Yaşları 20 ila 31 arasında değişen 5 kardeş, tutuklu bulundukları 3 farklı cezaevinde, Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle açlık grevinde.

Ahmet ve Şermin Ertunç çifti, “Evlatlarımızın arkasındayız. Onların talebi bizim de talebimizdir. Sonuna kadar onlarla ve mücadeleleriyle olacağız” dedi.

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra Amed’deki evinde sürdürdüğü ve 150. gününde olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 112, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 111, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 102. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 95, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 92. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 81. gününe girdi. Son olarak 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak; 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak; 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak; 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak; 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. 1 Mart’tan itibaren tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç da Amed’de eylemdeler. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız 137; Mexmûr’da İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 77; Germiyan’da Herêm Mehmûd, 41 gündür eylemde. Açlık grevi eylemcilerinin tek talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.

Açlık grevinde bulunan tutuklular arasında 3 farklı cezaevinde tutuklu bulunan Fırat (31), Murat (30), Ali (25), Recep (24) ve Ferhat Ertunç (20) kardeşler de var.

91 gündür açlık grevinde olan kardeşlerden Fırat, Diyarbakır T Tipi Cezaevi’nde; 37 gündür açlık grevinde olan Murat ve Recep, Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nde; Ali ile Ferhat ise Van F Tipi Cezaevi’nde tutuluyor. Kardeşler, farklı tarihlerde cezaevine girip çıkmış olmaları nedeniyle 2008’den beri hiç bir araya gelemedi. Açlık grevindeki kardeşlerin Hakkari’nin Bulak Mahallesi’nde yaşayan anne ve babası Şermin-Ahmet Ertunç çiftinin ise gözü kulağı cezaevlerinde. Diyarbakır Cezaevi’nde tutuklu olan büyük oğlu Fırat’a, “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 16 yıl hapis cezası verildiğini belirten baba Ahmet Ertunç, Tekirdağ Cezaevi’ndeki çocuklarından Murat’a aynı suçlamayla 25 yıl, Ali ile Recep’e “yardım ve yataklık” iddiasıyla iki ayrı dosyadan 14’er yıl, Ferhat’a ise benzer suçlamalarla 12 yıl ceza verildiğini söyledi. Baba Ertunç, beş oğluna toplamda 81 yıl hapis cezası verildiğini kaydetti.

 Onurlu Kürt oldukları için

 Çocuklarının sadece onurlu birer insan ve Kürt oldukları için bugün cezaevinde olduğunu söyleyen baba Ertunç, “Başka da hiçbir suçları yok. Adam öldürmemişler, ellerine değil silah bir çakı dahi almamışlar. Oğullarımın talebi bizlerin de talebidir. Sonuna kadar da onlarla olacağız. Cezaevlerinden ölüm haberlerinin gelmesini istemiyoruz. Bizler evlatlarımız için yaşıyoruz” şeklinde konuştu.

11 yıldır cezaevi yollarında

 Çocuklarını görebilmek için eşiyle birlikte 11 yıldır cezaevlerinin yollarını aşındıran anne Şermin Ertunç de “Kanımızın son damlasına kadar evlatlarımızın yanındayız. Kürtler tutuklanmayla, öldürmeyle bitmez” diyerek çocuklarının ve taleplerinin arkasında.

Davamızdan vazgeçmeyeceğiz

Telefonla en son çocuklarından Fırat ile konuştuğunu paylaşan anne Ertunç, “Birkaç gün önce Fırat ile konuştuk. Açlık grevlerine sonuna kadar devam edeceklerini ve mutlaka başaracaklarını söyledi. Görme konusunda sorun yaşadığını ve bacaklarında ağrıların başladığını söyledi. Evlatlarımız içeride aç iken, bizlerin boğazından bir lokma bile geçmiyor. Evimizde yemek yapamıyor, uyuyamıyoruz. Oğullarımızın her zaman yanındayız. Bizler kesinlikle davamızdan vazgeçmeyeceğiz ve evlatlarımızın arkasındayız” dedi.

 “Çocuklarımızın ölüm haberini almayalım” diyen Ertunç çifti, tüm kamuoyuna tecrit ve açlık grevleri konusunda harekete geçmeleri için çağrıda bulundu.

AMED


Açlık grevindeki HDP’li vekilin annesi:

Hepsi benim evladımdır

HDP Van Milletvekili Tayip Temel’in anne ve babası, bedenini ölüme yatıran binlerin sesine ses verilmesini istedi.

İmralı tecridine karşı 8 Mart’tan bu yana açlık grevinde olan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 4 milletvekilinden Tayip Temel’in annesi Narinç Temel ve babası Şükrü Temel, ülkede kalıcı bir barışın sağlanması için tecride son verilmesini istedi.

Tecridin, Öcalan şahsında tüm Kürtlere uygulandığını dile getiren anne Temel, “Bizler barışın sağlanması için bu tecridin kaldırılmasını istiyoruz. Leyla Güven’in başlattığı eylem haklı bir talep doğrultusunda büyümüştür. Kürt halkına yapılan bu zulmün son bulmalı” dedi. Cezaevlerinde yaşananlara dikkat çeken anne Temel, şunları söyledi: “Onların içinde bulunduğu durum sürekli gözlerimizin önünde. Onlar oralarda açlık grevinde ama bizler burada hiçbir şey yapamadan duruyoruz. Sofrayı kurduğumuzda aklımıza evlatlarımız, aklımıza Leyla geliyor ve boğazımızdan bir lokma geçmiyor. Bizler hem cezaevlerinde hem de dışarıda grevde olanların ölmelerini istemiyoruz. Bizler, bu konuda bir adımın atılmasını ve ölümler yayılmadan bu tecridin kaldırılmasını istiyoruz. Leyla’ya baktığımda dünyam duruyor. Mesele benim oğlum değil, hepsi de benim evladımdır ve hiç kimsenin ölmesini istemiyorum. Talepleri karşılansın istiyoruz.”

Oğlum, onlardan sadece biri

 Baba Şükrü Temel ise talebin insani ve hukuka uygun bir talep olduğuna dikkat çekerek, şunları ifade etti: “Bu tecridin Kürt halkının ve temsilcilerinin üzerinden kalkmasını istiyoruz. Bizim tek talebimiz budur ve barışın sağlanmasını istiyoruz. Biz aile olarak hepsinin yanındayız. Oğlum onlardan sadece bir tanesi. Oğlumun da talebi diğerlerinin de talebi aynıdır ve bu talep bizim de talebimizdir.”


Aynı aileden 3 kişi

Tecridin kaldırılması için aynı aileden Murat, Salih ve Suat Şimşek bulundukları cezaevlerinden açlık grevine başladı.

Rize Kalkandere L Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Murat Şimşek 5 Ocak, Maraş Elbistan Cezaevi’nde Salih Şimşek ve Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’nde olan Suat Şimşek ise 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde.

Oğlu Salih Demir’in 18 yaşında gözaltına alınarak tutuklandığını ve ağırlaştırılırmış müebbet cezası aldığını, 22 yıldır da cezaevinde olduğunu dile getiren anne Türkan Şimşek, 1 Nisan’da cezaevinde oğluyla görüştüğünü ve kendisine, “28 arkadaşımla birlikte eylemdeyiz. Moralimiz yerindedir. Eylemimize ses olun ve destek verin” dediğini aktardı.

Yalnız bizimle olmaz

 Bu sürecin sadece anneleri değil tüm halkı ilgilendirdiğini ifade eden Şimşek, şunları söyledi: “Sadece annelerin mücadelesiyle olmaz. Biz anneyiz, içimiz yanıyor. Biz ayağa kalkacağız, diyoruz. Bu iş yalnız bizimle olmaz. Herkes elini vicdanının üzerine koysun. Halk tutsaklarına ve kendilerine sahip çıksın. Artık zindanlardan cenaze çıkmasın. Ne zamana kadar bu sürecek? İnsanların içi yanmıyor mu, vicdanları sızlamıyor mu? Bu sessizlik son bulsun.”

Anne bizimle olun

Salih Demir’in kuzenleri olan Suat ve Murat Şimşek kardeşlerin annesi Bedia Şimşek de oğlu Murat ile 1 Nisan’da görüştüğünü ifade etti. Oğlunun moralinin yüksek olduğunu belirten Şimşek, kendisine “Anne bizimle olun. Ses verin ve direnişimizi yükseltin. Eğer siz bizimle olmazsanız, biz yalnız kalacağız. Ayağa kalkın” dediğini aktardı.

Çocuklarımız kimsesiz değil

 Çocuklarının morallerinin iyi olduğunu ancak onları o halde görmenin kendilerini üzdüğünü ifade eden Şimşek, “Bu eyleme ses olunması gerek. Sesimizi çıkarmak istiyoruz. Çocuklarımızın kimsesiz olmadığını göstermek istiyoruz. Daha kaç cenaze çıkacak?” diye sordu. Anne Şimşek, artık tüm toplumun bu eylemlere ses olmasını istediklerini söyledi.


Başımız dik, onur duyuyoruz

Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tecride karşı açlık grevinde olan Avukat Dündar Koç’un anne ve babası “Eylemlerinden dolayı başımız dik, onur duyuyoruz. Talepleri talebimizdir” dedi.

Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde İmralı tecridine son verilmesi talebiyle açlık grevinde olan 141 kişiden biri de Avukat Dündar Koç. Öğrencilik yıllarında katıldığı bir eylemden dolayı yargılandığı davadan 3 yıl 10 ay cezası kesinleşen Koç, 2 yıldır cezaevinde. 1 Mart’tan beri açlık grevine olan Koç’un Hakkari’de yaşayan babası Hacı Koç, oğlunun da dahil olduğu binlerce kişinin, devletin kendi hukukuna, anayasasına uymasını talep ettiğine dikkat çekti. Okulunu bitirdikten 9 ay sonra tutuklandığını dile getiren baba Koç, “Bizler aile olarak evladımızın taleplerinin arkasındayız. O ya da bir başkası bizim için fark etmiyor. Hepsi bizim evladımızdır ve hepsinin talebi bizim talebimizdir. Oğlumuzun eyleminden dolayı da gurur duyuyoruz” dedi.

Eylemin ve taleplerin yanındayız

 Tecridin savaş, ölüm ve gözyaşı anlamına geldiğine vurgu yapan anne Halime Koç ise şöyle konuştu: “Sadece oğlumun değil cezaevlerinde açlık grevine başlayan ve sayıları 7 bini aşan tutukluların talebinin arkasındayız. Onların eylemlerinden dolayı başımız diktir. Her zaman da oğlumun yanındayız. Bizler aileler olarak Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılmasını istiyoruz. Bizler huzur istiyoruz. Bu zulmün ve tecridin kalkmasını istiyoruz. Ailesi ile görüşmesini istiyoruz. Avukatlarının kendisini ziyaret etmesini istiyoruz. Televizyon ve telefon haklarının verilmesini istiyoruz. Bu nedenle her zaman oğlumun ve 7 bin insanın talebinin arkasındayız.”

Üzülmeyeyim diye güçlü duruyor

Şakran 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nde 100 gündür açlık grevinde olan Ramazan Atabey’in Babası Abdurrahman Atabey, kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu.

Şakran 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nde 101 gündür açlık grevinde olan Ramazan Atabey’in babası Abdurrahman Atabey,  “Ölüme karşı sessiz kalmayalım” çağrısında bulundu.

Oğlunun “Örgüte üye olmak” iddiasıyla 7 yıldır tutuklu olduğunu belirten baba Atabey, en son Mart’ın başlarında ziyaret edebildiğini söyledi. Atabey, aşırı kilo kaybıyla birlikte tek başına ayakta duramadığını anlattı. Baba Atabey, şunları ifade etti: “Oğlum 100 günün üstündedir açlık grevini sürdürüyor. Görüşe geldiğinde bile arkadaşlarının yardımıyla yürüyor. Çok kilo verdiğini görüyoruz ama üzülmeyelim diye daha da güçlü durmaya çalışıyor. Tabii 20 gündür ziyaretine de gidemedik, şimdi durumunu sadece yaptığımız telefon görüşmelerinden öğrenebiliyoruz. Bu durum bize zorlasa da onun iradesine saygı duymak kalıyor. Elimizden geldiği kadar onların dışarıdaki sesi olmaya çalışıyoruz. Ramazan gibi binlerce genç bedeninin ölüme yatırmış, isterim ki sadece benim oğluma değil tüm cezaevlerine çözüm getirilsin.”

Tecridin biran evvel kaldırılması gerektiğini vurgulayan baba Atabey, daha fazla ölümün kimseye bir yarar getirmeyeceğini dile getirdi. Aileler olarak dışarıda mücadele etmeyi sürdürmeleri gerektiğini sözlerine ekleyen Atabey, “Tecridi kimse kabul etmemelidir. Onlar cezaevinde elleri kolları bağlı bir şekilde eylem yapıyorlar. İstedikleri sadece kendi özgürlükleri değil, Kürt halkının özgürlüğünü istiyorlar. Oğlumla birlikte binlerce tutuklu eylemde. Bunu vicdan sahibi kimse kabul etmemelidir” dedi.


Çözüm bulunsun

Tecride karşı açlık grevinde olan çocuklarının taleplerinin karşılanmasını isteyen Şırnaklı anneler, “Çözüm bulunsun” çağrısında bulundu.

25 yıl hapis cezasına çarptırılan ve Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki 23 yaşındaki Devran Aslan’ın annesi Seyran Aslan, çocuğunun bulunduğu cezaevinde baskıların olduğunu söyledi. Çocuğunun 1 Mart’tan bu yana eylemle olduğu bilgisini paylaşan anne Aslan, en son geçtiğimiz hafta yaptığı telefon görüşmesine değinerek, “Oğlum grevde olduklarını ve tecrit kalkana kadar greve devam edeceklerini söyledi. Oğlum cezaevi idaresi tarafından kendilerine tuz, şeker, limon gibi ihtiyaçların da verilmediğini anlattı. Suları da kesiliyor. Üstüne üstelik darp ediliyor” diye konuştu.

2015- 2016 yılları arasında ilan edilen sokağa çıkma yasaklarında tutuklanan ve 3 yıl 8 aydır cezaevinde olan Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ndeki Muzaffer Acu’nun (23) annesi Nilüfer Acu da benzer bir çağrıda bulundu. “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 12 yıl hapis cezasına çarptırılan çocuğunun da binlerce tutukluyla birlikte 1 Mart’ta eyleme başladığını aktaran anne Acu, eylemi haftalık telefon görüşmesinde öğrendiğini belirtti. Anne Acu, “Çocuklarımızın talepleri yerine getirilsin. Her gün birinin cenazesi çıkıyor. Artık annelerin yüreği yansın istemiyoruz. Artık bir çözüm bulunsun” diye ekledi.


İradeleri daha da keskinleşiyor

Patnos L Tipi Cezaevi’nde tutulan Yasin Yılmaz, “Açlık grevindeki tüm arkadaşların her geçen gün iradeleri daha da keskinleşiyor. Ner ne pahasına olursa olsun tecridi kaldıracağız” dedi.

Yılmaz, ailesiyle yaptığı görüşmede mesaj gönderdi. Cezaevi koşullarının zorlayıcılığından dolayı 4 arkadaşlarının sağlık durumunun kritik aşamada olduğunu söyleyen Yılmaz, kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu. Yılmaz, şunları belirtti: “Açlık grevindeki tüm arkadaşların her geçen gün iradeleri daha da keskinleşiyor ve 2019 yılı içerisinde her ne pahasına olursa olsun tecridi kaldıracağız. Siyaset alanının daraltıldığı, tecridin sürdüğü ve baskının daha fazla artacağını bilmemize rağmen sığ seçim gündemleriyle meşgul olunmamalıdır. Sistemin sürekli sayım yaptırma ve seçim sonuç sürecini uzatarak gündem değiştirme tuzağına düşülmemelidir. Herkes hızlı bir şekilde seçim gündemini tüketmeli ve asıl gündemi olan tecride ağırlık vermelidir. Halkımızın desteğini ve her alanda sesimize ses olmasını bekliyoruz. Her zamankinden daha güçlüyüz.”