Daha önceleri sıkça dile getirdik. Zamanında Şili’de Amerikan şirketleri ile kol kola işbirlikçi Şili burjuvazisi, Salvatore Allende’yi halkın gözünde küçük düşürerek tepkilerini örgütlemek için inanılmaz derece de yalanlara başvurulmuştu. Ve bu stratejilerini ise, “Yirmi yalan bir doğru eder” diye formüle etmişlerdi. 

AKP ismindeki insanların yüreğine tam bir karabasan gibi çöken SS-SA gibi Karaparti şimdi bu stratejiyi “Bin yalan bir doğru etmezse bile, yalana devam” diyerek insan aklıyla alay etmenin de ötesinde, tüm ahlaki öğretileri ve değerleri ayaklar altına alarak insanlığa hakaret etmektedir. 

Hangi propaganda cehennemi cennet, cenneti ise cehennem olarak göstermek için uğraşır? 

Sözü uzatmadan Hitler’in propagandayı nasıl ele aldığına bakarak, AKP’nin propaganda stratejisini bakalım. “Propagandayı devamlı bir şekilde ve gayet ustaca kullanmakla, halka cenneti cehennem gibi veya cehennemi cennet gibi göstermeyi kim başarabilir(?)” diye soran Hitler, bu kez kendileri açısından propagandanın ilkelerini belirlemeye kalkışmıştır. 

“Propagandanın amacı, tek tek ve ilmi surette fertleri bilgi sahibi kılmak değildir. Vazifesi, kütlelerinin dikkatini belirli olaylar, zaruret ve yaptırımlar üzerine çekmektir” dedikten sonra ise: “Büyük toplulukların temsil melekesi sınırlıdır, idraki ise küçüktür. Ayrıca hafızadan yoksun oluşu pek büyüktür. Bunun için etkili propaganda pek az noktalara sahip olmalıdır. Bunlar değişmez bir kalıpta ve düsturlar içinde, gerektiği nispette ileri sürülmelidir. Ta ki, halkın en son ferdi bile bu fikri anlayabilsin” diyerek halkın aklıyla alay etmektedirler. Dikkat edersek aynen, Erdoğan ve AKP güruhu gibi sadece bazı hususlara, ancak onları ise sürekli üst üste tekrar ederek ifade etmiştir. AKP ve Erdoğan’ın en meşhur ve doğrudan hitap eden bir söylemleri; “Tek bayrak, tek vatan, tek millet, tek devlet”tir. Hitler’in ki ise zaman ilerledikçe: “Tek Führer, Tek Halk” olacaktır. Yani, dil en basit, örnekler en yalın olanlardan seçilerek, yekser duygulara, sinir uçlarına dokunmalı ki, manipüle edilme durumu gerçekleşe bilsin. 

“Propagandanın gayesi temsil edilen partinin üstünlüğünü açıkça ortaya koymaktır. Propaganda sadece kendisine uygun düşen gerçekleri aramakla ve onları tanıtmakla görevlidir” demiş aynen Erdoğan ve AKP gibi var olan durumları hep görmek istedikleri gibi toplumu kandırma temelinde olup bitenleri dile getirmektedirler. 

Dikkat edersek, Erdoğan ve şürekâsı çöken bir ekonomi olmasına rağmen Türkiye’yi gül gülistanlık gösteriyor, çöken bir siyasal ortam olmasına rağmen sanki son yüz yılların en sağlam yapısı var, yıkılma ile yüz yüz oldukları halde sanki sapa sağlam ayaktaymışlar gibi gerçeklerle hiç alakası olmayan durumları bilinçli bir şekilde halka empoze etmeye çalışmaktadırlar. Ne zaman vurulacakları, ne zaman ipe götürülecekleri ise tartışılırken, herkesi idam ile tehdit edebilmektedirler. Bu tarz bir propagandanın nedenini ise Hitler: “Bizim kendi propagandamız hasım tarafa küçük de olsa bir hak verecek olursa, kendi hakkımızdan şüphe etmek için bir adım atılmış olur” diyerek yalanlarının neden gerekli olduğunun gerekçelerini söylemiş olur. 

Toplumu galeyana getirmek için ise: “Bizim o ipe sapa gelmez devlet adamlarımız, insanları ölüme sevk edebilmek için, o manasız barışçılık sözleri ile sarhoş etmenin ve coşturmanın mümkün olacağını sanmışlardı” diyerek, şimdilerde Erdoğan-Bahçeli ekibinin savaş tamtamlarının tıpkısının aynısı daha 90 yıl önce söylemiştir. 

Ve bunu da: “Topluluğun ise daima o ağırlığı içinde bir fikri anlayabilecek duruma gelmesi için, bir zamana ihtiyacı vardır. En basit mefhumlar defalarca tekrar edilmeden hafızasını onlara açmaz” demiş ve “toplumun duygularına ne kadar müracaat ederse başarısı da o kadar kesin olur” diyerek, manipülasyonun nasıl olması gerektiğine ise: “Topluluklar duygularıyla harekete geçerler ve daima aşırıya kaçarlar. Bundan dolayı da o koca yalanlara inanırlar” diye noktayı koymaktadır. 

Sözü uzatmadan, AKP ve Erdoğan’ın propaganda stratejisinin özü, cehennemi cennet göstermedir. Bunu da binlerce kez üst üste yalanlar üreterek, yalanlar söyleyerek ve bu yalanlar yetmediğinde ise savaş tamtamlarını çalarak, halkları savaşlara tahrik ederek, duygularını okşayarak mutlaka bir yolunu bulup manipüle yani aldatma stratejisidir. 

AKP ve Erdoğan’ın bu aldatma stratejisini bilince çıkararak doğrularımızla ve büyük ahlaki değerlerimizle yalancıları def etme umuduyla…