
Kürt siyasetinin bileşenlerinden 50 kişinin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşme talebiyle başlattığı açlık grevi 3. gününde. Amed’de DBP il binasında gerçekleştirilen açlık grevi dün ziyaretçi akınına uğradı. DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle, HDP Eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş, HDK Eşsözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Ertuğrul Kürkçü, HDP milletvekilleri, Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Fırat Anlı da destek ziyaretinde bulundu.
HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, açlık grevi karesinin Türkiye’nin girdiği krizin fotoğrafı olduğunu söyledi. “Bu krizin sorumlusu bizim arkadaşlarımız değil hükümetin kendisidir” diyen Yüksekdağ, “Mevcut siyaset bu şekilde hem Öcalan’ı hem de halkı tutsak alabileceğini sanmasın. Savaş karanlığına karşı halklar direniyor. Kimse yarınının ne olacağını göremiyor. Darbeyi püskürttük derken başka bir darbeyle karşı karşıya kalabilirsiniz. Türkiye’nin bu hale gelmesinin tek nedeni de çözüm sürecini bitirmesi ve savaşı büyütmesidir. Kürtleri öldürerek, baskı altına alarak bu sorunu çözemezsiniz. 3 yıl boyunca kan yoktu, gözyaşı yoktu ve Türkiye bundan rahatsız oldu. Çünkü Türkiye kendini kandan besliyor” dedi.
Adalet Bakanı harekete geçmeli
Adalet Bakanı Bozdağ’ın İmralı’yla ilgili açıklamasına da tepki gösteren Yüksekdağ, Bozdağ’dan değil, Öcalan’dan haber almak istediklerini söyledi. Yüksekdağ, şöyle konuştu: “Biz sizden haber almak istemiyoruz. Sizin ‘iyi’ demeniz bizi rahatlatmıyor. Biz kendi gözlerimizle görmek istiyoruz. Ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmesi için harekete geçmelisiniz. 50 arkadaşımızın başlattığı bu açlık grevi direnişi aynı zamanda insanlık için bir direniştir. Bugün Sayın Öcalan’a tecrit uygulayanlar Türkiye’yi bir karanlığa sürüklemek istiyorlar ama biz buna izin vermeyeceğiz.”
Demirtaş: Hükümet çarpıtma peşinde
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ise açlık grevine giren 50 ismin kendi iradeleriyle tarihi bir direnişi üstlendiğini dile getirdi. Öcalan’dan 500 günü aşkın gündür hiçbir şekilde haber alınamadığını ve 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ciddi şekilde Öcalan’ın can güvenliği konusunda endişelerinin olduğunun söyleyen Demirtaş, “Öcalan’dan haber alınmayıncaya kadar bu eylem son bulmayacak. Hükümet şu anda talepleri çarpıtma peşinde” dedi “Halkımız şundan emin olsun bu tür çağrılar yaparken, Sayın Öcalan’ı taktik olarak kullanma amacıyla yapılmıyor” diyen Demirtaş ekledi: “Gerçekten Öcalan’dan haber almak istiyoruz. 10 milyon insanın iradem dediği bir şahsiyetten haber alınmazsa tabii ki halk hareketine dönüşür. Geçiştirilecek bir mevzu değildir bu konu. Halkımız her gün duyarlılık göstermeli. Buradaki saygın duruşa her gün eylemini ortaya koymalıdır.”
Dicle: Onursuzluğu kabul etmeyeceğiz
15 Temmuz’dan beri İmralı Adası’yla ilgili havuz medyasının oldukça tedirgin edici bilgiler paylaştığına dikkat çeken DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle, Kürt demokratik siyasetinin ilk andan itibaren Öcalan’dan haber almak yönündeki talebine hükümetin kulağını kapattığını ifade etti. Dicle, bu duruma ise “Bir halkın Önder olarak belirlediği kişiden haber alamamak onursuzluktur. Bu onursuzluğu kabul etmeyeceğiz, reddediyoruz” sözleriyle tepki gösterdi. Hükümetin yükselen talebe kulak vermesini umduklarını belirten Dicle, bu konuda kararlı olduklarını ve İmralı‘dan haber alana kadar seslerini yükselteceklerini vurguladı.
Kürkçü: İmralı’daki önlemler neler?
HDK Eşsözcüsü Ertuğrul Kürkçü, açlık grevi kararının bir protesto hareketi olduğunu belirterek, “Adalet Bakanı İmralı’da ‘sorun olmadığını’ söylüyor ama kendi gözüyle görmediği bir şeyi nasıl bu kadar net söyleyebiliyor” diye sordu. Bozdağ’ın, 15 Temmuz’dan sonra İmralı’da yeni önlemler alındığı açıklamasını anımsatan Kürkçü, “Bu önlemler nedir? Bizlerin de bunları öğrenmeye hakkı var. Bu grev Sayın Öcalan’dan haber alınabilmesi ve kendisiyle görüşmelerin sağlanabilmesi için başlatılmıştır. Sonuç buluncaya kadar grevin sonlanmayacağı kararlığı da söz konusudur. Bizler de bu süreçte arkadaşlarımızın yanında olacak ve desteklerimizi göstereceğiz” diye konuştu.
Avukatları: Hukuksuzluğa karşı direniyoruz
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’la görüşme yapılması talebiyle gerçekleştirilen açlık grevine iki avukatı da katılıyor. Asrın Hukuk Bürosu’ndan avukatlar Ebru Günay ve Cengiz Çiçek, hukuksuzluğa karşı direnme hakkını kullandıklarını vurgulayarak, hem hukukçu hem devrimci olarak eyleme katıldıklarını belirtti.
İmralı Adası’nda hukuksuzluğun 18 yıldır aralıksız bir şekilde davam ettiğini dile getiren Av. Çiçek, “Öcalan’dan haber alınmasına izin verilmemesi özel savaş yöntemidir. Biz avukatlar olarak bu hukuksuzluğa karşı direnme hakkımızı kullanıyoruz” dedi.
Adalet Bakanı Bozdağ’ın Öcalan ile ilgili ‘Abdullah Öcalan’ın sağlık ve güvenlik koşullarında bir sorun yok’ açıklamasının kendileri açısından bir anlamı olmadığını dile getiren Çiçek, bu açıklamayla kamuoyunun manipüle edildiğini, ancak kandırılamayacaklarını vurguladı. “Sayın Öcalan’dan haber alınıncaya kadar bu direniş içindeyiz” diyen Çiçek şöyle devam etti: “Bir tarafımız hukukçu, bir tarafımız devrimcidir. Bu direniş mücadelesi içinde hukukçu olmayı seçmişiz. İmralı’daki hukuksuzluğa karşı direniyoruz. İmralı’daki hukuksuzluğa karşı çıkmak OHAL’e, AKP diktasına karşı çıkmaktır” diye konuştu.
Öcalan’ın fikirleri saklanıyor
Öcalan’ın avukatı Ebru Günay ise 2012’de cezaevlerinde başlatılan açlık grevinin 68 günün sonunda Öcalan’ın çağrısı üzerinde sona erdirildiğini hatırlattı. O süreçte kendisi de cezaevinde olan Günay, bu açlık grevinin de cezaevlerindeki açlık grevlerinin kararlığı doğrultusunda başladığını ifade etti. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın açıklamasına da değinen Günay, “Bir sorun yoksa niye durumu saklıyorsunuz? Ortaya çıkan tablo ve saklanan cevap şu oluyor; onun düşüncelerini ve fikirlerinin halklarla buluşmasını engelliyorsunuz” dedi.
15 Temmuz gecesi ne oldu?
Milyonların iradesi olarak gördüğü bir liderin adada olup olmadığından dahi endişe duyduklarını belirten Günay, “O akşam adada neler olup bittiğini bilmiyoruz. Dolayısıyla bütün hukuki girişimler sonuçsuz kaldı. Sözlü bir iki açıklama dışında başka hiçbir şey yok. Bu açlık grevi ile Öcalan’ın üzerindeki tecride cevap olmaya çalışacağız. Avukatları, ailesi veya bir heyet gider İmralı’da görüşür insanların kafasındaki soru işaretleri sonlandırılır” diye konuştu.
Günay, CPT’ye İmralı’ya gidip inceleme yapma, hukukçulara da eylemlerini ve Öcalan’ı sahiplenme çağrısı yaptı. n DİHA/AMED
Baluken: Barış umudu korkutuyor
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken Meclis’te yaptığı basın açıklamasında “Sayın Öcalan üzerinde hukuk dışı, ahlak dışı bir tecrit uygulanıyor. 15 Temmuz’dan sonra durumunu bilmek halkın hakkıdır” dedi. Öcalan üzerindeki insanlık dışı tecridin kaldırılması amacıyla Amed’de başlatılan açlık grevini selamlayan Baluken, şöyle konuştu: “Sayın Öcalan’ın avukatlarıyla, ailesiyle ya da bağımsız bir heyetle görüşmesi neden engelleniyor? Bu durum yasalara da aykırı. Nedenini biliyoruz. Çünkü barış istemiyorlar. Sayın Öcalan ile olası bir görüşme, barış umudu doğurur diye korkuyorlar.”
Grev çözümsüzlüğü aşacak
Amed’de 50 Kürt siyasetçinin başlattığı açlık grevi, Diyarbakır Zindanı’nda 14 Temmuz 1982’de gerçekleşen ölüm orucu ve 12 Eylül 2012’de yine Öcalan’a yönelik tecrite karşı başlatılan açlık grevi ardından 3. büyük açlık grevi olarak tarihe geçecek. Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi’ndeki açlık grevinin tanığı yazar İrfan Babaoğlu direnişinin dün olduğu gibi bugün de çözümsüzlüğü aşacağını söyledi. 2012 yılındaki açlık grevi direnişinde yer alan gazeteci Fatma Koçak da, “İnsanın kendi bedenini ortaya koyduğu hiçbir mücadele biçimi bugüne kadar kazanımsız sonuçlanmadı” dedi.
Hukukçular: Talepleri talebimizdir
Amed’deki açlık grevine bir destek de Demokratik Hukuk Platformu’ndan geldi. Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD), Mezopotamya Hukukçular Derneği (MHD), Asrın Hukuk Bürosu (AHB), Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı’nın (TOHAV) yer aldığı Demokratik Hukuk Platformu açlık grevi eylemine ilişkin yazılı açıklama yayınladı.
“Bugünlerde yüksekçe seslendirilen ‘çözüm-mözüm yok’ yaklaşımlarının aksine, İmralı kapılarının açık olduğu, Sayın Öcalan’ın topluma sesinin ulaştığı dönemler coğrafyamız için barışın ve özgürlük umutlarının filizlendiği dönemler olmuştur” hatırlatması yapılan açıklamada, “Tecrit koşullarında iğne ile kuyu kazarcasına demokrasi ve barışın mücadelesini veren Sayın Öcalan’ın, gerek İmralı konseptini 18 yıldır sürdüren merkezi iktidar güçlerince gerekse de darbeci güçlerce hedef alındığı tartışmasızdır” denildi. “15 Temmuz gecesi devletin simgesi durumunda olan Türkiye Cumhuriyeti’nin en korunaklı yerlerinin bombalamalara, saldırılara maruz kaldığı bir ortamda askeri yasak bölge sınırları içinde tutulan Sayın Öcalan’a yönelim olmayacağını düşünmemiz beklenemez” diyen hukukçular, açlık grevinde olan meslektaşlarına destek vererek, “Derhal talep olduğu üzere Sayın Öcalan ile görüşme koşulları oluşturulmalı ve topluma sağlıklı bilgi ulaşması sağlanmalıdır” dedi.
“Açlık grevini selamlıyor, talebini en asli talebimiz olarak deklere ediyoruz” diyen hukukçular, “Üstümüze düşeni koşulsuz olarak büyük bir sorumlulukla yerine getireceğimizi kamuoyuna beyan ederiz” diye belirtti.
KONGRA GEL: Dalga dalga büyüyecek
Amed ve Strasbourg’daki açlık grevini selamlayan KONGRA GEL, “Açlık grevi direnişleri, yapılacak eylemler ve direnişlerle dalga dalga büyüyerek her alana yayılacaktır” dedi.
Yazılı açıklama yapan KONGRA GEL, şunları vurguladı: “Amed’de halkımızın toplumsal ve siyasal vicdanını temsil eden DTK, DBP, HDP, HDK ve KJA gibi kurumların öncülüğünde yapılan toplantıların sonucunda alınan süresiz ve dönüşümsüz açlık grevi kararı, Önderliği için alarma geçen halkımızın vicdanını temsil etmektedir.
Milletvekilleri, belediye eş başkanları, belediye meclis üyeleri, parti yöneticileri, şahsiyetler ve toplumun her kesimini temsilen 50 kişilik bir grubun başlattığı açlık grevi kararını saygıyla selamlıyoruz” diyen KONGRA GEL şunları belirtti: “Amed ve Strasbourg’ta yapılan süresiz ve dönüşümsüz açlık grevi direnişleri, Kürdistan’ın tüm parçaları, Türkiye metropolleri ve Avrupa’da yaşayan yurtsever halkımız ve devrimci demokrat çevreler tarafından yapılacak eylemler ve direnişlerle dalga dalga büyüyerek her alana yayılacaktır.
Önder Apo’nun sağlığı, güvenliği ve özgürlüğü temelinde bütün halklar ve ezilenler birlik içinde ortak mücadeleyle faşizmi yenerek, halklarımızın özgür geleceğini yaratacağız.
Tüm halkı bu direniş etrafında bütünleşmeye ve Öcalan’ı sahiplenmeye çağırıyoruz.”
BRÜKSEL