
Yürütme Konseyi Başkanlığı tarafından dün yapılan yazılı açıklamada, AKP Hükümeti'nin Öcalan'a tecrit, Kürt Özgürlük Hareketi'ne savaş, Kürt halkına ve siyasetçilerine ise polis terörü, işkence ve tutuklama ile başlattığı topyekun taarruzu sürdürdüğü belirtildi. Bu çerçevede 17 Ağustos’tan bu yana, taşeronluk karşılığında uluslararası güçlerden elde ettiği teknoloji ve istihbarat imkanlarına dayanarak hava saldırılarını devam ettirdiği anımsatılan açıklamada, bu hava saldırılarında daha önce HPG’nin kamuoyuna açıkladığı gibi Haftanin’de 5, Zagros’ta 3 ve Xakurke’de 4, Xinere’de 1 kayıplarının yaşandığı tekrarlandı. En son 10 Ekim tarihinde Xakurke-Xinere alanına dönük gerçekleştirilen hava saldırısı hakkında bilgi verilen açıklamada, şöyle devam edildi: "Bu alçakça saldırıda KCK Yürütme Konseyi Üyesi Rüstem Cudi (Rüstem Osman), HPG Askeri Konsey Üyesi Çiçek Kıçi (Guhar Çekirge), HPG Askeri Konsey Üyesi Alişer Koçgiri (Yücel Halis) ve HPG’nin değerli militanlarından Nazlıcan, Eşref, Roj Amara ve Dr. Amara arkadaşlarımız şehit düşmüşlerdir. Ayrıca 8 Ekim günü Kato Marinos alanında yaşanan çatışmada KCK Yürütme Konseyi Eski Üyesi-değerli komutan Baz Mordem ve Bager Tatvan arkadaşların şahadetleri de yaşanmıştır.
Ciddi kayıp ve acı verici
Bu değerli öncü konumundaki arkadaşlarımızın şahadeti bizler için ciddi bir kayıp ve acı verici bir olaydır. Bu değerli komutan ve savaşçı arkadaşlarımızın şahadetinden dolayı başta aileleri olmak üzere tüm Kürdistan halkına başsağlığı diliyoruz. Onların anısını, Özgürlük Mücadelesini yükselterek yaşatacağımız sözünü tüm kamuoyunun önünde veriyoruz.
Misillemeden sonra açıklama kararı
HPG yönetimi, bu değerli arkadaşların anısına misilleme eylemi yaptıktan sonra kamuoyuna açıklanmasını karar altına almış ve bu amaçla Çelê alanına dönük “Şehit Çiçek Harekatı” ile başarılı bir biçimde kapsamlı bir devrimci operasyon gerçekleştirerek bu kahraman öncü militanların anısına nasıl sahip çıkılacağını herkese göstermiştir. Kan dökmekten vazgeçmeyen sömürgeci AKP devletinin şunu çok iyi bilmesi gerekir ki, bu hareketin her konsey üyesinin şahadeti karşılığında Çelê eylemi gibi eylemler sürekli yapılacaktır. Hareketimizin ulaşmış olduğu askeri performans ve tecrübe yoğunluğunun Çelê eylemini kat be kat aşacak düzeyde eylem kapasitesine sahip olduğu kesindir.
Kimse istediği gibi saldıramaz
Kürdistan halkının öz evlatları olan HPG komuta ve savaşçısının bu fedai ruhu ve performansı olduğu müddetçe hiç kimse Kürt halkının iradesini yok sayamaz ve istediği gibi saldırı yapamaz. Bu büyük devrimci eylemde şahadete ulaşan 7 HPG savaşçısının direnişi ve kahramanlığı büyük bir gerçeği ifade etmiş ve bu yiğitlerin şahsında büyük bir başarıya imza atılmıştır.
Sorumlu AKP Hükümeti'dir
Tüm Türkiye halkı ve kamuoyu bilmeli ki, her iki taraftan yaşanan tüm bu kayıpların tek sorumlusu çözüm aşamasına gelmiş olan Kürt sorununda şiddet, katliam ve tasfiyeden vazgeçmeyen AKP hükümetidir. Katliam amaçlı karadan ve havadan geliştirdiği askeri operasyonlarla birlikte, Önderliğimiz üzerinde hiçbir ahlaki anlayış ve hukukta yeri olmayan tecridin yanı sıra, halkımız üzerinde sınırsız bir baskı ile teslim olmayı reddeden-onurlu duruşu esas alan tüm Kürt siyasetçilerini tutuklayan AKP hükümetinin topyekun savaş kararı bu kayıplara yol açtığı gibi, bu şiddet siyasetinden vazgeçmemesi halinde kayıpların daha da artacağı açıktır. Kan dökerek sonuç almak isteyen, anaların gözyaşlarına yol açan bizzat Başbakan olmasına rağmen, çok pişkin bir biçimde başkalarını bununla suçlaması, gerçeklerin tersyüz edilmesinden başka bir şey değildir.
Gereken cevap verilir
“İntikamımız büyük olacaktır” diyenler bilmeli ki, Kürt halkı ve onun Özgürlük Hareketi kendini savunabilecek ve sömürgeci saldırılara gereken cevabı verebilecek güçtedir. Artık eskisi gibi Kürt halkını tek taraflı olarak katlede ede teslim alarak başkalaşıma uğratma zamanı geçmiştir.
Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı 1990’ların tasfiye konseptini aşan düzeyde faşist uygulamalar ve ilan edilmemiş Olağanüstü Hal durumu ile savaşı derinleştirmek isteyen sömürgeci AKP sistemine karşı Kürt halkının özgürlük direnişi gelişecek ve daha da yükselecektir. Sömürgeci-ırkçı bir zihniyetle, empati yapmaktan uzak, özgürlük savaşçılarının ve Kürt halkının katlini reva gören, böylece halkımızı iradesizleştirerek köleleştirmek isteyen bu sömürgeci saldırıya karşı halkımız; Rüstemlerin, Çiçeklerin ve Alişerlerin çizgisindeki direnişi daha da yükselterek başarıyı kesinleştirecektir.
Her alanda öz savunma
Mücadelemiz, tarihinin en önemli bir aşamasına gelmiş bulunmaktadır. Bu süreçte kendini dayatan siyasal çözüme gelmeyen; ordu gücüne ve arkasındaki uluslararası güçlere güvenerek şiddetle mücadelemizi bastırmayı önüne koyan sömürgeci AKP hükümeti bugün sadece Özgürlük Hareketi’ne değil, tüm yurtsever halkımıza karşı özel savaş yöntemlerini uygulayarak ve siz değerli halkımızı polis terörüyle sindirerek sonuç almak istemektedir. Bu cani zihniyet halkımızın öz evlatlarını katletmek için her türlü saldırı biçimini geliştirmektedir. Buna karşı meşru misilleme hakkı kullanıldığında ise bizzat Cumhurbaşkanı ve Başbakan hareketimizi ve halkımızı tehdit etmekte, faşist paramiliter güçlerini halkımıza karşı kışkırtmakta ve linç girişimleriyle sonuç almak istemektedirler. Amaç halkımızı korkutmak ve sindirmektir. Buna karşı tüm yurtsever Kürdistan halkı bulunduğu her yerde her düzeyde iç örgütlenmesini geliştirerek öz savunmasını güçlendirmeli ve toplumsal Serhildan hareketini daha da yükselterek gereken cevabı vermelidir. AKP’nin resmen ilan ettiği sömürgeciliğin topyekun savaşına karşı topyekun yurtseverlik direnişini yükseltmeye ve özgürlüğü kazanmaya çağırıyoruz.
Kürt siyasetinin tarihi sınavı
Sömürgeci Türk devleti, sadece Kuzey Kürdistan’ı değil, diğer parçaları da tehdit ve şantajla etkisiz kılmaya, Kürt yurtseverliğini parçalamaya çalışmaktadır. Bu amaçla Güney Kürdistan üzerinde kurduğu baskıyı bizzat askerini de harekete geçirerek daha da ileri düzeye getirmeyi hedeflemiş bulunmaktadır. Biz burada açıkça şunu belirtmek istiyoruz: Türk devletinin Güney Kürdistan’daki hiçbir operasyonu başarılı olamayacak ve girdiği her yer batakhaneye dönüşecektir. Bunun farkında olan Başbakan, Güney Kürdistan siyaseti üzerinde durarak sonuç almaya çalışmaktadır. Tarihin bu önemli aşamasında Kürt siyaseti büyük bir imtihanla karşı karşıyadır. Eğer Kürt siyaseti sömürgeci güçlerin baskıları karşısında geri adım atmayıp ulusal birliği güçlendirme yönünde tavır sahibi olursa bu önemli tarihi halkada sömürgecilerin yenilgiye uğraması ve Kürt halkının özgürlüğe kavuşması mümkündür. Hiç kimsenin Türk sömürgeciliğine umut ve cesaret vermemesi önemlidir. Bu konuda başta Federal Kürdistan Bölge Liderliği olmak üzere tüm Güney Kürdistan siyasetçilerinin rolü ulusal duruşun gelişmesi açısından çok önemlidir. Özellikle yurtsever-fedakar Güney Kürdistan halkının olumlu tutumunun ulusal birliğe ve direnişe güç katacağı kesindir."
BEHDİNAN