
AKP yönetimindeki Türk devletinin Kürdistan'daki katliamlarına, yıkımına ve işlediği insanlık suçlarına "Hayır" dediği için üniversiteden atılan ve yerleştiği Almanya'nın Tübingen kentinde de tepkisini eyleme çeviren Barış İçin Akademisyen Betül Havva Yılmaz, bu kez "Dostu ve can yoldaşı" Nuriye Gülmen için eylemde. Yılmaz, 135 gündür öğretmen Semih Özakça ile birlikte işine dönmek için açlık grevinde olan akademisyen Nuriye Gülmen ile tanışmasını şu şekilde anlatıyor: "2011 yılının Ağustos ayında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’ne araştırma görevlisi olarak atandım. Benden altı ay kadar sonra da Nuriye geldi bölüme, 2012 yılının Şubat ayında. Nuriye, Öğretim Görevlisi Yetiştirme Programı (ÖYP) kapsamında Konya Selçuk Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’ne yerleştirilmişti. Ardından Yüksek Lisans ve Doktora eğitimi için Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde görevlendirildi. Yani hem lisansüstü öğrencisi hem de bölümün araştırma görevlisiydi. Aynı bölümde çalışmaya başlayınca dost olduk, can yoldaşı olduk…" ‘Seslerine ses katmaya gayret ettik’
Gülmen ve Özakça'ya destek amaçlı Avrupa'nın çok sayıda ülkesinde eylem yapıldığını hatırlatan Yılmaz, kendisinin Almanya'da yapılan eylemleri takip ettiğini söyledi. Yılmaz bugüne kadarki etkinlikler hakkında şu bilgiyi verdi: "Köln ve Berlin’de birer günlük destek açlık grevleri, ardından yine Köln ve Berlin’de miting ve eylemler örgütledik. Hepimiz basına Nuriye ve Semih’in durumuna ilişkin demeçler verdik, onların seslerine ses katmaya gayret ettik. Barış Akademisyenleri, bulundukları şehirlerde örneğin Frankfurt’ta ve Bremen’de bilgilendirme standları açtı. Ben de yaşadığım şehirde düzenli olarak pankart açtım, Nuriye ve Semih’i anlattım. Bizim dışımızda elbette Almanya’da faaliyet yürüten Türkiye solunun, Alevi ve Kürt derneklerinin, kurumlarının çok kıymetli eylemleri oldu, oluyor. Mümkün mertebe bu eylemlere de destek olmaya, katılım göstermeye çalışıyoruz. Bunların haricinde yaşadığım şehirde, Tübingen’de, Alman İşçi Sendikaları Federasyonu (DGB) ile birlikte çeşitli eylemler düzenliyoruz. DGB bünyesinde “Tübinger Bündnis für Solidarität in der Türkei” adlı bir çalışma grubu kurduk. Bu grup Alman sendikacılardan, siyasetçilerden ve gençlerden müteşekkil bir grup." Konu Almanya’da gündeme girdi
Kurulan grupla düzenli toplantılar yapıldığını ifade eden Betül Havva Yılmaz, Gülmen ve Özakça'nın seslerini Almanya'daki halklara daha fazla ulaştırmayı amaçladıklarını söyledi. Yılmaz’ın verdiği bilgilere göre yürütülen diğer diplomasi faaliyetleri ve sokak etkinlikleri ise şöyle: "Çalışma grubu olarak öncelikle Almanya siyasi partilerinin yerel temsilcilerine ve milletvekillerine dilekçeler yazarak Nuriye ve Semih’in direnişini parlamentoya taşımalarını, destek çağrısında bulunmalarını talep ettik. Almanya Sol Parti konuyu gündemleştirdi ve soru olarak parlamentoya iletti, parlamentonun hâlihazırda konu üzerinde çalışmakta olduğu cevabını edindi. Ardından geçtiğimiz Cumartesi günü, 15 Temmuz’da, Tübingen’de Nuriye ve Semih için bir performans-eylem yaptık. Bir kadın arkadaşımızın dayanışmasıyla Yüksel caddesindeki İnsan Hakları Anıtı’nı temsili olarak Tübingen Holzmarkt meydanında canlandırdık. Anıtı, Ankara’daki duruma işareten telle çevirerek, Tübingen halkına Türkiye’de sadece insanların değil anıtların bile tutuklandığını, sadece halkın değil anıtların bile adalete ihtiyaç duyduklarını anlattık. Eylem oldukça dikkat çekti, yerel basın da ilgi gösterdi, haberleştirdi. Bunların haricinde Çağdaş Hukukçular Derneği’nin başlattığı imza kampanyasına da destek olduk. Sokaklarda bu imza kampanyasının çağrı metinlerini dağıttık, internet üzerinden bütün iletişim ağlarımızda paylaştık."
Çabalarımız yeterli olsaydı…
Yılmaz, asıl meselenin Gülmen ve Özakça'nın durumunun dış kamuoyuna yeteri kadar yansıyıp yansımaması değil, dış kamuoyunun dayanışmaya yeteri kadar dahil edilip edilmediğinin olduğunu söyledi. Yılmaz, "Açıkçası bu konuya dair yapılan, yaptığımız, yapmaya çalıştığımız hiçbir şeyi yeterli bulmuyorum. Yeterli olsaydı şimdi Nuriye ve Semih işlerine iade edilmiş olurlardı sanıyorum…" dedi.
‘Müthiş bir dayanışmayla karşılaştım’
Barış talebini içeren metne imza attığı için çalıştığı üniversitenden KHK ile uzaklaştırılan Barış için Akademisyen Betül Havva Yılmaz, yerleştiği Tübingen kentinde karşılaştığı haksızlığı her gün Holzmarkt meydanında gerçekleştirdiği eylemle Alman kamuoyuna duyurdu.
Eyleminin devam edip etmediğini ve mevcut durumda ortaya çıkan tepkiyi Yılmaz’a sorduk.
İşte Yılmaz’ın cevabı: "Eyleme, bulunduğum şehirden güçlü bir dayanışma sesi yükselene kadar her gün yapacağımı ilan ederek başlamıştım. Her gün 12-14 arası iki saat şehir merkezindeki meydanda elimde bir pankartla öylece durdum. Pankartıma ortağı olmadığımız suçu, yani Kürdistan’daki kasıtlı ve planlı kıyımı; bunun teşhiri üzerine benim de tecrübe etmiş olduğum, Barış Akademisyenleri’nin ihraçlarını; kısaca içinde bulunduğumuz koşulları yazmıştım. Öncelikle aynı şehirde birlikte yaşadığım insanlara olan biteni anlatmayı ve onları dayanışmaya çağırmayı amaçlamıştım. Beklediğimin çok üstünde, müthiş bir dayanışmayla karşılaştım. Bugün birlikte çalıştığımız DGB Alman İşçi Sendikaları Federasyonu, eylemin ilk günlerinden itibaren bir miting örgütlemeye başladı. Yaklaşık 35-40 gün sonra hava muhalefetine rağmen katılımın yüksek olduğu bir “Türkiye’de Barış ve İfade Özgürlüğü İçin Dayanışma Mitingi” yapıldı. Bu mitingin ardından hemen bütün siyasetlerin şehirdeki temsilcileri bizlerle görüşmek istediler ve durumumuzla yakından ilgilendiler. Yaptığımız görüşmelerde, katıldığımız panellerde konumuz sadece kendi durumumuz değil, altına imza attığımız metinde teşhir ettiklerimizdi… Benim için bu miting ve miting vesilesiyle kurduğumuz ilişkileri hedeflediğimiz güçlü dayanışma sesinin yükselmesiydi. Bunun üstüne eylemi bir gün yine şehir merkezinde, bir gün de üniversite önünde olmak üzere haftanın iki günü yapmaya başladım. Şehir merkezinde yine aynı pankartı taşıdım fakat üniversitenin önünde konuya ilişkin taleplerimizi sıraladığım bir pankart açtım. Bu talepler yurt dışına çıkabilecek durumda olan ve çıkmak isteyen akademisyenlere, özellikle doktora öğrencilerine bursların temin edilmesi; yurt dışına çıkamayanlar için uzaktan eğitim programları açılması ve dayanışma fonumuza katkıda bulunulmasıydı. Bu talepler henüz somut olarak karşılanmadı fakat GEW, yani Almanya Eğitim ve Bilim Sendikası’nın üniversite çalışma grubu üyesi akademisyenler bizimle irtibat kurarak bizi de davet ettikleri bir toplantılarında durumumuzu gündem yaptı ve taleplerimiz için önemli adımlar attı. “
Yılmaz, 2- 2,5 aydan bu yana ise eylemlerinde Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'yı anlatıyor. Eylemlerini haftanın iki günü düzenli bir şekilde sürdürüyor.
Sûr'u, Cizîr’i, Silopî'yi anlattı
Barış için Akademisyen Betül Havva Yılmaz, uğradığı haksızlığı sistemin topluma yaptığı haksızlık bağlamında ele alıyor. Bulunduğu kentte yaptığı eylemde Farqîn, Nisêbîn, Cizîr, Sûr’daki yıkımı ve emekçilere yönelik hak gasplarını anlatıyor.
Yılmaz'ın eyleme ilişkin izlenimleri şöyle: "Eylem ilk başladığında müthiş bir ilgi topladı. Defalarca yerel ve genel gazetelerde yer aldı, birinci kanalın haberlerine taşındı. Ardından pek çok defa Almanya siyasi partilerinin ya da çeşitli sivil toplum örgütlerinin davetiyle panellerde konuşmalar yaptık. Daha evvel de belirttiğim üzere bu panellerde sadece Barış Akademisyenleri’nin, eğitim ve bilim emekçilerinin uğradıkları haksızlıkları, hukuksuzlukları değil; Sur’da, Silvan'da, Nusaybin'de, Cizre'de, Silopi'de halkın yaşama, özgürlük ve güvenlik haklarının gaspını da ısrarla anlattık. Almanya halklarının ilgisi hep muazzamdı. Sesimizi duyurduğumuz kanısındayım. Etkisi de elbette oldu. Bir defa Almanya halkları Türkiye’de ifade özgürlüğünün ve temel insan haklarının ayaklar altına alınmış olmasına, ülkenin güneydoğusundaki katliama yakından tanık oldu. Elbette Nuriye ve Semih’i, onların direnişini tanıdılar. Bununla birlikte taleplerimize vaat edilen karşılıkları alacağımıza da inanıyorum. Yine de somut kazanımlar için Almanya bürokrasisi nedeniyle biraz daha zaman gerekiyor sanıyorum…"
HABER MERKEZİ