem, Sewa ve Muciz gibi gazete ve haber siteleri, Soma'daki madende kaçak olarak çalıştırılan 450 işçinin bulunduğu ve bu olayda 100 Suriyeli göçmenin hayatını kaybettiği belirtildi.
Türkiyeli yetkililerin bu gerçeği gizlediğini belirten Arap haber kaynakları, Avrupa'dan gelen arama kurtarma ekiplerinin bu çalışmada yer almasına izin verilmemesinin bir diğer nedenin ise bu gerçeği gizlemek olduğunu kaydedildi. Madenden, Türkiye yurttaşları çıkarılırken, Suriyeli kaçak göçmen işçilerin ise madenin derinliklerinde bırakıldıkları ve üzeri kapatıldığı iddia edildi. Arap basınında yer alan bir diğer iddiaya göre ise, hayatını kaybeden Suriyelilerin çoğunun çocuk yaşta olduğu belirtildi.