Sorunun muamma oluşu şundan: Sisi’nin ülkesinde Adeviyye meydanı hala tıkabasa insan dolu. Gezi Parkı‘nda ise Vali’nin arıları “vız vız” ediyor.
AKP’li arkadaşım, “Sisi fırsat bulsa Adeviyye’de de arılar vız vız edecek” diyor. Haklı ama, durum şu: Sisi fırsat bulamadığı için dağıtamıyor, Erdoğan fırsat bulduğu için dağıtıyor. Hangisi demokrat?
“Sisi Adeviyye meydanındakilere saldırdı, yüzü aşkın insanı öldürdü, ama Adeviyye direnmeye devam etti”… Sanırım AKP’li arkadaşım bu sözleri söylerken gerçeği dile getiriyor, ama, yarısını dile getiriyor. Çünkü Sisi bunları yaptıktan sonra yine haftalardan beri her türlü “tehditi” savuruyor, ama, harekete geçmiyor. Halkın arasına gaz bombaları atmıyor, basınçlı su sıkmıyor, plastik mermiyle insanları vurmuyor, gaz bombası atan tüfekleri 90 derece tutup, insanların gözünü çıkarmıyor…Oysa Erdoğan’ın Gezi’yle diyalogu 24 saat bile sürmemişti.
AKP’li arkadaşım bana isyan ediyor; “Gezi’de beş kişi öldü, Adeviyye de yüz kişi, nasıl bu ikisini karşılaştırırsın…”
Yine haklı aziz arkadaşım. Ama yarım haklı.
Çünkü “beş kişinin öldüğü yer”, “parlamenter rejimin” egemen olduğu bir yer. Yüz kişinin öldüğü yerde ise askeri bir dikta rejimi var. Ölü sayısındaki farkın buradan geldiğini düşünmek iyi olur. Ve Sisi rejiminin öldürdükleri ile Erdoğan rejiminin öldürdükleri insan sayısı arasındaki fark hiçbir önem taşımıyor. Çünkü her ikisinin ortak fiili “öldürmek”. Az ya da çok. Ama öldürüyorlar.
Asıl kıyaslama “dikta” rejimleri arasında olabilir. Örneğin Esad rejimi elli bin kişiyi öldürürken, Sisi yüz kişiyi öldürmüşse, diyebiliriz ki, Sisi Esad’a göre daha “insaflı“ bir diktatördür. Ama diyelim ki, Merkel rejimi arabaları yakıp, mağaza vitrinlerini dağıtan tek bir göstericiyi öldürmedi, ama Erdoğan rejimi Gezi’de beş kişiyi öldürdü, demek ki, Merkel Erdoğan’dan “insaflı” bir “demokratmış” dersek bize gülerler. Çünkü Merkel biçimsel de olsa demokrasinin gereğini yapıyor, Erdoğan ise demokrasiye aykırı bir iş yapıyor. Çünkü öldürmek demokrasiye aykırıdır. Yani Esad ile Sisi arasında “nicel” bir fark var. İkisi de diktatör. Biri az öldürüyor, öteki çok öldürüyor. Merkel’le Erdoğan arasındaki fark ise “nitel”. Çünkü “öldürmeyen demokrasi” ile “öldüren demokrasi” aynı şey değil.
O halde Erdoğan, alanlarda “siyaseti”, yani “gösteri” yapmayı önlemek için “öldürmeyi” de göze alıyorsa, onu “öldürenlerle” kıyaslamaktan başka elimizden hiçbir şey gelmiyor. Sıralama şöyle: Birincilik Esad’a, ikincilik Sisi’ye, üçüncülük de Erdoğan’a ait. Aralarında fark var elbette. İlk ikisi daha çok, üçüncü ise daha az öldürtüyor. Hepsi bu…
“Hepsi bu” dedik ama, “hepsi bu” değil. Buyurun Gençlik ve Spor Bakanının Stadyumlarda yapılacaklarla ilgili demecini okuyun:
“Kanunun uygulanacağını herkes bilecek. Temennim can yanmaması ama yanabilir. Uyarıyorum, radar var. Spor savcıları, müsabakaları yerinde izleyecek. Doğrudan görecek. Raporlar, görüntüler önüne gelecek. Kimin hangi koltukta oturduğunun tespiti için elektronik bilet uygulamasına geçiyoruz.”
Bakan amfiler hakkında da konuşmuş: “Gezi eylemlerini üniversitelerde de deneyebilirler. Çağrım şu: Kimse hayatını karartmasın, geçmişine sabıka kaydı düşürmesin.”
Dikkat buyurun: Bakan, stadyumlarda “can yakmaktan”, Amfilerde ise “hayat karatmaktan” söz ediyor…
Ve bir de şu: İstanbul otobüslerine “kara kutu” konacak. Kimin ne konuştuğu saptanacak…Hükümete telefon dinlemek, mobeseyle izlemek yetmiyor. Otobüste konuşan da yanacak…
“Hükümet adım at” sloganı meğer ne kadar da isabetliymiş…
Hükümet adım atıyormuş. Evet atıyor. Geri geri… Eskiden Taksim’de, stadyumlarda, amfilerde ve belediye otobüslerinde “siyaset” serbestti. Şimdi “yasak”. Kürtler bu durumdan şüpheleniyor. “Çözüm oyalama” mı?
Ve gerilla “adım” atmıyormuş. Sınır dışına çıkanlar “uçarak” mı çıkıyor?
AKP’liler Kürtlere bağırıyor: Oturun oturduğunuz yerde, Başbakanımız “demokrasi paketi hazırlıyor”…
Başbakan “demokrasi paketi” mi hazırlıyor, yoksa “demokrasiyi mi paketliyor” belli değil.
Gezicilerin canını alan, gözünü çıkartan iktidar, şimdi de stadyumda “can yakacak”, amfide “hayat karartacak”, belediye otobüsünde “ümüğünü sıkacak”…Ve bu iktidar “çözüm” yolunda “adım” atacak…
Muamma demiştik, bundan büyük bir muamma olabilir mi?
Can yakacaklar ve hayat karartacaklar
Sisi mi “demokrat” yoksa Erdoğan mı? Alın size bir muamma. Çözerken eylenelim: