Cadıların torunları sokakta direnişi örüyor

Kadın Haberleri —

Kampüs Cadıları

Kampüs Cadıları

  • Geçmişte yakılan ve katledilen “cadıların” torunları olan Kampüs Cadıları, üniversitelerde ve sokaklarda kadın mücadelesini örüyor. “Sürekli hatırlamaya ve hatırlatmaya ihtiyacımız var” diyen kadınlar, tarihini unutturmuyor.

Üniversiteli kadınlardan oluşan Kampüs Cadıları, amfilerde, üniversitelerde, sokaklarda ve bulundukları her yerde çeşitli etkinlik, eylem ve kampanyalarla erkek egemen zihniyete karşı kadın mücadelesini büyütmeye devam ediyor. Kampüs Cadıları’nın “Değiştireceğiz” adlı son kampanyası ise büyük bir ilgi topluyor.

Kadınların sesini daha iyi duyurabilmek için başlattıkları kampanyayla erkek egemen toplumda ezilen kadınların direniş hikayelerini sokak tiyatrosu ve birçok etkinlikle işliyorlar. Kampüs Cadıları’nın oynadığı sokak tiyatroları, geçmişten günümüze kadın mücadelesinde yer alan ve katledilen kadınları canlandırarak kendilerine miras bırakılan mücadeleyi yaşatacaklarının mesajını veriyor. Şu ana kadar İstanbul ve Ankara’da gerçekleştirilen kampanya etkinlikleri, ilerleyen süreçte birçok kentte yapılacak.

Lilith’den Rosa Luksemburg’a

Kampanya kapsamında canlandırılan karakterler arasında ise Lilith, cadı, Virginia Woolf, Mirabel Kardeşler, Rosa Luksemburg, Konca Kuriş, Nezihe Muhittin, Çilem Doğan, Gezi Direnişi’nde mücadeleleriyle tanınan kadınlar ve daha birçok isim yer alıyor.

Tiyatroda, eskiden Ana Tanrıça olarak anılırken erkek egemen sistemin yerleşmesiyle birlikte şeytanlaştırılmaya çalışılan Lilith’in, özgürlüğe olan bağlılığının erkekleri korkutması nedeniyle kötü bir figür olarak anılmaya başlanmasına dair skeçler sergileniyor. Lilith’i oynayan kadınlar, üzerlerine siyah tüllerle kapatarak önce kendilerini tanıttı, daha sonra da özgürlüklerini yansıtmak amacıyla tülleri yere fırlattı.

Kadınların direniş hikayeleri

Yine tiyatroda “makbul” kadın olmadıkları için “cadı” olarak yaftalanıp yakılan kadınlar için de cadı şapkasıyla gösteri yapan Kampüs Cadıları, kendilerine ait şifa bahçeleriyle kadın dayanışması içerisinde sürdürdükleri yaşamları ele alıyor. Öte yandan, kadınların sokakta sigara içmesinin dahi yasak olduğu bir dönemde oy hakları için barikatlar ardında direnen Süfrajetlerden, üniversitede kadın olması nedeniyle eğitim göremediği için yazdığı eserleri yayınlanmayan feminist edebiyatçı Virginia Woolf’a, Dominik Cumhuriyeti’nde 1960 yılında ülkeyi diktatörlükle yöneten Rafael Trujillo'ya karşı direnen ve katledilen Mirabel Kardeşler’den mücadelesi sonucunda katledilen Marksist devrimci ve aktivist Rosa Luksemburg’a ve Hizbullah tarafından katledilen feminist yazar Konca Kuriş’e kadar çok sayıda kadının direniş hikayesi ele alınıyor.

Kampüs Cadıları’ndan Ceren Güner ve Eylül Kara, kampanyaları ve kadın mücadelesine ilişkin JINNEWS’e konuştu.

Değiştireceğiz…

Yoğun bir sürecin ardından yeni dönemde “Değiştireceğiz” adlı bir kampanya başlattıklarını belirten Güner, değiştirecek ve yeniden kuracak güçlerinin olduğunun altını çizdi.

Güner, kampanyayı başlatma düşüncelerini şöyle anlattı: “Bunu tarihteki kadın figürleri ve mücadelesini öne çıkardığımız, dayanışmayla kadın mücadelesini yansıtmak istediğimiz bir sokak tiyatrosuyla gerçekleştirmek istedik.”

Birçok kadın figürü canlandırıldı

Sokak tiyatrolarının büyük bir ilgiyle karşılaştığını ifade eden Güner, “Bu tiyatroyu yaparken hem kadın mücadelesinden güç aldığımız hem tarihteki kadın figürlerine hem de dayanışmayı hissettirdiğimiz bir yerden kurduk. Dünyanın, insanlığın oluşumundan bu yana, birçok ülkeden ve coğrafyadan kadın figürlerini canlandırdık. Kadınların oy hakkı mücadelesini öne çekecek figürleri öne çıkardık. Sosyalist feminist mücadelede simgeleşen kadınları canlandırdık” şeklinde konuştu.

Kadınlardan aldıkları güçle mücadele ettiklerini söyleyen Güner, “Aslında biz tek tek tarihteki kadınlardan aldığımız bu güçle bugün buradayız. Onların kazanımları, mücadelesi ve biriktirdiklerimizle buradayız. Oy hakkından özsavunma hakkına kadar kadınların bizlere çizdiği yol ve önümüzü açtıkları yol yöntem sayesinde bugün buradayız” vurgusu yaptı.

 “Sürekli hatırlamaya ve hatırlatmaya ihtiyacımız var” diyen Güner, kapitalist sistemin asla silemeyeceği bir kadın tarihinin olduğunu kaydederek, şu çağrıyı yaptı: “Bundan sonra da sokakta, kampüslerde, evlerde erkek egemen sistemin bize dayattığını, sokmak istedikleri kalıpları yıkabilir ve değiştirebiliriz. Çünkü bizim gücümüz var.”

Cadıların torunları her yerde  

 Sokak tiyatrosunda “cadı” figürünü canlandıran Eylül Kara ise, “Biz her zaman söylüyoruz, yakamadığınız cadıların torunlarıyız. Çok benimsediğimiz bir şey bu” dedi.

Geçmişte şifacı ve bilgili oldukları için katledilen ve yakılan kadınları anlamak açısından “cadı”nın önemli bir karakter olduğunu dile getiren Kara, iktidarın saldırı politikaları nedeniyle son süreçte eylemlerini abluka altında da olsa gerçekleştirdiklerini belirtti.

Kadın mücadelesi sürecek

Böylesi bir süreçte tiyatro aracılığıyla direniş ve mücadeleyi sergilemelerinin önemli olduğuna dikkat çeken Kara, “Tarihte de katledildik, yok edildik. Ama kadın mücadelesi oldukça bu mücadele devam edecek. Bununla da kadınlara umut verdik” vurgusunu yaptı.

Etkinliklerini çok sayıda kentte gerçekleştireceklerini ve daha çok kadına ulaşacaklarını aktaran Eylül Kara, “Daha çok kadına ulaşmamız gerek. Hiçbir kadının umutsuzluğa kapılmaması için bizim değiştirecek gücümüz var diyoruz” ifadeleriyle tüm kadınların yanında oldukları mesajı verdi.

ELFAZİ TORAL - İSTANBUL/JİNHA

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.