Başbakan Erdoğan uzun zamandır yatak odalarından bir türlü çıkmıyor. Resmen pusuya yatmış, insanların en mahrem alanına bile girme, dokunma, söz söyleme cesareti gösterebiliyor. Neredeyse hızını alamayıp, yatak odalarına kadar kamera yerleştirip, gece gündüz milleti izleyecek. Arada da uyuyan eşleri uyandırıp, “de hadi bir çocuk daha” diyecek. Olur, mu olur valla!

“En az üç çocuk doğurun” diye söze başladı, “kadın-erkek eşit değildir” diye devam etti, en son fetvası da “Kürtaj cinayettir. Her kürtaj bir Uludere’dir” dedi. Söz de dini bütün başbakanın yapmış olduğu bu fetvalar ne kadar caizdir bilmem ama bir başbakanın kadının cinselliğine kadar müdahale etmesi hiç de etik bir davranış değil. “Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin” anlayışının resmi dilden onaylanmasına tanık oluyoruz hep beraber. Tabi Erdoğan’ın tuzu kuru. Kendi çocukları Amerika’da, İngiltere’de okudu, askerlik diye bir sorunları yok, işsizlik bilmiyorlar, halkın çocuklarından kime ne? Doğurduğumuz çocuklarımız açmış, tokmuş kimin umurunda? Nasıl olsa kolları kırılan bizim çocuklarımız, bedenleri kurşuna dizilen bizim çocuklarımız, sokaklarda yaşam savaşı veren yine bizim çocuklarımız.
Kürtaj yaptırmak haktır. Kadın isterse ama sadece kadın isterse kürtajını yaptırır tamamen tüm hak kadına aittir. Hiç kimse hele hele bir ülkenin başbakanı kadının vücuduna müdahale ve tasarrufta bulunamaz, bulunduğu takdirde bunun karşılığı taciz ve tecavüzdür. Gelen eleştirilere Erdoğan, “Bırak intihar edene de müsaade et. Niye köprüden atlarken müdahale ediyorsun adama. Hakkını kullansın. Böyle saçmalık olur mu?” diye cevabı yapıştırdı. Kel başa, şimşir tarak. Ben son zamanlar da Erdoğan’dan bir şey anlıyorsam, tıpkı onun gibi olayım… İnsanların aklı, bedeni üzerinde söz söyleme, ipotek koyma hakkını kendinde gören zihniyetin giderek egemenlik alanlarının sınırlarını zorlaması ile karşı karşıyayız.
Erdoğan’ın, kadının rahmine, bedenine, yatak odasına, cinsel tercihine, mahremine, özeline, özgürlüğüne müdahale etmesi, kadını bir mal, bir kuluçka makinesi, bir pornografi malzemesi olarak görmesi ve bunu da din, töre, gelenek gerekçeleriyle savunması, cinsellikle, kadınla barışamamış olmasından kaynaklıdır. Muhteşem Erdoğan’ın, tahta çıkmasından sonra 2002 yılından bu yana, yüzde bin 400 oranın da kadın cinayetleri artış göstermiştir. Kadın cinayetleri için hiçbir önlem almayan hükümet ve onun başbakanı kadın bedeni üzerinden siyaset yapıyor. Kadının doğurganlığının ve bedeninin, devlet tarafından denetlenmesi, kazanılmış haklarının kısıtlanması ve kürtajın yasaklanması kabul edilemez.
Erdoğan’ın son açıklamaları ürkütücü olmaktan ziyade aleni tehlike arz ediyor. Mesele kürtajdan da çok derinlerde, başbakan tam gaz yoldan çıkmış, kontrolsüz ilerliyor. Resmen kadınlara, Üç çocuk doğurun, kürtaj yaptırmayın, örtünün, çalışmayın, evden dışarı çıkmayın, diyor. AKP gericiliği kadını birey olarak görmek istemiyor. Bireyselleşmesi yönündeki tüm çabalarını engelliyor. Kadınları baba ve kocanın himayesine çekmek istiyor. 21. Yüzyılda bile hala ortaçağ kültürü hâkim.
Erdoğan, yine kendini eleştiren gazetecilere de dönüp, “tasmalarından biz kurtardık, akbabalar uluslararası tasma taktınız” deme cüretin de bulunuyor. Roboskî’de katledilen 34 sivil insanın haberlerinin çıkması, kamuoyunun bunu öğrenmesi Erdoğan’ı iyice saldırganlaştırmış durumda. Madem “her kürtaj bir Uludere” ise F-16 uçaklarıyla 34 masum insanı Erdoğan’ın deyimiyle neden kürtaj ettiler? F-16 uçakları ile kürtaj yapan ilk ve tek başbakan olarak hangi rekorlar kitabına geçer bilmem ama biz savaşalım, öldürelim, siz de sevişin demekle olmaz.
Ez cümle: Biz kadınların kaç çocuk doğurup, doğurmayacağımıza, sezaryen, normal doğum, kürtaj yapıp yapmayacağımıza, nikâhlı veya nikâhsız birlikteliğimize hükümet yasa çıkaramaz ve hayatımızın hiçbir alanın da olmayan bir erkek hele bu bir de başbakan ise asla karışamaz. Biz istediğimiz zaman sevişiriz, öyle talimatla sevişme de olmaz…
Doğruları araştıran ve yazan gazeteciler köpek, bedenine sahip çıkan kadınlar terbiyesiz, BDP’liler kalleş ama bize her gün yeni küfürler ve hakaretler eden adam ise başbakan… Gel de çık işin içinden…