Yarın bayram. Böyle bir ortamda, sevinçli bir bayram yazısı kurgulayıp güzel cümleler kuramıyor insan. Açıkçası çoğumuzun bayramlarımın kanatları kırılmış kaç zamandır.

Bir başka türlü bayram düşlüyor insan: Yaralı ve binbir pareli coğrafyaların oluk, oluk kanın akmadığı, viran olmuş hanelerinde baykuşların ötmediği ve zalimlerin yönetmediği hükmetediği bir bayram. Dünyanın farklı dinlerine, kavimlerine mensup mazlum, mağdur ve muhtaçlarının yarasını sarmak, yüreğini onarmak, onlara müşfik bir el olmak için tüm imkan ve gücünü seferber ettiği bir bayram. Her bir mazlum, mağdur ve mahruma ulaşan bir bayram.

Barışın, dostluğun, dayanışmanın ve paylaşmanın adıdır bayram. Oysa coğrafyamız kan ağlıyor. Her günü buruk geçen bir yaşamın bayramı da buruk oluyor. Her bayramda ayrı bir hüzün çöker yalnızların kimsesizlerin öksüz ve yetimlerin üstüne. Evsizler, köprü altlarında sokaklarda, huzurevlerinde terk edilmiş yaşlıların üstüne... Babası, kardeşi oğlu katledilmiş, kaybedilmiş, başında bir dua okuyacak bir mezar taşı bile olmayan yaralı yüreklerin üstüne.

Tüm toplumsal dönüşümlerde kendini aşmaya çalışan, tüm beyinsel ve düşsel gücünü bir adım daha öne çeken özgürlüğe, eşitliğe ve adalet gibi insana dair güzelliklere yönelten ve bunun için mücadele eden insanların alın terinin olduğu değerlerin bayrama dönüştüğü türden bayramlar insanlığın insanlığın asıl bayramıdır. Bu noktada önemlidir bayramlar. Saygıya, sevgiye, dostluğa, eşitliğe, barışa, insan sevgisine, insan onuruna işaret ettiği sürece önemlidir bayramlar. Ötesi göstermelik birkaç ritüelden ibarettir.

***

Binlerce yıl öncesinin bayram kutlamalarında okunan bir metinle bitirmek istiyorum: Bundan 2900 yıl önce insanlar bayram addettikleri günlerde bir tapınağa aşağıdaki yazıyı asarlar, sıraya geçip okurlar, sonra birbirlerine sarılır bayramlarını kutlarlarmış. İşte o yazı:

"Gürültü patırtının ortasında sükunetle dolaş. Sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma. Başka türlü davranmak açıkça lüzumlu olmadıkça herkesle dost olmaya çalış ama kimseye teslim olma. İçten ol. Başkalarına da kulak ver. Çünkü dünyada herkesin bir hikayesi vardır. Olduğun gibi görün.Sevmediğin zaman, sever gibi yapma. Kaybetmeyi, ahlaksız bir kazanca tercih et. Bazı idealler o kadar değerlidir ki o yolda mağlup olman bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür. Yılların geçmesine öfkelenme Rüzgarın yönünü değiştiremiyorsan yelkenlerini rüzgara göre ayarla. Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir. Ara sıra isyana yönelecek olsan da, hatırla ki yaratıkları yargılamak imkansızdır. Doğduğun zamanları hatırlar mısın? Sen ağlarken herkes sevinçle gülüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, sen öldüğünde herkes ağlasın! Sabırlı, sevimli ve vefakar ol. Önünde sonunda bütün servetin sensin. Görmeye çalış ki bütün pisliğine ve kötülüğüne rağmen, dünya yine de insanoğlunun biricik güzel mekanıdır.” (Xsenos M.Ö. 9 yy.)

***

Bir bayram yazısında sohbetle şenlenmek, satırlarda karşılıklı demlenmek istiyor insan aslında ama olmuyor. Bu da kanadı kırık, buruk bir bayram yazısı oldu işte. Barış içinde bir arada kutlanacak bayramlar dileğiyle.