İngiltere Gündemi


Şu ana dek dünyanın her yerinden farklı grupların bir şekilde şikayetçi olduğu Amerika’dan bu hafta Avrupa liderlerinin tamamı şikayetçi oldu. Amerika’nın son dönemlerdeki kabahati ise casusluk. Bu hafta Almanya Başbakanı Angela Merkel dahil birçok Avrupa liderinin cep telefonlarıyla yaptıkları görüşmelerinin, Amerika tarafından dinlendiği ve kaydedildiği iddiaları ortaya atıldı. Fransa, Almanya ve İspanya gibi ülkeler bu iddialar üzerine dışişleri bakanlıklarıyla görüşerek açıklama talep ettiler. Almanya ve Fransa ise bu senenin sonuna kadar Amerikan istihbarat kurumları arasında bir anlaşma imzalamayı planlıyor.
Özellikle Alman Başbakanı Merkel’in telefonunun Amerika tarafından dinlendiği tartışması iki ülkenin arasında bir gerilimin yaşanmasına sebebiyet verdi. Avrupa Birliği liderlerin Brüksel zirvesinde konuşan Merkel, ülkeler arası güveninin öneminden bahsederek Amerika ile tekrar güven ortamının oluşturulmasının şart olduğunu altını çizdi.
Ülkeler arası casusluk olayları aslında yeni bir durum değil. Tek fark genelde casusluk faaliyetleri ya fark edilmez, ya da bir şekilde üstü kapatılır. Ya da en iyi ihtimalle telefonlar dinleyen taraf, terör şüphelilerini dinlediğini iddia ederek kırdığı cevizi ulusal güvenlik kaygısına bağlar ve paçasını kurtarırdı. Ancak bu sefer durum farklı. Keza Amerika önüne geleni dinlemiş. İngiliz gazetesi The Guardian’a göre Amerika şu ana dek 35 dünya liderinin telefonlarını dinlemiş.
Amerika’nın casusluğuna ilişkin belgeler, Amerikalı eski istihbarat uzmanı Edward Snowden tarafından sızdırılmıştı. Hatırlamak gerekirse Snowden, geçtiğimiz Haziran ayında ABD istihbaratına ait bir takım bilgileri kendi kimliğini deşifre ederek çeşitli gazetelere sızdırmış, ardından Rusya’ya sığınmak zorunda kalan eski CIA çalışanıydı. Snowden elinde bulunan 50 binden fazla belgenin bazılarını gazetelerle paylaşmıştı. The Guardian gazetesi de bu belgelerden bazılarını yayınlamıştı. Bu durum üzerine İngiltere Başbakanı David Cameron ise, The Guardian gazetesini özgün ve cesur gazetecilik anlayışından ötürü kutlayacağı yerde ulusal güvenliği tehlikeye attığı iddiasıyla ağır eleştirdi. Sadece eleştirmekle kalmadı. Öncesinde de gazeteden Snowden’a ait gizli belgelerin imha edilmesi için bizatihi emretmişti. Amaç bu casusluk faaliyetlerine İngiltere’nin de karıştığı ortaya çıkmaması elbette.
The Guardian gazetesi de Cameron’ın bu imhacı ve yasakçı tavrını ele verdikten sonra bu belgelerin İngiliz hükümetin eline geçmesini engellemek için belgeleri İngiliz ajanlar gözetiminde imha etmeyi kabul etmişti. Elbette bazı belgelerin kopyalarının gazetenin elinde olduğunu düşünenler de yok değil.  
Snowden’ın sızdırdığı belgelere göre Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Güvenlik Kurumu (NSA) şu ana dek 35 lideri dinlemiş. En çok dinlenen ülkeler arasında da Fransa bulunuyor. Le Monde gazetesinin yaptığı habere göre Amerika 13 ay içerisinde 70 milyondan fazla telefon görüşmesini kaydetmiş. Yine Alman dergisi Der Spiegel Eylül ayında NSA ve İngiltere’deki devletin elektronik istihbarat dairesinin (GCHQ, İngiliz Devlet İletişim Merkezi) telefonlardaki ve internet üzerindeki bazı güvenlik kodlarını kırdığını kanıtlayan belgeler yayınlamış, hatta bu durum Berlin’de binlerce kişiyi bir araya getirerek toplu bir protestoya yol açmıştı. Yani Avrupa ülkeleri Amerika ve İngiltere’nin casusluk faaliyetleri üzerine bir bir uyanıyor.
Öte yandan Blakberry, Iphone ve Android gibi akıllı telefonları kullanmakla övünmek görülenin üzerine aslında bir saçmalık. Bu tarz akıllı telefonlar ve her an internete ulaşabilirlik imkanı devletin bizi daha izlemesi için kolaylık sağlıyor.
Hepimizin temennisi açtığı her beladan bir şekilde sıyrılan Amerika’nın bu işten kolayca sıyrılamaması. Kör sağır birbirini ağırlar misali Avrupa ülkeleri yeri gelir birbirinin hatasına göz yumar, yeri gelir birbirlerinin açığını kapatır. Bunu hepimiz biliyoruz. E ne de olsa önemli olan bulunduğumuz neoliberal çağda uluslararası sermayenin çıkarlarını korunabilmesi. Yoksa gerisi teferruat.