ALİ ÖZŞERİK

Bugün Dünya Çevre Günü. İnsanın, kendi elleriyle yok ederek geleceğini kararttığı çevre, artık yorgun ve giderek insanın yükünü kaldıramaz halde. Dünya üzerinde 100 milyona yakın canlı türü olduğu belirtiliyor ama bugüne kadar 2 milyon tür keşfedilebildi. 17.291 bitki ve hayvan türü ise azalarak nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya. Canlı türleri arasında sayıları artan tek tür insan. İnsan sayısınının artışı ile doğanın tükenişinin artması birbirine parelellik gösteriyor. İnsanlar, ormanlar, tarım alanları, meralar, sulak alanları tahrip ediyor. Balıklarda ciddi bir azalma yaşanıyor. İnsan tüketiminden kaynaklanan zehirli gazlar, küresel ısınmayı artırıyor ve doğal tükeniş bin kat artmış durumda.

Teknoloji tarımı bitiriyor

Teknoloji ile yapılan tarımsal uygulamalar toprağın üretim kapasitesinin azalmasına, su kirliliğine, biyolojik çeşitliliğin azalmasına ve iklim değişikliği gibi sorunlara neden oluyor. Son 50 yılda tropik ormanların ve doğal otlak alanlarının yok olması pahasına tarım alanları 1,4 milyar hektardan 1,5 milyar hektara çıktı. Tahminlere göre; Dünya nüfusu 2050 yılında 9,6 milyara ulaşacak ve bu nüfusun gıda ihtiyacını karşılamak için 100 milyon hektar daha tarım alanına ihtiyaç duyulacak. Artan kentleşme nedeniyle sadece Avrupa’da her 1 saatte 11 hektar tarım alanına binalar dikilerek kullanılamaz hale getiriliyor. Giderek artan gübre, pestisit ve herbisitlerin kullanımı toprak ve suların kirlenmesine neden oluyor ve insan sağlığını tehdit ediyor. Ormanların ve otlakların tarım alanlarına dönüştürülmesi ve iklim değişikliği nedeniyle biyolojik çeşitlilik azalıyor. Tüm bu olumsuzluklarla üretilen gıdanın üçte biri israf edilerek çöpe dönüşüyor. Çöpe atılan gıda bugün dünya çapında yetersiz beslenen 842 milyon insana yetecek miktarda.

Her yıl 1.4 milyon çocuk ölüyor

Dünya’daki toplam tatlı su varlığı, toplam su kütlesinin %3’ünü oluşturuyor. Coğrafyalara göre ele alındığında dengesiz  su dağılımıyla birlikte 1 milyardan fazla insan yeterli içme suyuna erişemiyor. 2,6 milyar insan yetersiz su nedeniyle hijyenik olmayan koşullarda yaşıyor ve bu sebepten her yıl 1,4 milyon çocuk ölüyor.

Dünya tükeniyor

Günümüzün tüketim ve üretimi bu şekilde devam ederse, doğayı koruma önceliği kazanmazsa Dünya nüfusu 2050’de 9 milyar 600 milyona ulaşacak. Ve yaşamın devam edebilmesi için adeta yeni gezegenlere ihtiyaç duyulacak.

Küresel iklim değişikliği, su kıtlığı, nükleer enerji, doğal alanların tahribi, yaban hayat üzerindeki baskı, giderek artan dünya nüfusu gibi sorunlar, yaşam biçimlerimizi gözden geçirmeye zorluyor.

Sağlıklı bir çevre için…

BM İnsan Hakları ve Çevre Özel Raportörü John H. Knox, 5 Haziran Dünya Çevre Günü öncesinde yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler’in insan sağlığını sağlıklı bir şekilde tanımasını isteyen bir bildiri yayınladı. Bildiri özetle şöyle:

“Birleşmiş Milletler’in insan haklarını küresel düzeyde sağlıklı bir çevreyi tanıması için tarihi anın geldiğini düşünüyoruz. İnsan hakları ve çevre arasındaki karşılıklı dayanışma inkar edilemez hale geldi. Yaşam, sağlık, gıda, su ve kalkınma hakları dahil olmak üzere insan haklarından tam olarak yararlanabilmek için sağlıklı bir ortam gereklidir. Aynı zamanda, bilgi, katılım, çare ve ifade ve örgütlenme özgürlüğü gibi insan haklarının kullanılması, sağlıklı bir çevrenin korunması için kritik öneme sahip. Ne yazık ki; çevresel zararların hastalığa, yıkıma ve ölüme neden olduğu durumlarda, insan hakları ve çevre arasındaki bağ belirleyici. Her yıl bir milyonun üzerinde çocuk hava ve su kirliliği ve iklim değişikliği ile küresel biyo çeşitliliğin azalmasıyla ölüyor. Her geçen gün yeni tehditler ortaya çıkıyor. Örneğin, artan plastik kirliliğine karşı etkili tepki gerekiyor. Sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için, çevrenin ve ona bağlı hakların korunmasının temel önemini tanımamız gerek.”

Birçok devlet kabul etti ama..

100’den fazla devlet, ulusal anayasalarında sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevreye sahip olma hakkını zaten tanıyor. BM İnsan Hakları Konseyi, insan haklarının ve çevrenin karşılıklı bağımlılığını vurgulayan kararları kabul etti. Bu yılın Mart ayında Özel Raportör’ün görev süresini üç yıl daha uzattı. Aynı zamanda, BM çevre, çevre politikasında haklara dayalı yaklaşımları destekleyecek yeni bir Çevresel Haklar Girişimi’ni duyurdu. Bu tür oluşumların ilanı ve alınan kararlar tüm çevre sorunlarını çözmeyecek. Zira, sağlıklı bir çevrenin diğer insan hakları ile aynı derecede önemli olduğunu ve tüm insanların onurlu, eşit ve özgür bir hayattan zevk almaları için diğer haklar gibi, bunun da reelde uygulanması gerekir.

Dünya Çevre Günü

Birleşmiş Milletler, 1972 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de 133 ülkenin katılımı ile düzenlediği zirvede, 5 Haziran tarihinin “Dünya Çevre Günü” olmasını oybirliği ile kabul etti. O tarihten bu yana çevre sorunlarına kamuoyunun dikkatini çekmek, halkın katılımını geliştirmek ve politik ilgiyi arttırmak üzere ‘Dünya Çevre Günü’ tüm dünya genelinde çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.