ALİ ÖZŞERİK / CENEVRE

 

Birleşmiş Milletler Kadına Yönelik Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi (CEDAW) ve Engelli Hakları Komitesi (CRPD) yaptıkları ortak açıklamada uluslararası insan hakları normlarına ilişkin geriye dönüş ve gerilemenin, engelli kadınlar da dahil olmak üzere, kadın haklarının bütün alanlarında ihlale neden olduğunu açıkladı.

Ortak bildiride, güvenli ve hukuki kürtaja erişimin yanı sıra, kadının kendi bedeni hakkında karar verme hakkının ihlal edildiği belirtilerek, “Kadınların hizmetlere erişimi, insan haklarını yaşama, sağlığı, yasalar karşısında eşitliği, eşit korunması, ayrımcılık yapılmaması, bilgi erişimi mahremiyeti, bedensel bütünlük, işkence ve kötü muameleden özgür olma hakkı devletler için ön şarttır” denildi.

 

Zorla kürtaj eleştirildi

CEDAW Yönetim Kurulu Başkanı Dalia Leinarte, “Devletler, kadınların herhangi bir ayrımcılık şekli olmaksızın cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişebilmelerini sağlamalıdır. Devletler ayrıca, kadınların kendi organları hakkındaki kararlarının kişisel ve özel olduğunu kabul etmeli ve kadının özerkliğini kürtaj bakımı da dahil olmak üzere cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetleriyle ilgili politika ve yasaların merkezine yerleştirmelidir ” dedi.

Leinarte, engelli kadınlar dahil  tüm kadınların, iradelerine karşı ya da onların bilgilendirilmiş rızası olmadan zorla kürtaj yapılmasını da eleştirdi.

 

Türkiye’de derinleşiyor

BM Kadına Karşı Ayırımcılığı Önleme Komitesi (CEDAW Komitesi) geçtiğimiz yıl Türkiye değerlendirmesini takiben hükümete cinsiyet eşitsizliği sorununa eğilerek, kadınların ve kız çocuklarının eğitime, işe, adalete ve üreme sağlığına erişimleri önündeki engellerin kaldırılması yönünde birçok tavsiyede bulundu. Komite, Kürt kadınlarla mülteci ve sığınmacı kadınların ve kız çocuklarının karşılaştığı bazı özel engelleri de not etti. Komite yetkililere devlet hastanelerinde yasal kürtaj hizmetine tam erişimin sağlanması çağrısında bulundu -ki halen birçok devlet hastanesinde bu hizmet sunulmuyor-. Komite, ayrıca kadınlardan sorumlu bakanlıkta yapılan değişiklerle kadının aile içindeki rolünün kadın hakları ve cinsiyet eşitliğine kıyasla giderek daha çok vurgulanmasından duyduğu kaygıyı da dile getirdi.

Türkiye Hükümeti’nin Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesini (İstanbul Sözleşmesini) imzalamış olmasına karşın, aile içi şiddet sonucu ölümler ve sözde “namus cinayetleri” de dahil olmak üzere, kadına karşı şiddet ciddi bir kaygı kaynağı olmaya devam ediyor.