
Can’ı hayranlarını mest eden “küfür” meselesinden başlayalım. Masum bir sözcük olmayan “Küfrün” erkek egemen bir dilin girdilerinden olduğunu söylemek malumun ilamı. Bu nedenle de, mor bir eleştiriyi hak eder, feminist eleştiriye kulak vermek, mor bir eleştiriyle küfrün gözünü ve sözünü morartmak gerekli. Bu kabulden sonra, okuru bir başka cümle/bilgi kapısından geçirmek isterim.... Küfrü üstlenen bir şairdir Bizim Can.“Ağzı bozuk meymenetsiz bir ozan” der bir şiirinde, bir başkasında “Ölürsem neye gam yerim ki en çok/ Bidaha küfredemeyeceğime” diyerek vasiyet olarak bırakır küfrü. Düzen için bir yaşamı içeren “Marjinal” sözcüğünün yükselen bir değer olarak kol gezdiği, milliyetçiliğin şiir ve şairler üzerinden yeniden üretildiği, “anarşist!” geçinen şairlerin 23 Nisan’da balkondan bayrak silkelediği, Anıt Kabri ziyaret etmeyi güzellediği bir siyasi-edebiyat ortamındayız.
Yaşamım benim en güzel şiirim…
“Şairlerin en kötü şiirleri hayatlarıdır” cümlemden hareketle Can Yücel gibi şiiri hayatını hayatı şiirini doğrulayan bir şairin önemini anlayabiliriz. (“Oysa- medhetmek gibi olmasın kendimi ama—Yaşamım benim en güzel şiirim…” )
Öte yandan, “Ben/birey/ağaç” ile “biz/orman” ilişkisinin sorunlu olduğu, bize yanlış biz’lere biat etmenin kutsandığı bir gelenekte onun gibiler “tarihte bireyin/şairin rolü” bağlamında da okunmalıdır. TİP’te rahle-i tedris eden Can, devrimin bir örgütlenme olduğunu bilir ama “Bin dereden bir kendimi getirdim” diyerek, sosyalizmin temel meselelerinden birine işaret ederek “yanlış biz”lere de şerh düşer. Böylece Can, Nâzım Hikmet’in manifesto kıymetindeki “bir ağaç gibi tek ve hür/ bir orman gibi kardeşçe” dizesinde birey/ağaç aleyhine kopan dengeyi yeniden kurar. Kendini “uygunsuz” olarak tanımlayan Can’ın şu şiiri, hem yüzyıldır tartışılan “estetik” sorunsalını üç dizeyle özetlediği hem de bizzat kendini de tarif ettiği için tanışmayı hak eden bir şiirdir:
ESTETİK
Aslında çirkin değilsin sen
Çirkin görünmek istiyorsun
Güzelliği târif için
Hece ve harf düzeni alt üst
Can’ın dil ile ilişkisini “dil oyunları” olarak kodlayıp hafife alan ve popüler kültüre eklemleyen algıya itiraz etmek gerekiyor. Küfürcaz şair Can’ın küfürle ve dille ilişkisiyle yeniden tanışmak için felsefeci Selahattin Hilav’ın bir yazısının kapısını çalmamız şart:
“Can, Breton’un dediği gibi ‘sözcüğü köpürtmekle’, şiiri sözcükten fışkırtmakla, en uzak ve karşıt imgeleri çarpıştırmakla ya da yan yana getirmekle kalmıyor. Çağrışımsal olanaklarını sonuna kadar kullandığı ve kimi zaman ‘kelime oyunları’yla, cinaslarla başka bir yaşama kavuşturduğu sözcüğü, fiziksel olarak değişime de uğratıyor; hece ve harf düzenini alt üst ediyor; bildiklerimize benzeyen ama bir bakıma yepyeni ve etkileyici sözcükler yaratıyor…”
“Evetistan’a Hayır!” diyen Can’ın egemen dili parçalayıp yeni bir karşı dilin manifestosu niteliğindeki bir şiiriyle tanışalım:
EYTİŞİM
Adam gibi yaşam isteği/ Adam gibi çalışma/ Adam gibi sevişme/ Adam gibi yaşama isteği/ Ve bunlara aykırı düşene karşı/ Direnme istemi ve giderek/ Devrim de değil, Devrin/ Yâni Dâva, Aksidâva ve Dâvalaşma,/ Eytişim budur işte eylem/ Bitirin demek bu işi/ Yâni Diyalektik/ Yani Aleyhistanda yeni bir Lehçe.”
Dünyayı yorumlama ve değiştirme çabasında şair
“Dili bilmek gerek, dibi bilmek gerek…” diyen Can’ın bu şiirini Selahattin Hilav’ın saptamasıyla okumak, okur için “dil bahsinde” yeni bir Can imgesi oluşturabilir. Şiirin “Yani Diyalektik/ Aleyhistan’da yeni bir lehçe...” dizelerindeki “Aleyhistan” sözcüğünün kıymeti bir yana Can, bu dizelerde poetikasını ve politikasını okura beyan eder. Öte yandan “Aleyhistan’da yeni bir lehçe” olmak, dünyayı yorumlama ve değiştirme çabasında olan bir şair için olmazsa olmazdır. Zaten şiir, devletlerin, resmi tarihlerin ve muvazzaf edebiyatın esir aldığı dilleri ve anlamları “kurtarmanın” fiilidir ve Can, dili ve sözcükleri deliğinden çıkarıp delirterek özgürleştirmeyi üstlenir...
Türkçe şiirde Kürt ve Kürdistan imgesinin ne kadar yer tuttuğu (Ahmed Arif dahil) yapılması gereken ama henüz yapılmayan bir tartışmadır. Şairlerin yazdıkları değil yazmadıkları üzerinden eleştirmenin moda olduğu, keyfe keder kullanılan kavramların havada uçuştuğu günümüzde Can Yücel’in şiir külliyatında Kürt meselesiyle ilgili ilginç şiirler ve dizelerle yeniden tanışmanın faydası var:
ASİMİLASYON
Önce deprem, sonra soğuk
Lice halkı titredi ve kendine geldi
Ne mutlu tir tir titreyene!
TAKSİMCİ
Alaturka musikide en çok
Kürdi-li Hicazkâr faslını seviyorum
Amma bölücüymüşüm haa!..
Can Yücel’in şiir külliyatında, gözden kaçan bir şiirle okuru tanıştırmanın tam zamanı. “Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” eylemleri sırasında Can’ın yazdığı tekerleme tarzında bu şiiri, “güneydoğu” kelimesine takılmadan “Kürtlerin dağa” çıkmasını ele aldığı kadar, bu günün siyasal konjonktürüne uygun birlikte yaşamayı öneren bir şiir olarak okursak başımız dağlara erer. TEKERLENMEMEK İÇİN BİR TEKERLEME
Komşu, komşu, huu?/ - Huuu!/ Işığı kapadın mı?/ - Kapadım./ Işığı örttün mü?/ - Örttüm./ Camı açtın mı?/ - Açtım./ Aydınlığa ses verdin mi?/ - Verdim./ Zili çaldın mı?/ - Çaldım./ Sokağa çıktın mı?/ - Çıktım./ Mumu söndürdün mü?/ - Söndürdüm./ Demokrasi diye haykırdın mı?/ - Haykırdım./ Ne getirecek diye?/ - Özgürlük./ Kime kime?/ - Hepimize./ Daha kime?/ - -Güneydoğu’ya./ Ne getirecek ki?/ - Barış, barış./ Güneydoğu nerde?/ - Dağa çıktı?/ Dağ nerde?/ - Cumhuriyetin içinde./ Yangın söndü mü ki?/ - Sönecek./ Yurttaş, yurttaş, huu?/ - Huuu!// Işığı kapattın mı?/ - Kapattım./ Işığı açtın mı?/ - Açtım./ Neye, nereye açtın?/ - Aydınlığa, sürekli aydınlığa./ Komşu, komşu, huu?/ - Huuu!/ Seni çok, çok seviyorum.
Tarihle güncellik
Can’ın Cemal Süreya için yazdığı şiirin adının “Mülemma” olması da bu muhabbete dahildir. Ehmedê Xanî’de ve Mevlana’da da gördüğümüz “mülemma”, her dizesinin bir başka dilden yazıldığı bir Divan şiiri geleneğidir. (İlk dizesi Farsça, ikinci dizesi Kürtçe, üçüncü dizesi Osmanlıca, dördüncü dize Arapça gibi... Benim yorumum Can; Cemal Süreya ile ilgili şiirin başlığını mülemma koyarak onun Kürdistan’dan ve Kürtçe’den sürgün edilmesine gizli bir gönderme yapmıştır.
Can’ın tarihi ve güncelliği içeren bir şiiriyle tanışıp ayrılalım...
ATASÖZÜ
Bütün solaki ve salaki tilkiler
Döne döne dolaşıp
Tıpış tıpış gelirler sonunda
Kemalizm dükkanına
Ve siroz olurlar
SEZAİ SARIOÐLU