İstanbul Bilgi Üniversitesi ve çeşitli sivil toplum örgütlerinin düzenlediği ‘Yeni Anayasa Yolunda’ isimli konferansta, yeni anayasa yapan Avrupa ülkelerindeki anayasa süreçleri gündeme geldi. Almanya ve İspanya’dan anayasa profesörlerinin katıldığı konferansta katılımcılar, “Yeni anayasada geniş kapsamlı katılım sağlanmalı” görüşünde birleşti. Prof. Dr. Mithat Sancar, yeni anayasanın can damarının Kürt sorunu olduğunu belirtti.
İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü’nde önceki gün düzenlenen konferansa Almanya’dan Prof. Dr. Hans Peter Schneider, İspanya’dan Prof. Carles Viver Pi-Suner, Polonya Anayasa Mahkemesi eski üyesi Miroslaw Wyrzykovski ve Türkiye’den Prof. Dr. Mithat Sancar katıldı. Konferansta, anayasa hukukçuları kendi ülkelerindeki anayasa deneyimlerini paylaştı. Gazeteci Şirin Payzın’ın moderatörlüğünde yapılan oturumda uzmanlar, kendi ülkelerinde uygulanan anayasaların bugünün Avrupa’sına yetersiz geldiğini belirtti.

Almanya’nın çıkardığı ders
Panelin açılışını yapan Alman Friedrich Ebert Vakfı Türkiye Temsilcisi Michael Meier, Türkiye’de katılımcı, demokratik ve şeffaf bir anayasa yapılması gerektiğinin altını çizdi. Meirer, „İkinci Dünya Savaşı’nın kötü deneyimlerinde sonra Alman Anayasası’nın koruduğu en değerli unsur insan onuruydu“ dedi. Meirer’in atıfta bulunduğu Alman Anayasası’nın birinci maddesi şöyle der: „İnsan onuru dokunulmazdır. Onu saymak ve korumak tüm devlet otoritesinin görevidir.“ Meirer, „Neden Türk Anayasası’nın da böyle bir başlangıcı olmasın“ diye sordu.

Anayasa birleştirmeli
Türkiye’de yapılacak olası anayasanın demokratik koşullar altında tartışılan ve yapılan ilk demokratik anayasa olacağını vurgulayan Almanya Aşağı Saksonya Eyaleti Anayasa Mahkemesi eski üyesi Prof. Dr. Hans Peter Scheneider, Anayasa’nın içine insanların devlete karşı korunmasının anayasal hak ve hükümlülükler olarak işlenmesi gerektiğini belirterek, bireyin devlete karşı korunmasının esas alınması gerektiğini dile getirdi. O günün Almanya’sında halkın bütünü kapsayan bir anayasa oluşturmanın zor olduğunu ifade eden Schneider, „Günümüzde anayasaların en önemli işlevlerinden birisi de anayasaların entegrasyonudur. Yapılacak anayasa ülkedeki tüm farklı gruplar için birleştirici olmalıdır. Entegrasyon başarılı olması, demokrasi içinde uygulanabilir olması ülkenin geleceği için çok önemlidir. O günün Almanya’sında halkın bütünü kapsayan bir anayasa oluşturmak zordu. Bu sebeple anayasa sürecinde tüm siyasi kanatlar entegre edilmeli, anayasalar mümkün olan en geniş katılım ve uzlaşmayla yapılmalıdır. Tüm partilerin eşit şartlarda sürece katılması çok önemlidir. Biz Almanya’da bunu yapmak için azami çaba sarf ettik. Ayrıca anayasaların 3′te iki çoğunluğa göre yapılması da anayasanın başarı şansını arttırır. Nitekim Avrupa standardı da böyledir” diye konuştu. Hakların denetimini sağlayacak olan anayasa mahkemesinin olmasının bir ülke için önemine vurgu yapan Prof. Schneider, devletin yapacağı tüm işlemlerin halk tarafından denetlenebilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye vatandaşlığı olmalı

”Türkiye neden anayasasını değiştirsin?” diye sorulan Schneider, Türkiye’nin en önemli sorunlarından birinin de Kürt sorunu olduğunu belirterek, şöyle konuştu: ”Kürt sorununun çözülmesinde en önemli adım vatandaşlıktır. Vatandaşlık, Türkiye vatandaşlığı olmalı. Türkiye’ye vatandaş olarak ait olduğunuzu ama başka bir uyruğunuz, diliniz, kültürünüz olduğunu da teyit eden bir sistem olmalı. Bu neden olmasın ki? Bu anayasada olabilir. Bu sadece Kürt sorunu için değil… Kürt sorunu tek sorun değil. Türkiye’nin mevcut anayasasında çok otokratik unsurlar var. Mesela çok kısıtlamalar var. Çok muğlak, çok belirsiz kavramlar kullanılmış. Mesela devletin güvenliği. Nedir devletin güvenliği? Bunun gibi pek çok şey yürütmenin haklara müdahale etmesine yol açıyor, buna imkan veriyor. Değiştirilmeli veya yenilenmeli.”


Farklılıklar dahil edilmeli
İspanya’da anayasa sürecinde mümkün olan en geniş mutabakatı aradıklarını ancak o günün şartlarında bunda başarılı olamadıklarını ifade eden İspanyol Anayasa Uzmanı Prof. Dr. Carles Viver Pi-Suñer de, Türkiye’de yapılacak yeni anayasanın mümkün olan en geniş mutabakatla yapılması gerektiğini vurguladı. Kendi ülkesi İspanya’da bu yıl bir anayasa maddesi üzerindeki değişiklikte bile uzlaşma sağlanamadığını aktaran Prof. Carles, İspanya’da anayasa sürecinde bir taslak üzerinde yaklaşık 14 ay durulduğunu belirtti. Carles, şöyle konuştu: “Bu çok uzun bir süre gibi görünebilir fakat adım adım gidilmesi gerekiyordu. Çünkü yeni anayasa için çok iyi çalışılmış bir taslak şarttı. Hukukun üstünlüğü ilkesi bir ülkede uygulanacaksa bunun önemli sonucu Anayasaların mümkün olan en geniş katılımla yapılması olmalı. Biz bunda pek başarılı olamadık ama bu olmayacağı anlamına gelmemeli. Yeni anayasa sürecinde sivil toplumun katılımı hayati öneme sahip. İspanya’da bu siyasi partiler üzerinden sağlandı. Mecliste çok farklı siyasi görüşlerin olması anayasanın sağlıklı yapılmasını da doğrudan etkiler. Biz yeni anayasa yaparken askeriyenin yeni sürece, sivil kurallara adapte olması için önlemler aldık. Askerleri eğitimden geçirildi ve böylece asker sürece katılmaya çalışıldı.”
Pi-Suñer, Bask Partisi’nin Anayasa sürecine dahil edilmediğini bu nedenle de Bask bölgesinden Anayasaya onay çıkmadığını söyledi.

Türkiyelilik kavramı

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Mithat Sancar, “Türkiye 1999’da AB’ye tam üyelik adaylığıyla tartışma başladı. Ama 2004’den bu yana içimizde tartışmaya başladık. Artık Türkiye sadece iç dinamikleriyle bunu tartışıyor” dedi. Anayasa’yla kimlik oluşturma, Anayasa’yı ortak toplumun bir referansı haline getirmede Almanya’nın ilham verdiğini kaydeden Sancar, “Türkiyelilik kavramı Almanya’daki anayasal yurtseverlik kavramıyla örtüştürmeli” dedi.


Kürtlere pozitif ayrımcılık uygulanmalı
Prof. Dr. Mithat Sancar, Türkiye’de anayasa yolunda yol temizliği gerekirken yeni engeller konulduğunu belirterek demokratik bir anayasa için demokratik bir ortamın şart olduğunu ifade etti. Prof. Sancar, antidemokratik şartlarda yapılacak anayasanın ileride sıkıntı yaşatacağını belirtti. İspanya’nın anayasa yapma sürecinde yol temizliğini iyi yapmasına rağmen bazı sorunları halledemediğini söyleyen Sancar, “Geldiğimiz süreç çok önemli. Ama özellikle Kürt siyasilere karşı KCK adı altında yapılan operasyonların BDP’yi artık doğrudan hedef aldığı çok açık olan, daha da geniş çevrelere yayılmaya yönelik uygulamaların bulunduğu bir durum var. Bu Anayasa sürecini zehirler. Yeni anayasa yapmaya bizi zorlayan en önemli sorun Kürt sorunudur. Diğer tartışmaların da Kürt sorunu ile bağlantısı vardır. Ama burada yol alamama halinde diğer sorunları çözme konusunda fazla da bir şansımız olmayacağı açıktır. Özellikle katılım konusunda Kürtlerin siyasi temsilcilerinin anayasa sürecine pozitif ayrımcılık dahil her türlü yöntemle katılımını sağlamak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de yeni anayasanın can damarının Kürt sorunu olduğunu ifade eden Sancar, şunları söyledi: “Çözüm arayacağınız en önemli sorun budur. Burada yol alamamak halinde diğer sorunları çözme konusunda fazla şans olmayacağı açıktır. Kürtlerin siyasi temsilcilerinin en geniş özgürlükte, bir yerde pozitif ayrımcılık yapmak gerekirse, her türlü yöntemle en geniş katılımın sağlanması gerekiyor. Türkiye’de BDP dışında hükümet ve anamuhalefet partilerine İspanya’nın süreçlerinden dersler çıkacaktır.”

Wyrzykovski konuşmasını Kantar’a adadı

Polonya Anayasa Mahkemesi eski üyesi Miroslaw Wyrzykovski ise Türkiye’ye geldiği kısa sürede gördüğü çelişkilere dikkat çekerek, konuşmasını işkenceyle öldürülen asker Uğur Kantar’a adadı. Wyrzykovski, “Anayasa ile Kantar davası arasında ilişki yoksa Anayasa yapma sürecini de anlamsız buluyorum” dedi.

İSTANBUL