Almanya Federal Parlamentosu CDU Milletvekili Ursula Groden-Kranich ve beraberindeki heyet, Mainz’da faaliyet yürüten ’Hebûn Projesi’ hakkında bilgi almak üzere Goetheschule adlı okulu ziyaret etti. Kürt öğrencilerin çocuklara ders yardımı yaptıkları ‘Hebûn Projesi’ öğrencileri de heyet üyelerine sorular sordu. 

Okul çocuklarının zorlandığı derslerde onlara yardımcı olmak   amacıyla üniversite öğrencilerinin hazırladıkları Hebûn Projesi kapsamında her hafta cuma günü saat 16:00 ila 19:00 arasında   Mainz’a bağlı Neustadt semtinde bulunan Goetheschule adlı okulun seminer odasında kurs yapılıyor. 

CDU’nun Mainz Millevekili Ursula Groden-Kranich, Rheinland Pfalz Parlamentosu CDU Grubu Başkanı Hannsgeorg Schönig,  Rüsselsheim CDU teşkilatı çalışanı Margit Iffert-Roeingh ve Neustadt CDU İlçe Başkanı Torsten Rohe okulu ziyaret ederek, Hebûn Projesi yöneticilerinden hakkında bilgi aldı.  Ziyaret sırasında dersin konusu göçmenlikti. Göçmenlerin hangi ülkeden, neden Almanya’ya geldiği, birbirlerine karşı yaklaşımları ve ilişkileri anlatıldığı ziyarette, öğrenciler milletvekillerine sorular da yöneltti. Ziyaret önce konukların kendilerini tanıtmasıyla başladı. Ardından heyet öğrencilerin sorularına yanıt verdi. Ursula Groden-Kranich, babasının sonradan Mainz’e yerleşen bir Polanyalı olduğunu, ailesini ise annesinin getirdiği fotoğraf albümünden tanıdığını söyledi. Groden-Kranich, Almanya Federal Parlamentosu’nun işleyişi hakkında da öğrencilerle sohbet etti. 

Rüsselsheim’dan geldiğini söyleyen Margit Iffert-Roeingh de, üç hafta önce Diyarbakır ve Cizre’ye gittiğini ve çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisiyle görüştüğünü dile getirdi. 

Hannsgeorg Schönig de CDU Mainz Başkanı ve bir bankanın müdürü, Torsten Rohe, CDU gençlik kolları ve bir kilisenin yardım kuruluşunda görev aldığını söyledi. 


Önce özgürlükler

Öğrencilerin ilk sorusu Türkiye’nin AB’ye girip giremeyeceği sorusu oldu. CDU Milletvekili Ursula Groden-Kranich, Türkiye’nin AB’ye üye olmasının önünde yapması gereken bir çok yükümlülüğü olduğunu söyledi. 

Milletvekili, Türkiye’nin basın özgürlüğü, insan hakları, insanların yaşam güvenliği gibi çok sayıda konuda adım atması gerektiğini ancak bunları yerine getirdiği taktirde AB’ye üye olabileceğini söyledi. 


‘Kürtlerle konuştukça daha çok anlıyoruz’

Kürt partileriyle ilişkilerinin ne düzeyde olduğu yönündeki bir soruya da „Biz de Kürt partilerini anlamaya çalışıyoruz. Kürt partileriyle görüştükçe daha çok öğreniyoruz“ dedi. CDU’nun mültecilere yönelik sosyal projelerinin ne olduğu yönündeki soruya da Kranich, bu çalışmalarla ilgilenen kurumların olduğunu, bunların güçlendirilmeleriyle daha iyi sonuçların alınabileceğini sözlerine ekledi. 

Bir diğer soru ise ırkçı parti AFD’nin nasıl oluyor da CDU seçmeninden destek gördüğü ile ilgiliydi. Kranich „Anlamadıklarını söyleyebilirim. Kimilerinin farklı istekleri, talepleri olabilir ama gerçek niyetlerini söylemiyorlar. Demokrasiden bahsediyorsak, demokrasiyi, özgürlükleri korumalı ve yaşatmalıyız“ dedi. 


‘Kürdistan’da her türlü baskı var’

Hebûn Projesi yetkililerinden Dilan Geçili ise proje hakkında bilgi verdi. Bu proje ile mülteci çocuklarına yardımcı olmak ve onların daha kolay bir şekilde içinde bulunduğu topluma uyumunu sağlamayı amaçladıklarını dile getirdi. 

Margit Iffert-Roeingh, 2-3 yıl önce Diyarbakır’a gittiğinde çok güzel bir manzarayla karşılaştığını ancak, iki üç hafta önce tanık olduğu Diyarbakır’ın çok farklı olduğunu söyledi. “Bundan üç hafta önce oradan döndüm. Gerçekten çok içler acısı bir durum gördüm“ diyen Iffert-Roeingh gözlemlerine ilişkin şunları dile getirdi: „Türkiye’de özgürlükler kısıtlanıyor, her türlü baskı var. Ülkenin her tarafına silah zoru uyguluyorsunuz ve sonra özgürlüklerden bahsediyorsunuz, anlaşılır değil.“



ŞAHİN BOZLAR/MAİNZ