İngiltere Gündemi


İngiltere Başbakanı David Cameron’ın tüm karşı çıkışlarına ve lobi çalışmalarına rağmen Avrupalı liderler AB Komisyonu’nun yeni başkanının Lüksemburglu Jean-Claude Juncker olmasına karar verdi. Jean-Claude Juncker, geçen ay yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde en çok oyu olan merkez sağ Avrupa Halk Partisi tarafından aday gösterilmişti. Yapılan oylamada Juncker, 26’ya 2 kabul aldı. Kabul etmeyen iki ülke ise İngiltere ve Macaristan ki iki ülkenin de Juncker’ın seçilmesine hayır diyecekleri çok önceden belliydi. Juncker görevi Avrupa Parlamentosu’ndan güvenoyu alması durumunda 16 Temmuz’da görevi devralacak. Cameron çok kızgın. Avrupa Birliği’nde yapılacak reformları engelleyebileceği gerekçesiyle Juncker'in başkanlık adaylığına çok sert karşı çıkmıştı. Buna karşın Almanya Başbakanı Angela Merkel de Cameron’ın itirazlarının dikkate alınmayacağını basın açıklamalarıyla duyurmuştu. Cameron, Juncker’ın başkan olarak seçilmesiyle bir sonraki hükümet parti olmaları durumunda ülkenin AB üyeliği ile ilgili olarak yeni bir anlaşmayı müzakere etme ve AB’yi referanduma sokacağını ve büyük bir ihtimalde İngiltere’nin AB’den çıkacağı vurgusunu defalarca yapmıştı. Juncker’ın seçildiği gün AB Zirvesi sonunda düzenlenen basın toplantısında Cameron, “Bu Avrupa için kötü bir gün” şeklinde konuşup 2017 yapılması planlanan referanduma tekrar gönderme yaptı. Peki nedir Cameron’un derdi? Cameron AB’ye kendi kurallarını dayatmak isterken Juncker’ın bunlara zinhar karşı çıkacağını çok iyi biliyor. Juncker’in partisi, Avrupa Parlamentosunda en çok çoğunlukta olan parti. Dolayısıyla Juncker gibi düşünenlerin bolca olduğu bir parlamento.
David Cameron, AB üyesi olacak ülkelerden kitlesel göçün sınırlanmasına ilişkin yeni kuralların çıkartılmasını talep ediyor. Juncker ise serbest dolaşımın birliğin temel prensipleri arasında olduğunu ve bu kuraldan asla vazgeçilemeyeceğini düşünüyor. Cameron hükümeti, ayrıca AB’ye ayrılan bütçenin düşürürken, AB üyelerinin İngiltere’den elde edecekleri imtiyazlarda bile kısıtlama yaptı. Bu da yine Juncker ve partisinin hiç hoşlanmadığı talepler.
Bilindiği üzere İngiltere, AB'nin ortak para birimi Euro'yu kullanmıyor ve birliğin ortak sınır politikasının en önemli unsuru olan Schengen Bölgesi'ne dahil değil. Bunların dışında, İngiltere’ye özel bir uygulama düşünülmüyor ki Cameron hükümeti İngiltere’yi sürekli farklı bir kefeye koymak istiyor. Juncker’ın Cameron’a inat hemen hemen bütün üyelerin oylarıyla seçilmesi, İngiltere’nin AB için çok da vazgeçilmez olmadığı düşünülüyor. Yine başka bir olasılık ise Muhafazakarların İşçi Partisine göre 2015’deki seçimlerde çuvallayacağından ötürü referandumun hiç gerçekleşmeyeceği yönünde. Muhafazakar partisinde AB karşıtı milletvekili sayısı azımsanmayacak kadar fazla. Juncker’in başkanlığı kimi Muhafazakar vekillerini sevindirdi bile. İngiltere’nin AB’den çıkması için Juncker’in elinden geleni yapacağını düşünüyorlar çünkü çoğunluğa göre Juncker, Birliği İngiltere’nin talepleri doğrultusunda şekillenmesine izin vermeyecek ki bu da İngiltere’nin AB’den çıkmasına neden olacak.
Öte yandan sol kesim de Juncker’in savunduğu prensipler ve çizdiği aşırı sağ profilden ötürü Juncker’a karşı durmalıydı. Ancak sırf Cameron karşı diye İngiliz Solu Juncker’in adaylığı konusunda sessiz kaldı. Yani Avrupa Parlamentosunda yükselen sağın demokrasi önünde büyük bir engel bunu Solcular göremedi.
Konu açılmışken, 59 yaşında olan Lüksemburg eski Başbakanı ve Euro bölgesi eski Başkanı olan Juncker, ‘Twitter'ı yasaklayanların Avrupa Birliği’nde yeri yok’ diyerek Türkiye'nin üyeliğine sıcak bakmadığını aleni belli etmişti. Hatta yakında Türkiye’yi adaylıktan bile çıkartmak için elinden geleni yapacağı söylenenler arasında.