Cegerxwîn'in isminin Kürtçe oluşuna ve metaforik yansımasına işaret eden Jiyan, "Tarihi Kürt edebiyatçılarına baktığımız an karşımıza çıkan Osman Sebrî, Celadet Bedirxan gibi isimler ile karşılaşıyoruz ki bu önemli şahsiyetlerin de isimleri Kürtçe değildir" diyerek, Cegerxwîn'in milli değerler ile bütünleşen yaşamına dikkat çekti. Kürt halkının yaşadığı süreçten ve hala tutsak oluşundan kaynaklı milli değerlerine daha sıkı sıkıya bağlanması gerektiği noktası üzerinde duran şair Jiyan, bu değerlere sahip çıkmanın ırkçılık olarak lanse edildiği noktasını eleştirdi. Jiyan, "Irkçılık ile yurtseverlik arasındaki fark vardır. Cegerxwîn nasyonalist bir çizgiye sahip yurtsever bir kişiliktir" dedi.

Dostoyevski ile Cegerxwîn
Dostoyevski'nin Kürt halkı tarafından çok seviliyor oluşunu da yazarın kitaplarındaki yurtsever esintilerden kaynaklı olduğunu kaydeden Jiyan, Cegerxwîn'in "Kîne Em" isimli şiirini de Dostoyevski ile aynı ruha sahip oluşun bir dışa vurumu olarak niteledi.
Cegerxwîn'in din adamlığı ile yola çıkıp Gilgamêş edasında sürdürdüğü gizemli ve zorlu yürüyüşüne değinen Jiyan, "En sonunda Stockholm'e varan bir yolculuk bu ve gözlerini orda yumdu" dedi. Cegerxwîn'in 1984 yılında yazdığı "Hêvî" isimli şiirine atıfta bulunan Jiyan, Cegerxwîn'in süreçten kopmadığı, toplumsal yenilikleri erken yakaladığı ve dönemine göre oldukça yenilikçi bir kişiliğe sahip oluşuna dikkat çekti. Cegerxwîn'in şiirlerinin sembolik olup metaforlarla dolu oluşunu devletsiz şairliğe bağlayan Jiyan, "Devletsiz bir şair yani sırtını hiçbir yere dayamıyor. Bu durumun getirdiği zorluk, sıkıntı ve akabinde oluşan otosansür kişiyi alegorik yazıma iter ki simgelerin temel dinamiği de bundandır" dedi.

Cegerxwîn, 22 Ekim 1984 tarihinde sürgünde (Stockholm) hayata yaşamını yitirdi ve cenazesi de Qamişlo'da toprağa verildi.

DİHA/AMED