
BDP MYK'si son siyasal gelişmeleri değerlendirmek üzere Eşbaşkan Selahattin Demirtaş başkanlığında Amed'de toplandı. BDP Kayapınar İlçe binasında düzenlenen toplantıda, askeri ve siyasi operasyonlar ile BDP'ye yönelik baskıların tartışıldığı öğrenildi. Toplantının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Demirtaş, gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın "Kürtlerin bütün anayasal ve kültürel hakları verilecek" şeklinde açıklamasını değerlendiren Demirtaş, "Hükümetin kendi içindeki bu çelişkili gibi görünen tutumu bize göre aynı projenin ayakları ve parçalarıdır. İçişleri Bakanı'nın söyledikleri ve yaptıkları KCK operasyonları ile Sayın Bülent Arınç ve Sayın Beşir Atalay'ın Kürtlerin haklarına dair söyledikleri birbirini tamamlayan şeylerdir" dedi. Demirtaş, "Türkiye'de Kürtlerin haklarının inkarı mümkün değil ama bu noktaya gelmişken Kürtlerin bütün örgütlü yapılarını dağıtarak tasfiye ederek, Kürtleri ve örgütlerini zayıflatarak bazı açılımlar yapılabilir" şeklinde konuştu. "Bu Kürt toplumuna zoraki olarak kabul ettirilebilir" diyen Demirtaş, "Projenin özü budur. Bu nedenle bu açıklamaları birbirinden bağımsız düşünmüyoruz. Çok da güven vermiyor. Somut adım olmadığı müddetçe, bu tür söylemlerin çok da işe yaradığını söylemek mümkün değil. Durum şu anda 90'lardakine benzer düzeyde çok facia boyutlarda duruyor. İçinde bulunulan aşama 90'ları aratmayacak bir durumdur. Onun için biz yapılan açıklamalara dair umut beslemiyoruz" dedi.
Çözüm için dört somut adım
Çözüm için hangi adımların atılması gerektiği noktasında sorulan soruyu yanıtlayan Demirtaş, "Beşir Atalay'ın Bakanlar Kurulu'nda planlandığını söylediği siyasi operasyonlara son verilmesi ve arkadaşlarımızın serbest bırakılması lazım. İkinci somut adım ise anayasada sadece Kürtlerin değil Türkiye'de yaşayan herkesin haklarının güvence altına alınmasına dair komisyonda görev yapan AKP'li üyelerin beyanda bulunması ve bunun önünü açması gerekir. TMK'de yeni düzenlemeler yapmak lazım. Bir başka somut adım da askeri operasyonların durdurulmasıdır. Madem Kürt sorununda çözüm arayışı olacak, madem Kürtlerin haklarını vermeye eğilim gösteriyor hükümet, o halde Kürt sorununun ortaya çıkardığı PKK'yi yok etmek için neden bu kadar büyük askeri operasyonlar yapılıyor? Hükümetin bunu açıklaması lazım. PKK Kürt sorununun bir sonucudur. Madem Kürtlerin haklarını vereceksiniz, o halde barış için niye uğraşmıyorsunuz? Neden savaşta ısrar ediyorsunuz? Bunu sormak lazım. Diğer bir somut adım ise İmralı'da Öcalan'a yönelik ağır hukuksuz tecridin kaldırılmasıdır. Bütün bunlar geçekleşmediği müddetçe, hükümetin söylemleri havada kalacaktır" diye konuştu.
'İçişleri Bakanlığı gizli talimat vermiş'
BDP'nin kapatılması yönündeki tartışmaları da değerlendiren Demirtaş, "İçişleri Bakanlığı'nın Emniyet birimlerine böyle gizli bir talimatının olduğunu duyduk. BDP ile ilgili her yerde delil toplanması ve savcılıklara iletilmesi ve savcılıklar aracılığıyla da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletilmesi konusunda bir hazırlık olduğu bilgisi daha önce de vardı. Dolayısıyla hükümetin bu yönlü bir girişimi olacak. Bu bir kapatma davasına dönüşür mü bilmiyoruz. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na şu anda savcılıklar aracılığıyla Emniyet aracılığıyla bilgiler aktığını biliyoruz. Kapatma davasına dönüşür mü ya da kapatma davası Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilir mi bunu bilemiyoruz. Ama böyle bir hazırlık var" ifadesinde bulundu.
'Müzakereler başlamalıdır'
14 Temmuz'da Silvan'da yaşanan çatışmanın miladı olduğu yönündeki soruyu da yanıtlayan Demirtaş, "Hayır Türkiye kamuoyu yanıltılıyor. Hükümetin elinde her türlü bilgi ve belge var. Çıksın bunları kamuoyuna açıklasın. PKK, KCK ve İmralı ile neler görüştüler, süreç nerede koptu? Çıkıp bunları açıklasınlar. Meseleyi getirip 14 Temmuz Silvan saldırısına bağlamak olayı çarpıtmaktır. Hükümetin savaş hazırlığı vardı zaten. Çatışmalı sürece girildiğinde hükümet sanki barış olacak bu sorunu çözecekmiş de birileri buna engel olmuş gibi bir hava yaratmaya çalıştı. Bizce ne olursa olsun 14 Temmuz öncesine geri dönülmelidir. Eller tetikten çekilmeli, silahlar susmalıdır. Siyasette çözüm yolları açık tutulmalıdır ve müzakereler yeniden ve daha sağlıklı şekilde başlamalıdır" dedi.
AMED