• Her etkinlikte göze çarpan 78 yaşındaki Dayika Nûrê, Amed’de nerede bir eylem nerede bir yürüyüş varsa kuşanır yazmasını, rengarenk elbisesini kuşanır en önlerde yerini alır. Yaklaşık 30 yıldır 8 Mart’ı, Newroz’u kaçırmayan Dayika Nûrê, “Öleceksem de alanlarda ölmek isterim. En önce en güzel elbisemi seçerim, sonra duamı eder, çıkarım evden” diyor.
  • Dayika Nûrê, ilk eyleme nasıl katıldığını şöyle anlatıyor: "İlk kez Bağlar Dörtyol’da 1996’da cezaevleri için açlık grevi eylemi vardı, ben sokakta temizlik yapıyordum. İlk o zaman süpürgemle eyleme gittim. Sonrası geldi, Barış Anneleri’ne yazıldım. MEYA-DER’in delegesi oldum. Gündüz temizliğe, akşam da partidekilerle beraber evlere çalışmalara gittim.”
  • “Kendimi geliştirdim. Tam bir partili oldum” diyor Dayika Nûrê, ekliyor: “Çocuklar yanımdaydı, parti arkamdaydı, kendimi çok güçlü hissediyordum. Her şeyi yapabilirim diyordum. Kimse önümde duramaz diyordum. Her eyleme giderim. Büyük bir heyecan yaşıyorum. Eylem ve özgürlük aşığıyım. Büyük bir aşkla her şeyi yaşamak istiyorum.”

 

AZİZ ORUÇ/AMED

Her etkinlikte göze çarpan Nura Abay, bilinen ismiyle Dayika Nûrê. Amed’de nerede bir eylem, nerede bir yürüyüş varsa 78 yaşındaki Dayika Nûrê kuşanır yazmasını, rengarenk bir elbisesini giyer en önlerde yerini alır. Yaklaşık 30 yıldır 8 Mart’ı, Newroz’u kaçırmayan Dayika Nûrê, ilerlemiş yaşına rağmen geri durmaz. Amed’de direnişiyle, renkli elbiseleriyle, sürekli yaptığı zafer işaretiyle eylemlerin vazgeçilmezidir. Dayika Nûrê, “Öleceksem de alanlarda ölmek isterim. En önce en güzel elbisemi seçerim, sonra duamı eder, çıkarım evden” diyor. Bu yıl 8 Mart’ı takip ederken Dayika Nûrê fotoğraf makinemin kadrajına girdi, sonrasında Newroz’da karşılaştım. Peki hep gördüğümüz, çektiğimiz Dayika Nûrê kimdi? Bu soru ile ona ulaşmaya çalıştım. Kendisini arayıp, hikayeni, yaşadıklarını yazmak, haber yapmak istiyorum dediğimde birkaç saniye düşünüp “olur” dedi.

Her elbisesinin anısı var

Ertesi gün kaldığı TOKİ’ye gittim. “Kızım hasta, dışarda konuşsak olur mu?” diye sordu. Ama öncesinde yıllardır giydiği, anılarını biriktirdiği, içine girince “huzur buluyorum” dediği, küçük odasını, mavi, mor, açık yeşil ve daha birçok rengarenk elbisesini çıkardı. Yaşayamadığı çocukluğunun siyah beyaz fotoğraflarını, yaşamını yitiren kardeşini, annesini, katıldığı eylemlerde çekilen fotoğrafları gösterdi. Her biri onun için ayrı anlamlı. Geçmişe dair derin acıları olsa da “O yaşadığım kötü günler de bana aitti. Unutmuyorum” diyor. Çerçevelere yerleştirilmiş ya da vitrinin arasına sıkıştırılmış küçük vesikalık fotolar… Her bir foto ona geçmişi, her bir elbise özgürce yaşadığı zamanı hatırlatıyor.

Hiç pes etmedi

Odasını, eşyalarını ve fotoğraflarını gösterdikten sonra sitede bulunan çocuk parkında oturup saatlerce hikayesini dinledim. Kimi zaman umutsuzluk, yılgınlık, acı, üzüntü anlatsa da hayata dair umudu, mücadelesi, direnişi, inancı hep baskın geldi. Çocukluğunda sevdiği ve altına geçip dilekler dilediği gökkuşağının renklerini şimdi kendi üzerinde taşıyor. Aslında dünden bu güne Dayika Nûrê’nin hikayesi mücadelenin, pes etmemenin hikayesidir. “Sen kendin olacaksın” diyerek, hep yeni bir güne başlayan Dayika Nûrê, 78 yaşında bile genç ruhuyla, rengiyle, kimliğiyle yine kendisi olarak yaşıyor.

Zilan Katliamı’ndan kurtuluyorlar

“Hikayem uzundur” diyor Dayika Nûrê ve ardından ekliyor: “Hikayeme anneannem Serda ve dedem İbrahim’den başlamak istiyorum. Anneannem ve dedem, annem Fatma, teyzem ve amcamla beraber Zilan Katliamı’ndan kaçarak, Mardin’in Derik ilçesine geliyor. Birçok yakınını kaybediyorlar. Evlerini, yakınlarını bırakarak, günlerce süren yolculuğun ardından Derik’in Qizilê Berivanyê köyüne geliyorlar. Dedem ve eşi köyde ırgatlık, çobanlık yaparak kızlarını büyütüyor. Annem Fatma çok güzelmiş. Büyüyünce, köyün ağası dedeme gelip, ‘Fatma ile evlenmek istiyorum’ diyor. Dedem kızını ağaya vermek istemiyor. Bunun üzerine ağa da ‘Ya kızını verirsin ya da köyü terk edersin’ diyerek tehdit ediyor. Dedem de ‘Kızlarımı ırgatlık yaparak büyüttüm, sen ağasın, üç eşin var kızımı vermek istemiyorum’ diyerek köyü terk ediyor. Bölgede büyük bir aşireti olan Eli Beg’in yanına gidip, onun köyü olan Girê Sor köyünde yaşamaya başlıyorlar.”

Annem güçlü bir kadındı

Annesi Fatma'nın evlilik hikayesini de şöyle anlatıyor Dayika Nûrê: “Babam Mehmet, annemle evlenmek istediğini söylüyor. Babası ‘Hayır’ diyor. Ama annem bu sefer ‘Ağalarla, yaşlılarla evleneceğime Mehmet ile evlenirim’ diyor. Hemen köyde düğün yapıp evleniyorlar. Birbirlerini çok seviyorlar. Babam ile annem Girê Sor’da evlendikten kısa bir süre sonra Meşîna köyüne oradan da Xanîka köyüne geliyorlar. Biz de Xanîka’da doğuyoruz. Annemin ilk iki kızı ölüyor, daha sonra üç kızı ve bir oğlu oluyor.”

Babam ve nişanlım öldürüldü

Çocukluğunu anlatırken, “Hayatım çok kötü geçti. 7 yaşındayken annemi, 15 yaşındayken de babamı kaybettim” diyor Dayika Nûrê. Biraz soluklandıktan sonra anlatmaya devam ediyor: “Babam öldürüldüğünde nişanlıydım. Beni seven, sayan Hasan ile evlenmeyi düşünüyordum. Babamdan kısa bir süre sonra nişanlımı da öldürdüler. O gün evlilik, eş aklımdan çıkmıştı. Bir daha asla istemem diyordum. Beni zorla evlendirdiler. Yıllarca ispatlayamadık ama babamı da nişanlımı da öldüren, evlendirildiğim Ali’nin ailesiydi. Güçlüydüler, devlet onların yanındaydı. Kimse onlardan hesap sormadı. Annemden sonra babam da gidince acı kaldı geriye. Bir de geride annemin bize miras bıraktığı fistanları, kumaşları, entarileri… Ablam Xedra, ‘Bizi de öldürürler’ diye bana sormadan, görmediğim, ismini bile bilmediğim, benden 10 yaş büyük Ali ile evlendirdi. Eşimin ailesi, babamdan, annemden kalan hayvanlara, tarlalara, altınlara el koydu.”

Yıllarca şiddet gördü

Zorla evlendirilen Dayika Nûrê, Ali Abay'dan sürekli şiddet görür. O yaşadığı zulmü anlatmaya devam ediyor Dayika Nûrê: “Evlendik, 3 gün geçti, kavga ettik. Ben ‘Seni istemiyorum’ dedim. Beni dövdü, yerlerde sürükledi, saçımı yerinden söktü. ‘Hangi gün olursa olsun seni bırakacağım, seni istemiyorum, kaçacağım’ dedim. Ben çocuktum, 5 yıl boyunca çocuğum olmadı. 20 yaşında ilk kızım Bedia dünyaya geldi. Daha sonra da ikinci kızım Adile, üçüncü kızım Fatma ve dördüncü kızım Emine oldu. İnekleri sağamıyorum, dayak yiyorum; yemek yapmıyorum dayak yiyorum. Sabah koyunlara giderken, beni sopalarla dövüp odaya kilitliyordu.”

Kızlarıyla birlikte terk etti

Ali Abay, erkek çocuğun olmayışını gerekçe göstererek, Dayika Nûrê'nin üzerine kuma getirir. Yaşadıklarını şöyle anlatıyor Dayika Nûrê: “Eşim ve ailesi bu sefer de, benim erkek çocuk doğurmadığımı, uğursuz, lanetli olduğumu söylemeye başladılar. Eşim, bir süre sonra Amed’e çalışmaya gitti. Sözde bizi ve çocukları da alacaktı. Benden habersiz, kendisinden 18 yaş küçük olan Behiye ile evleniyor. Aradan epey zaman geçti bir gün Ali’nin amcasının oğlu Xelef, bana Ali’nin evlendiğini, Amed’de eşiyle beraber yaşadıklarını söyledi. Daha sonra beni çocuklarımla tehdit ederek, şiddet uygulayarak, kumamla aynı evde yaşamaya zorladı. Üç yıl boyunca birlikte yaşamak zorunda kaldık. Kumam küçük olduğu için ona resmi nikah yapamadı, çocuklarını benim adıma geçirdi. Kızlarım da büyüdü. Onları para karşılığında zorla evlendirmek istedi. Bu benim için son nokta oldu. Kızlarım da bana destek olunca eşimi terk ettim. Bir daha da dönmedim o eve.”

Heci Abak

Kardeşi PKK ile tanıştı

Dayika Nûrê, Amed’e geldikten kısa bir süre sonra tek erkek kardeşi olan Heci Abak da peşinden gelir. Heci gündelik işlerde çalışırken yurtseverle tanışır ve hayatı değişir. Dayika Nûrê, anlatmaya devam ediyor: “Kardeşim, kimi zaman sokaklarda kimi zaman günlük işlerde çalışıyordu. O dönemde Licêli arkadaşlarıyla karşılaşıyor ve PKK’yi, hareketi tanıyor. PKK’ye, Apo’ya sempati duyuyor ve onlara katılıyor. Ara ara eve gelip bana da anlatıyordu. Eşime de ‘Nûrê’ye karışırsan gelir seni öldürürüm’ derdi. Heci bir ara Amed’de duvara ‘PKK’, ‘Kürdistan’ gibi yazılamaları yaparken yakalandı. Günlerce işkence gördü. Bayılıyor, öldü diye götürüp çöpün kenarına atıyorlar. Arkadaşları, onu bulup doktora götürüyor. Daha sonra İzmir’e giderek çalışmalara katıldı; tutuklanıp iki yıl cezaevinde kaldı. Çıktıktan sonra da ‘Ben PKK’ye katılacağım. Sen de kendine sahip, çık, kendini ezdirme’ deyip gitti.’’

‘Kürdistan özgür olunca gelirim’

Dayika Nûrê, kardeşinden 20 yıl haber alamaz. Ardından gerçekleştirdikleri ilk iletişimi ise şöyle anlatıyor: “Adana Newroz’unda biri onu tesadüfen görüp bize haber etti. Bir gece saat 12’de aradı. ‘Heci, sen misin’ dedim, ‘Evet’ dedi. Anne ve babamızın ismini sordum, hepsini biliyordu. ‘Eve gel’ dedim, ‘Kürdistan özgür olunca gelirim’ dedi. Sonra yine haber alamadık. Aradan uzun bir süre geçtikten Adana’da hastaneye giderken kalp krizi geçirip yaşamını yitirdiğini öğrendik. Kimliği yoktu, olan kimliği de sahteydi. Doktor geç müdahale ediyor. Polis gelip, ‘PKK’li teröristtir’ diyor. Cenazesi günlerce morgda kalıyor. Sonra partililer alıp Adana’da Kabasakal Mezarlığı’nda toprağa veriyor. Günler sonra öğrendim öldüğünü. Gittim, gördüm mezarını.”

foto:AFP

İlk eylem

Kendisinin özgürlük hareketi ile tanışmasını ise şöyle anlatıyor: “Heci gelip anlatıyordu, parti diyordu ama ben ne olduğunu bilmiyordum. Kürtçe konuşuyordum ama Kürt olduğumu bilmiyordum. Eşimden ayrıldıktan sonra, önce kadın, sonra Kürt olduğumu öğrendim. Çocuklarımı geçindirmek için kapıcılık yaptım, evlere temizliğe gittim, yastık, yorgan diktim. İlk kez Bağlar Dörtyol’da 1996’da cezaevleri için açlık grevi eylemi vardı, ben sokakta temizlik yapıyordum. İlk o zaman süpürgemle eyleme gittim. Sonrası geldi, Barış Anneleri’ne yazıldım. MEYA-DER’in delegesi oldum. Gündüz temizliğe, akşam da partidekilerle beraber evlere çalışmalara gittim. Herkesin Dayika Nûrê’si oldum. Kendimi tanıdıkça partili, partiyi tanıdıkça Nûrê oldum.”

Çok güçlü hissediyordum

Mücadeleyi tanımasıyla beraber artık başka bir Nûrê vardır. O süreçten bahsederken “Kendimi geliştirdim. Tam bir partili oldum” diyor Dayika Nûrê. Yıllardır arayıp da bulamadığı güzellikleri, insani ilişkileri mücadelede bulmuştur: “Çocukken, gençken yaşamadığım, giymediğim her elbiseyi, her rengi giydim. Kim ne der diye düşünmeden özgürce giyindim. Her elbisede gökkuşağının renklerini üzerimde taşıdım. Çocuklar yanımdaydı, parti arkamdaydı, kendimi çok güçlü hissediyordum. Her şeyi yapabilirim diyordum. Kimse önümde duramaz diyordum. Her eyleme giderim. 8 Mart’a da Newroz’a göre plan yaparım. Büyük bir heyecan yaşıyorum. Eylem ve özgürlük aşığıyım. Hissetmediğim sevgiyi de aşkı da özlemi de böyle yaşıyorum. Büyük bir aşkla her şeyi yaşamak istiyorum. ‘Ne gerekirse yapacağım’ diyerek, bu yola koyuldum. Polis beni tehdit etti, soruşturma açtılar, ifade verdim ama yine de yılmadım. Kızımın oğlu Doğan katılım yaptı, daha sonra tutuklandı. 7 yıldır cezaevinde.”

***

foto:AFP

YPG rozetine soruşturma

2025’te Mardin’in Midyad ilçesinde gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin için yapılan eyleme katılan Dayika Nûrê hakkında Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı YPG rozeti taktığı gerekçesiyle soruşturma başlattı. İfade veren ve karara tepki gösteren Dayika Nûrê, şunları ifade ediyor: “Yazmamın üzerindeki yıldızı YPG yaptılar. Ama ben onlara ‘Korkmuyorum’ dedim. ‘Ne yaparsanız yapın vazgeçmeyeceğim’ dedim. O zamandan beri bir daha gelmediler.”

 

***

Perdeden elbisesiyle doktorların eyleminde

Mücadele ile tanıştıktan sonra nerede bir eylem, yürüyüş varsa katılır Dayika Nûrê. Bu şekilde kendisini daha özgür hisseder. Bir gün doktorların eylemine katılır: “Beyaz elbisem yoktu, beyaz perdeden kendime bir elbise diktim. Onu giyip eyleme gittim. Üzerimde beyaz elbise, başımda beyaz yazmayla katıldım. O eylemde çekilen foto yıllardır İHD’de sergileniyor. Doktorların elbiseleri beyaz, benim elbisem beyazdı. Doktor değildim ama hepimizin derdi barıştı. Ben de geri duramazdım; hiç çekinmeden doktorların yanına giderek, eylemlerine katıldım.”