İsviçre Gündemi
Yeşiller Partisi’nin Bern Kanton Parlamentosu Milletvekili Haşim Sancar İsviçre’nin önemli gazetelerinden Der Bund'da Türkiye'yi değerlendirdi. Sancak makalesinde; AB'nin Türkiye ile mülteciler konusunda kirli bir anlaşma yaptığını, Erdoğan'ın tek başına iktidar olmak için PKK ile ateşkesi sonlandırmakla kalmayıp, Kürt illerinde devlet terörünü arttırdığını, sivil katliamlar gerçekleştirdiğini, Kürt halkını göçe zorladığını, ailesi ve bakanlarının karıştığı skandalları hasır altı ettiğini, ülkede düşünce ve basın özgürlüğü ile kuvvetler ayrılığının ortadan kaldığını belirtti. AB ve İsviçre'nin barış ve demokrasi için diplomatik kanallarını harekete geçirmesini de istedi.
İsviçre'de Türkiye hakkında çok sayıda gazete ve yazar benzer saptamaları neredeyse günlük yapıyorken, söz konusu yorum Kürdistan kökenli bir milletvekilinden gelince, Bern Türk Büyükelçiliği hemen aynı gazetede Sancar'a bir açıklamayla cevap verdi. Erdoğan'ın basın sözcüsü gibi açıklamalar yapan İsviçre Bern Büyükelçiliği müsteşarlarından Volkan Karagöz, PKK'nin AB 'terör listesi'nde olduğunun arkasına sığınmakla yetindi. Müsteşar, karşı yazısında ne devlet teröründen, ne Kürdistan'daki savaştan ne gazeteciler, aydınlar üzerindeki baskıdan ne de yolsuzluklardan bahsetti. İki yazı yan yana konduğunda büyükelçiliğin Türkiye ve Erdoğanı savunmakta ne kadar çaresiz kaldığı açıkça görüldü.
İsviçre'den IŞİD'e
katılanların sayısı arttıyor
İsviçre'de IŞİD terör örgütüne katılanların sayısının artması, IŞİD'in tahminlerin ötesinde bir örgütlenmeye sahip olduğunu gösterdi. İsviçre, Federal Bilgi Dairesi Aralık ayında IŞİD’e katılan sayısının 71 olduğu ancak bu sayının Ocak itibarıyla 76'ya ulaştığı açıklandı. Ocak ayı içinde terör örgütüne katılanların 28’i İsviçre vatandaşı. İsviçre'de müslümanlara yönelik ayırımcılık ve uygulamalar da IŞİD'e elaman kazanmada büyük avantajlar sağlıyor. Örneğin Cenevre havaalanında çalışan 30 kişinin işine son verildi. Bu kişilerden 2'si hariç diğerlerinin tümünün Müslüman olmaları, Arapça isim taşımaları ve Fransız vatandaşı olmaları dikkat çekiyor.
WEF'da umut yerine karamsarlık
Bir Dünya Ekonomik Form (WEF) toplantıları daha bitti. Davos'ta toplanan WEF çözüm üretemedi, siyasal, ekonomik, çevresel rizikolar karşısında çaresizliğini sergiledi. Bölgesel etkileri olan ülke içi çatışmalar riskler haritasının en tepesinde yer aldı. Bunu sırasıyla olağandışı hava ve iklim değişiklikleri, ulusal devlet yönetişiminde çökme, devlet krizleri ya da devletlerin çökme ihtimali, yüksek yapısal işsizlik izledi.
Türkiye çökme hattında
WEF’in tahminlerine göre Türkiye’nin de bulunduğu coğrafya "yapısal işsizlik" riski ile "iç çatışma ve devlet sisteminin çökmesi” gibi riskler taşıyor. Bölgenin uzun süre yaşaması beklenen risk ise su kıtlığı.
BM'de eylem
Uzun süredir sürekli eylem halinde olan Kürdistanlılar, uluslararası kurumlara ve Birleşmiş Milletler'e (BM) sorumluluklarını hatırlatmak, sessizliğin Kürt halkına yönelik katliamlara suç ortaklığı olduğunu göstermek için dün oturma eylemine başladılar. Bu sessizlik devam ettikçe eylemlerin değişik boyutlar kazanacağı ve gelişeceği kesin gibi.