
Nisêbînli Asya Demir de Nisêbîn’e geri dönmek isteyenlerden biri. Yasağın ilan edildiği günden beri Mêrdîn’de yeni inşa edilen bloklarda kalan Demir’in sahip oldukları birkaç parça eşyadan ibaret. Yaşadığı onca acıya rağmen güçlü duruşundan taviz vermeyen Asya’nın hayatı, devletin zulmü ve yıkımları etrafında şekillenmiş. Küçük yaşta faili meçhul cinayet sonucu babasını kaybeden Asya’nın katledilen eşinin faili de meçhul. Annesiyle aynı kaderi paylaşan Asya’nın hikayesine, Nisêbîn’de “sokağa çıkma yasaklarıyla” çocukları da dahil oluyor. Eşi öldürüldüğünde bir aylık hamile olan Asya’nın uzun bir zaman ve emek sonucu kurduğu yaşamı “sokağa çıkma yasakları”yla birlikte dağılıyor. Tüm bunlara rağmen yasağın kalkmasını bekleyen Asya, “Nusaybin benim yerimdir. Gideceğim, evim yıkılmışsa bile toprağım duruyordur. Toprağımda çadır kurar, otururum” diyor.
Memleketimizi neden bırakalım?’
90’lı yıllarda yakılan köyünden Nisêbîn’e göç eden ancak yasakla birlikte bu kez Mêrdîn’e göçertilen Şükriye Doğan da yasağın kalkmasını dört gözle bekliyor.
Kuşatmanın olduğu sırada Nisêbîn’de yaşadıklarını anlatan Doğan, şunları söyledi: “Tank, top sesleri geliyordu. Dışarıya bakmak için perdeyi aralamamla saldırıya geçmeleri bir oldu. Neden ‘bize baktınız’ diyerek saldırdılar. Bombalar bir o tarafa bir bu tarafa çarpıyordu. Evimizin karşısındaki keskin nişancı değişmeyene kadar diğer odaya geçmeye cesaret edemiyorduk. Sonrasında eve saldırdılar. Eşim görme engelli olduğu için yaralandı. Elektriğimizi, suyumuzu kestiler. Bize, ‘Evi boşaltın’ dediler. ‘Bizi öldürseniz de yine de gitmeyiz’ dedik ama zorla evlerimizden çıkardılar Mêrdîn’e geldik.”
3 oğlu cezaevinde ve 1 oğlunu da kaybeden Doğan, Mêrdîn’de kiraladığı bir evde kalıyor. Yurttaşların yardımıyla geçinen Doğan, “Evimiz bir taştan da ibaret olsa o taş buradaki apartmanlardan iyidir. Nisêbîn bugün açılsa o taşların arasında çadırımızı açar, ama burada kalmayız. Gece açsalar gece gideriz. Gündüz açsalar, gündüz gideriz” şeklinde konuştu.
Devlet güçlerinin, halkı göç ettirmek için her türlü baskıyı yaptığını dile getiren Doğan, “Biz de şehrimizi, köyümüzü, evimizi bırakmayız diyorduk. Ev bizim evimiz, memleket bizim memleketimiz, niye bırakalım?” dedi.