ALİ GÜLER/CANNES
71’nci Cannes bu akşam yapılacak ödül töreniyle son buluyor. 21 filmin “Altın Palmiye” için yarıştığı festivale kadınların eylemleri ve filmleri damgası vurdu.
Son yıllarda kadınlar arasında, “Kadınların Cannes’daki yeri Kırmızı Halı mı?”, ”Maço Altın palmiye” tartışmaları yaşınırken, 70 yıllık festivalin tarihinde kadınların yeterince yer bulmaması her fırsatta eleştiri konusu oluyor. Çünkü kadınlar hep, süslü elbiseler, pahalı mücevherler ve kırmızı halı seremonisinde verdiği pozlar ile gündeme geldi. Ancak bu yıl ise tersi bir durum yaşandı. Festivalinin 70 yıllık tarihinde kendilerine yeterince yer bulamayan kadınlar, bu yıl intikam alırcasına sahneye çıktı. Cate Blanchett’in juri başkanı olmasının getirdiği avantaj ile kadınlar daha görünür ve örgütlü olarak protestolarını yaptı.
Kadınların itirazı
Festivalin 5 gününde, 82 kadın, el ele kırmızı halıda yürüyerek, festivali protesto etti. Çünkü 70 yıllık tarihte şimdiye kadar sadece 82 kadının filmi gösterildi. Kuşkusuz her yıl yarışma olmak üzere diğer kategorilerde çok sayıda kadın yönetmenini filmi gösteriliyor. Ancak ödüle gelince erkekler kendi aralarında paylaşarak, adeta kadınları saf dışı bırakıyor. İşte kadınların öfkesi, itirazı buna yönelik.
Bakalım bu yıl bütün bu protestolara rağmen kadınlar burada bir ödülle çıkacak mı?
Kadın yönetmenler ve filmleri
Festival bu akşam yapılacak ödül töreniyle son buluyor. “Altın Palmiye” için yarışan 3 kadın yönetmenin filmi var. Eva Husson’un Kürt kadınlarının DAİŞ’e karşı verdiği mücadeleyi anlatan “Girls Of The Sun” filminin yanı sıra
Lübnanlı kadın yönetmen Nadine Labaki’nin “Capharnaüm” ile İtalyan yönetmen Alice Rohrwacher’in “Lazzaro Felice” isimli filmleri de yarışıyor. Paris’te yaşayan Suriyeli yönetmen Gaya Jiji’nin “Mon Tissu Prefere”, Farslı Meryem Benm’Barek’in “Sofia” filmleri de Un Ceratın Regard bölümünde “Altın Kamera için yarışıyor. Aynı bölümde Hindistanlı yönetmen Nantdita Das’ın “Manto”, Kenya’dan Wanuri Kahıu’nun,” Rafıkı” filmi gösteriliyor.
Beyrut sokakları…
Yönetmen Nadine Labaki’nin Capharnaüm filmi Beyrut’ta geçiyor. İki çocuk üzerinde kurulan film, Beyrut’taki yoksulluk, toplumsal sorunlar ve mültecilerin hayatı beyaz perdeye yansıtılıyor. Yönetmenin de rol aldığı film, Cannes’da beğeniyle karşılandı. Alice Rohrwacher’in “Lazzaro Felice” isimli filmi de “Altın Palmiye” için yarışan filmler arasında.
Altın Kamera adayı iki kadın
Cannes Film Festivali’nin yarışma bölümünün dışındaki en büyük bölümü olan Un Ceratın Regard (Belirli Bir Bakış) da bir birinden önemli filmler var. Bu bölümde de “Altın Camera” için yarışanlardan biri de Suriyeli kadın yönetmen Gaya Jiji’nin “Mon Tissu Prefere” filmidir. Film, 2011 yılında Suriye’de başlayan “Arap Baharı”na dikkat çekiyor. Duygusal, hayaller, patlayan bomalar, yıkılan kentlerin işlendiği filmde yakın plan çekimler, ve kusursuz kurgu, filme farklı bir tat katıyor. Film, bu bölümde “Altın Kamera” için en güçlü adaylar arasında görülüyor.
Diğer bir kadın filmi de Fars’tan. Meryem Benm Barek’in yönetmenliğini yaptığı “Sofia” ise Kazablanka’da geçen bir hikaye. “Sofia”da tıpkı “Mon Tissu Prefere” “Altın Kamera”nın en güçlü adayları arasında görülüyor.
Kenyalı yönetmen Wanuri Kahıu’nun, ”Rafıkı” filmi de Kenya’lı iki genç kadın hayelerinin peşinde gidişini anlatıyor. Kadın yönetmen, Kenya’nın muhafazakâr, katı toplumsal gelenekler içerisinde kadınların yaşadığı zorlukları ele alıyor.