Suriye'de iç savaşın düğümlendiği Halep'te dün sabah yeni çatışmaların meydan geldiği belirtildi. Suriye ordusunun militanlara karşı tank, savaş uçağı ve helikopterleriyle kapsamlı bir saldırı düzenlediği açıklandı.
Özgür Suriye Ordusu'na bağlı militanların üstlendiği Selahaddin mahallesinin hükümet güçlerinin eline geçtiği ve silahlı militanların geri çekildiği yönündeki bilgiler ise doğrulanmadı.
Suriye Devlet Televizyonu önceki gün Esad rejimine bağlı askeri birliklerin Selahaddin'i ele geçirdiklerini yüzlerce militan öldürdüğünü duyurmuştu. Ancak buna karşılık Özgür Suriye Ordusu'na bağlı militanlar ise ordunun ağır kayıplar verdiğini iddia ediyor. Militanlar çok sayıda askeri araç ve tankı da imha ettiklerini duyurdu.
Çatışmaların daha çok Halep'in Hanono, Saifel-Davla, Şar ve Şakur mahallelerinde önceki akşamdan itibaren başladığı gelen haberler arasında.
Merkezi İngiltere'de bulunan ve Müslüman Kardeşlere yakınlığı ile bilinen Suriye Gözlem merkezi, önceki günkü çatışmalarda Halep'te 26 kişinin öldüğünü duyurdu; ülke genelinde ölenlerin sayısını 150 olarak verdi.
150 kişinin, Şam, Hama, Dera, Humus, Lazkiye ve Deyru'z Zor kentlerindeki çıkan çatışmalarda yaşamlarını yitirdiği açıklandı.

Lübnanlı ailelerden Türkiye'ye tehdit
Öte yandan İran'dan sonra Lübnan'da çeşitli kesimler, Suriye'de Özgür Suriye Ordusu militanları tarafından gerçekleştirilen rehin alma olayında Türkiye'nin parmağı olduğu düşünüyor.
El Alem televizyonunun haberine göre, Suriye'de kaçırılan Lübnanlıların aileleri başkent Beyrut'taki Türkiye Büyükelçiliği önünde gösteri yaparak yakınlarının serbest bırakılmaması halinde Lübnan'daki Türk askerlerinin hedef alınacağı tehdidinde bulundu.
Suriye'de kaçırılan yakınlarının başlarına geleceklerden Ankara'nın sorumlu olduğunu belirten Lübnanlı aileler, Lübnan hükümetinden de konuyla ilgili somut girişimde bulunmasını beklediklerini söyledi.
Kaçırılan Lübnanlıların durumunu takip etmek için kurulan komisyonun Başkanı Şeyh Abbas Zugayb, el-Alem televizyonuna yaptığı açıklamada rehinelerin ailelerinin Beyrut havaalanını kapatmak istediklerini; ancak kendilerinin bu eylemi engellediklerini söyledi.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Lübnanlı yetkililerle yaptığı telefon görüşmesinde kaçırılan Lübnanlıların serbest bırakıldığını ve Türkiye’den Beyrut’a gönderileceğini belirtmiş eski Lübnan Başbakanı Sa'd Hariri, Lübnanlıları Türkiye’den Beyrut’a nakletmek için özel bir uçak göndereceğini açıklamıştı.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun telefonundan ve Hariri'nin açıklamasından sonra Lübnan İçişleri Bakanı Mervan Şerbel ve Dışişleri Bakanı Adnan Mansur ile birlikte Mustakbel Partisi genel sekreteri ile Hizbullah ve Emel temsilcilerinin gece geç saatlere kadar rehineleri karşılamak için Beyrut Havaalanı'nda bekledikleri bildirilmiş, ancak daha sonra Lübnanlı rehinelerin Türkiye'ye verilmediği açıklanmıştı.

İran da suçluyor
Rehinelerin ailelerinin Türkiye'ye son derece tepkili olduklarını belirten Abbas Zugayb, rehinelerin yakınlarının "Türkiye'nin Lübnan'da askerleri, diplomatları ve vatandaşları var. Eğer kaçırılanlar serbest bırakılmazsa bizim açımızdan Türkler Lübnanlılardan daha önemli olmaz" dediklerini aktardı.
İran'ın Meşhed kentindeki İmam Rıza türbesini ziyaret ettikten sonra karayoluyla ülkelerine dönen Lübnanlı ziyaretçiler, 25 Mayıs'ta Suriye'nin Halep kentinde silahlı bir grup tarafından kaçırılmıştı.
Sivil halka yönelik rehin alınma olayında Türkiye sadece Lübnanlı aileler tarafından suçlanmıyor. İran da Türkiye'ye yönelik aynı suçlamalarda bulunuyor. Geçen hafta, Şam'da kutsal yerleri ziyaret eden İranlı 48 hacı, Özgür Suriye Ordusu tarafından kaçırılmıştı. İran, bu olayın perde arkasında Türkiye'nin olduğunu belirtiyor. 

'Suriye'ye askeri müdahaleye karşıyız'


İran'ın ev sahipliğinde düzenlenen Suriye toplantısında konuşan İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi, Suriye'ye dışarıdan bir askeri müdahaleye karşı olduklarını söyledi. Salihi krizi çözmenin tek yolunun ise, Esad'la muhaliflerin diyalog kurması olduğunu ileri sürdü.
İran, Suriye'deki soruna çözüm bulmak amacıyla başkent Tahran'da uluslararası bir toplantıya ev sahipliği yapıyor. Toplantının açılış konuşmasını yapan İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi, Suriye'deki krizi çözmenin tek yolunun Esad rejimi ile muhaliflerin diyaloğundan geçtiğini söyledi.
Salihi, "İran İslam Cumhuriyeti, krizi çözmenin tek yolunun Suriye hükümeti ile muhalefeti arasında ciddi ve kapsamlı bir diyaloğun başlamasından geçtiğine inanıyor.
İran devlet televizyonu tarafından canlı yayınlanan konuşmasında Salihi, Suriye'ye dışarıdan ve askeri bir müdahaleye karşı olduklarını söyledi. Salihi Suriye'deki şiddet olaylarının durması için Birleşmiş Milletler'in çözüm çabalarına ise destek vereceklerini belirtti.
İran'ın başkenti Tahran'da düzenlenen toplantıya Suriye kriziyle ilgili doğru ve gerçekçi bir tavır benimseyen ülkelerin davet edildiği belirtildi. Bu ülkeler arasında Çin, Cezayir, Pakistan ve Venezuela yer alıyor.

 ŞAM 




‘Tek başına hareket etme’

Alman 'Birlik 90/Yeşiller Partisi' Eşbaşkanı Claudia Roth, Türkiye'nin tek taraflı olarak Suriye'de hareket etmesini doğru bulmadığını söyledi. Roth, bu konuşmasını Almanya'nın Ankara'daki Büyükelçiliği'nde yaptı.
Roth, Suriye'deki duruma ilişkin olarak kendi beklentisinin, uluslararası topluluğun Esad'a karşı çağrıda bulanarak şiddetten vazgeçmesi olduğunu ifade etti. Suriye'de bir insani felaketin olduğunu belirten Roth, Suriye'den kaçan 300 bin insan olduğunu ve Suriye içinde de bir buçuk milyon insanın bir iç göç halinde olduğunu anlattı. Roth, Avrupa ülkelerine ve özellikle de Almanya'ya bir çağrıda bulunduğunu bildirerek, "Onlar tarafından da mültecilerin kabul edilmesi gerektiğini altını çiziyorum" dedi.
"Türkiye'ye Suriye konusunda tek taraflı hareket etme" mesajı veren Roth, devamla Rusya, Çin, Suudi Arabistan ve Katar'ın Suriye halkı üzerinden çıkar savaşı yürüttüğünü de sözlerine ekledi. Roth şunları söyledi:" Burada gerçekten bir tehlikeden de söz etmek istiyorum. Burada bir çatışma unsuru veya tehlike söz konusu olabilir. Dinler arası çatışmaya gidecek şekilde gelişmelerin kendini gösterebileceğini düşünüyorum. Çünkü burada mezhepler arasında Aleviler-Sünniler-Şiiler ve etnik kökenliler arasında bu gidişatın o şekilde bir durum çıkacak gibi gözüküyor" diye konuştu. Roth, diplomatik bir dille Türkiye'nin Sünni eksen yarattığını ima etti. Roth bu konuda açıklaması şöyle: "
"Türk politikasının daha çok Sünnilere yönelik girişimlerle düşünceler ortaya koymasının yanlış anlaşılmalara neden olabilir."

ANKARA