Fidel Castro’yu yitirdik. Ama “zafere kadar daima” anımsayacağız.
Küba devriminin 1959’daki zaferi, yeni sömürge ülkelerin hemen tümünü kaplayan bir dünya devrimi dalgasının başlangıcı oldu.
Zafer kazanan Küba devrimine Vietnam ve sürmekte olan diğer devrimler, yanı sıra yeni sömürge ülkelerin büyük çoğunluğunu kaplayan kitle hareketinin devrimci yükselişi eşlik ediyordu.
Modern revizyonizmin uluslararası komünist hareketi tasfiyesinden sonra, komünist ve devrimci partiler bu devrim dalgasından yeniden doğup büyüdü.
Castro ve Che, bu dönemin devrimci simgesi oldukları için esin kaynağı olarak alındılar ve unutulmadılar.
Uluslararası devrimci hareketin bir odağı da Castro-Che çizgisinde oluştu. Bu çizginin Fokoculuğunun yanlışlığını eleştirirken Castro-Che’den kedimizi çok uzağa koymamız bir yanılgıydı.
Oysa Che dünya devrimci liderleri içinde enternasyonal devrimi en çok ateşleyendi. Sovyetler Birliği (SB), Çin gezilerinden sonra, onların dünya devrimini geliştirmeye niyetlerinin olmadığını daha net anladı. SB’deki maddi teşvike ve kara verilen önemin kapitalizmi getireceğini yazılarında belirtmekten geri durmadı. Kısa aralıkla Çin’e 2. gezisinde, Çu En Lay yeniden Mao’yla görüştürmek isterken, dünya devrimini desteklemekten Mao’nun vazgeçtiğini önceki görüşmeden anlayan Che, nazikçe gerek görmediğini belirtti.
Castro-Che dünya devrimini geliştirmeye devam ettiler.
Che, Küba’da sosyalizm inşasında daha solda durdu.
Kongo ve Afrika’daki gerilla mücadelesini geliştirme çabasından sonra, Che’nin Bolivya devriminde şehit düşmesi devrimi yayma çabasını önlemedi. El Salvador, Nikaragua devrimleri ve Latin Amerika ülkelerindeki yeni devrimci hareketler, ya Castro liderliğindeki Küba Komünist Partisi’nin doğrudan örgütsel teşviki veya Küba devrimi ile Che’den esinlenerek geliştiler.
Castro, Afrika’da ulusal devrimlere desteği de sürdürdü. Irkçı Güney Afrika’nın emperyalizmin lejyoner celladı olarak Angola devrimine saldırısı, Küba halkının devrimci evlatlarının savaşçılığının katkısıyla da yenilgiye uğratıldı.
Küba, Filistin devrimci hareketinin birçok kadrosunu askeri akademik eğitim vermeyi enternasyonalist bir görev olarak ele aldı.
Küba’nın bu devrimci çabasının öncüsü Che’yle birlikte ve sonrasında Castro’ydu. Castro’nun hataları da oldu. SB’yle uzlaşması nedeniyle Etiyopya’da-devrimci geçinen- Mengistu rejiminin yanında Küba devrimcilerini, Etiyopya devrimcilerine karşı savaştırması bu hatalarının en vahimlerinden biriydi.
Fakat yine de Castro dünya devrimini geliştirmek için fedakarlığa devam etti.
Vietnam devriminin liderleri, 1980’lerin başlarında IMF’ye başvuruda bulunmalarına, Çin 70’lerin başlarında Üç Dünya gericiliğine girmesine ve sonrasında Deng çizgisinde kapitalizme yürümesine, 1990’daki geri düşmeye hemen bütün devrimci sosyalist, halkçı iktidarlar kapılmalarına rağmen, Castro devrimci yolda ısrar etti.
Castro, Küba’nın kaynak kısıtlılığı ve ABD’ye karşı ittifak ihtiyacı nedenleriyle SB’nin revizyonist yöneticileriyle uzlaşma ile Che’nin sosyalist inşadaki tavizsizliği çizgisi arasında bir yerde durdu. Yine de 90’lardaki kapitalizmi kutsama dalgasına karşı en önemli barikat Castro oldu. Küba’da ekonomik planlamacıların çoğunluğu Çin’in çizgisine geçme yanlıları. Onların önerilerinin uygulanmasına karşı da en büyük engel Castro’ydu.
Turizm sektöründe yabancı kapitalistlere, son yıllarda hizmet ve tarım sektörlerinde küçük kapitalistlere verilen tavizler, Castro’nun yokluğunda, Küba’nın kapitalist dünya tarafından yutulmasına yol açar mı?
Kapitalist-emperyalizmin krizi devam ederken, Küba’nın ekonomik bakımdan ayakta kalmasının koşulları daha çok var. Ama buna rağmen, eğer kapitalizme meydan okumaktan vazgeçen yolda yürünürse kapitalizme yenilebilinir. Olmaması isteğimiz.
Castro, 90’ların stratejik ve ideolojik yıkımından sonra kapitalist-emperyalist dünyaya meydan okumaya devam eden duruşuyla dünya çapında devrimcilere cesaret verdi.
Son konuşmasında “idealleriniz için mücadeleye devam edin” şiarını vasiyet olarak bıraktı.
Küba halkının “bizim Fidel”iydi, dünya devrimcilerinin yoldaşıydı.
Yoldaş Castro’nun son vasiyetini tutacağız. “Zafere kadar daima ideallerimize bağlı kalacağız”!