Güler YILDIZ
Çocukluğum hep sokaklarda geçti.
Annemin yasakladığı alanlar vardı kuşkusuz, ama o alanları çevreleyen sokaklarda hükmü yoktu yasakların. Çıkıyorduk, geziyorduk, tuhaf keşifler peşindeydik ve doğduğum kentin tüm sokakları dağlara da yol verdiğinden, alabildiğine özgürdük!
Yasak sadece anneme ait bir kavram değildi.
Bir süre sonra annemin 2 oda bir salon hükümranlığını, 67 ille elinde tutan ‘devlet ana’ ezici biçimde yıkacak, kapı önüne çıkmayı gerçekten yasaklayacaktı.
Sokağa evin balkonundan baktığımız aynı zamanlar işte… Çıkmak yasak oraya buraya, haliyle tüm babalar da evde. Eh, baba olunca sokaklar bize gerçekten yasak! Ama iki adam var, aşağıda bir uçtan bir uca yürüyor, as-iz kolbantlı. Onların yürüdüğü yollarda, aynı renk arabalar geçiyor durmadan. Sayma yarışı yapıyoruz: Ohhooo, Ovacık’a bugün 34 tane cemse gitti, 5 cip vardı, 6 da panzer!
Arada sırada arka sokağımızda da tozu ve gürültüsü vardı yasağın. Çocuk hafızam yanıltmasın ama o sokakların yasaklandığı dönemde ve sonrasında panzerin, zırhlı aracın çarpıp öldürdüğü kimseleri yazmadı gazeteler. Sanırım olmadı böyle bir şey. Ama evlerden toplanıp cemselere doldurulan binlerce insanı hep bildik…
Oysa şimdi…
“Doğu”da inzibatlar yürüyerek arşınlamıyor artık “çıkılması yasak” sokakları; hızını bi türlü tutturamadıkları (!) zırhlılara biniyorlar ve kendilerini uzay yolu filminde falan sanıyorlar. Hızla kayıyorlar samanyolunda. Pardon “Doğu” sokaklarında…
O arada önlerine ne çıkıyorsa viyuu viyuuu… Tabi arada freni ‘tutmayan’ araçlarla evlerin odalarına dalıp, “kadın-çocuk” demeden öldürmüşlükleri de var…
Suç hep ölenlerin…
Suçlu hep onlar…
Anayasada da zati böyle yazar. Kim yapmış o evi yolun ortasına, niye çarpmış çocuk zırhlı araca? Yaşlı başlı insanların ne işi var sokaklarda?
Ki bu sokaklar “çıkılmazdır” vatandaşa…
Sadece son 16 ayda, 6’sı çocuk 21 kişiye çarptı zırhlı araçlar…
Kimi sarhoştu, kiminin freni patladı, kimi ehliyetsizdi, kiminin acelesi vardı… Kimi tam o dakika sevgilisinin fotoğrafını instagramda gördü falan fıstık…
Palet/lastik altında kalan bir çocuk, bir yaşlı… Hissettirmedi varlığını onlara…
Adaletin keyfi yerinde epeydir. 21 kişinin cümleden düşmesi gibi düşüyorlar kayıtlardan.
e-devlet’e giriyorsunuz, bir gün önce “var” olan, bir gün sonra “ölü”!
O 21 kişiyi düştüğü kayıtlardan, devrilen cümlenin altından çıkarmak boynumuzun borcu…
Hiçbir gerekçe ikna etmiyorsa sizi, yaşlılık maaşını almaya giderken devletin zırhlı aracının adaletin zırhıyla donanmış polisi tarafından ezilen 85 yaşındaki Pakize Hazar’ı düşünün…
4 yaşında ayağı kesilen Silopili Suavi?
4 yaşında İdilli Umut? Ki hala hastanede yoğun bakımda uyutuluyor…
Öfkeyi uyutmayalım, yok buna hakkımız!
Batmanlı Burak? Daha beş yaşındaydı o da…
6 yaşındaki Felek?
8 yaşındaki Kobanêli Raşid?
Yattıkları odaya girdi zırhlı araç, Furkan ve Muhammed’i unutmadınız değil mi?
***
Tarihin şiire ayırdığı süre dolmuşa benziyor.
Satır ömrünü doldurmuş aşk…
Çocukla başlayan sevgi, yaşlıyla yoldaş saygı devrilip düşmüş cümleden.
Halkın kokusu çekilmiş haberlerden… Sadece yalnızlık, kimsesizlik çıkıyor yasak sokaklara.
Evden çıkana kadar o kadın, o çocuk vardı, o adam vardı!
Eve dönmeyen cümlenin dökülmüş yüklemleridir artık onlar.
Bu yazı seçimde kullanacağınız oy’un cümle içine alınmış, o cümlenin komşu kelimelerle hasbıhalidir…