
HIDIR ATEŞ/YEKO ARDIL/BERLİN
Almanya’daki Kürt siyasi tutsaklardan Hıdır Yıldırım’ın (48) cam kafeste yargılanmasına son verildi. Gazetemizde çıkan haber ve avukatların “savunma hakkı engelleniyor” itirazı ardından Kürt siyasetçiye dönük küçük düşürücü uygulama sona erdirildi.
Almanya’nın başkenti Berlin’de 6 ayı aşkın süredir tutuklu bulunan Kürt siyasi tutsaklardan Hıdır Yıldırım hakkında açılan dava Pazartesi günü başlamıştı. ‘Yabancı bir terör örgütüne üye olmayı‘ içeren Alman Anti Terör Yasası’nın 129 b maddesinden yargılanan Yıldırım’ın cam kafes içinde tutulması tepki toplamıştı. Gazetemiz Yeni Özgür Politika’nın 6 Eylül Çarşamba günü “Schämt euch/Utanın” başlığıyla manşete taşıdığı cam kafes uygulamasına son verildi. Berlin Yüksek Mahkemesi’nde dün görülen ikinci duruşmada Yıldırım cam kafesten çıkarıldı.
Yıldırım savunma yaptı
Dersimli Kürt siyasetçi Hıdır Yıldırım dünkü duruşmada savunmasını okudu. Kürt tarihi ve Kürt Aleviler üzerinde yapılan katliamları anlatan Yıldırım savunmasının merkezine Dersim jenosidini oturttu. Dersim’de resmi olarak 40 bin esasen 90 binden fazla insanın öldürüldüğünü belirten Yıldırım, “Bu katliamı, ‘Onları fareler gibi mağaralara doldurup zehirledik’ diye itiraf ettiler. 90’lardan sonrada 183 mezra ve köy yakıldı, boşaldı. Onbinlerce insan da zorla göçertildi. Doğası tahrip edildi, yakıldı, yıkıldı” dedi.
Piro ismi suç oldu!
Yıldırım “Piro” ismini kod olarak kullandığı yönündeki iddiaya ilişkin, “Piro adı Aleviliğin önemli inanç kurumu olan ocak kültüründen geliyor. Ben de ocak mensubuyum, bu nedenle bana Pir deniliyor” dedi.
PKK’nin Ortadoğu’da DAİŞ terörüne karşı insanlığı savunduğunu ve Erdoğan diktatörlüğüne karşı mücadele verdiğini kaydeden Yıldırım, “PKK, Rojava’da DAİŞ’e karşı ne yapıyorsa Kuzey Kürdistan’da devlet terörü ve baskısına karşı aynı şeyi yapmaktadır” diye konuştu.
Yirmibeş yıl sonra köyüne gidebildiğini belirten Yıldırım, yemyeşil ve cennet gibi olan köyünün Türk devlet güçleri tarafından yakılması ve kullanılan kimyasal gazlardan ötürü harabeye döndüğünü söyledi. “Devlet, tek din, tek dil ve tek bayrak diyerek tüm farklı kültür ve inançlara karşı savaş açtı. Ermeni, Süryani ve Rum halklarını katletti. Bu politika devam ediyor. Ben de bu politikaların bir mağduru olarak burada bulunuyorum” dedi.
‘Bu suça ortak olmayın’
Savunmasında Dersim direnişinin sembol isimlerinden Seyid Rıza’nın “Ayıptır, zulümdür, cinayettir… Ben sizin yalanlarınızla baş edemedim bu bana dert oldu, ben de sizin önünüz de diz çökmedim bu da size dert olsun” sözünü aktaran Yıldırım, mahkeme heyetine şöyle seslendi: “Bu halka karşı işlenen suça siz de ortak olmayın. Kürt olmak burada da suç ise, devlet zulmüne karşıda direnmek suç ise evet ben suçluyum ve burada bunu açıklıyorum.”
Hıdır Yıldırım hakkında açılan davanın 3. duruşması 12 Eylül’de görülecek.
Almanya da Türkiye gibi
Duruşma ardından gazetemize konuşan Hıdır Yıldırım’ın avukatı Lukas Theune, müvekkilinin savunmasını yazılı olarak mahkeme heyetine sunduklarını söyleyerek, cam kafes uygulamasına son verilmesinin olumlu bir adım olduğunu söyledi. Av. Theune, bu uygulamanın yasal bir dayanağı olmadığını belirterek cam kafese yazılı olarak da itiraz ettiklerini kaydetti. Yıldırım’ın tutuklu yargılanmasına tepki gösteren Av. Theune, “Mahkeme atmosferi oldukça iyi ama yine de Yıldırım halen içerde. Türkiye de olduğu gibi nasıl ki insanlar fikirlerinden dolayı içeriye atılıyorsa bu durumda aynısıdır” diye konuştu.
Direniş bir sonuçtur
Savunma avukatlarından Stephan Kuhn da, müvekkili Yıldırım’ın savunmasına dikkat çekerek şunları belirtti: “Kendisini, atalarının ve dedelerinin mirası olarak belirtti ki onlardan kalan Kürt ve Alevi soykırımları ve zulümden ibarettir. Çocuklarına ve torunlarına da bunun yansımaması için bir insan olarak bir Kürt Alevisi olarak mücadele etmesinin de son derece doğal bir insani görev olduğunu özellikle vurguladı. Benim tarihim budur ve ben bunu değiştiremem, tarihim de işkence, zulüm ve katliamlarla doludur. Ben bunun bir sonucuyum ve buna karşı çıkmamın da tarihin bir gereği olduğunu söyledi. Aynı zamanda Hz Ali’nin ‘Aslını inkar eden haramzadedir’ sözünü de söyledi ve bunun da kendisi için önemli bir rehber olduğunu vurguladı. Bu ülkede bir daha savaşların olmaması ve çocukların barış içinde yaşabilmesi içnde mücadele etmesi gerektiğini son derece anlaşılır bir dille aktardı.”
Mahkeme gözardı etmemeli
Kürt siyasetçiler hakkında açılan davaların çoğunlukla hapis cezasıyla sonuçlandığına işaret eden Av. Kuhn, “Maalesef her şeye rağmen bu tür davaların nasıl sonuçlandığını tecrübelerimizden dolayı biliyoruz. Suç olsa da olmasa da bu tür bir dava açıldıktan sonra genellikle ceza ile sonuçlanmaktadır. Asıl konu Yıldırım’ın içeride de çok fazla eza ve cefa çektiği gerçeğini mahkeme göz önünde bulunduracak mı? Kefaletle serbest bırakıp ya da içeride mi tutacak onu göreceğiz” diye belirtti.