
JİNHA’ya konuşan nöbet eylemindeki ailelerden Cihat Morgül’ün annesi Kadriye Morgül, oğlunun en çok kardeşiyle çizgi film seyretmeyi sevdiğini söyleyerek, “Oğlum sevilen biriydi. Okul okuyordu, 7. sınıfa gidiyordu. En son Sur’a girdi ve bir daha çıkamadı. Cıvıl cıvıl bir çocuktu. Oğlum bir kuş gibi uçtu, annesini bıraktı gitti. Onu gözümden sakındım. Daha 13 yaşındaydı. Oğlum en son beni öptü, sarıldı, sanki vedalaşır gibi” dedi. Kardeşi Cansu Morgül ise abisiyle birlikte yaptıkları şeyleri özlediğini söyleyerek şunları dile getirdi: “Abimle bakkala giderdik, onunla beraber televizyon izlerdik, çizgi film izlerdik. Abim ile en çok küçük Şirinleri ve Korkunç Uzay çizgi filmini izlerdik. Abimin en çok yüzünü, gözlerini ve elbiselerini özledim.”
Bir hayali katlettiler
Haftalardır kardeşinin cenazesinin Sur’da bekletildiğini ve bunun bir işkence olduğunu söyleyen Ramazan Öğüt’ün ablası Hülya Öğüt ise Türk devletinin utancı o cümleyi kuruyor, “Kardeşimi öldürdünüz en azından cenazesini verin bir mezarı olsun” diyor.
17 yaşındaki Rozerin Çukur’un annesi Fahriye Çukur ise kızının doktor olmak istediğini belirterek, “Kucağımda kızımın resmi, cenazesini istiyorum. 40 gündür cenazelerimizin üzerine kar yağdı, yağmur yağdı üzerindeki karlar eridi, bahar geldi. Cenazemizi vermediler. Bu çocuğun hayali vardı, doktor olacaktı. Ama Sur’da katlettiler, terörist dediler. Ölenler terörist değil anne evladıdır, anne yüreğidir, anne canıdır” diye ifade etti.