Çalışmalarını
tamamlamak üzere olduğunuz Cenevre 2 Konferansı’nın Suriye’nin
demokratikleşmesine ve iç barışa hizmet edeceğine olan inancım yüksek.
Ancak
Cenevre’den Komitenizin Kürtlerin konferansa katılımı konusunda
isteksiz ve engelleyici tutum içinde olduğu haberleri geliyor. Bu
haberlerin gerçek olmamasını diliyorum.
Kürtler Cenevre 2 Konferansı’nda özgün kimlikleriyle yer almalıdırlar çünkü;
1-)
Suriye’deki savaşın esas kaynağı rejimin tekçi, otoriter ve
antidemokratik yapısıdır. Dolayısıyla çözüm demokratik, çoğulcu ve
katılımcı olmak durumundadır.
2-) Konferansa katılma konusunda
istekli olan Kürtlerin Cenevre 2’ye gelmelerinin engellenmesi
çoğulculuğa ve demokratik katılıma aykırı olur. Ve çözüme katkı yapmaz.
3-)
Suriye’deki muhalefetin otoriter ve kontrolsüz savaşı ile rejimin
otoriter yapısı ülkenin demokratikleşmesini sağlamaktan uzaktır.
4-)
Kürtler Suriye’de örgütlüler, istikrarlı ve demokratik bir bölge inşa
etmiş durumdalar. Kürt bölgesindeki istikrar ve demokrasinin tüm
Suriye’de var olması Kürtlerin konferansınıza katılımı ile olasıdır.
5-)
Suriye’deki iç savaş ve İstikrarsızlık ortamından istifade eden El
Kaide benzeri radikal İslamcı gruplar tüm bölge için ciddi tehditler.
Irak’ın Necef ve Ramadi kentlerinin bu gruplarca işgal edilmesi iç
savaşın tüm bölgeyi etkisine alması ve savaşın bölgenin tümüne sıçrama
ihtimalini doğuruyor.
5-) Irak, Türkiye ve İran’daki Kürtler bölge
demokrasisinin ve istikrarının güvencesi durumundalar ve uluslararası
toplum ile hep uyumlu olmuşlardır. Dolayısıyla Rojava Kürtlerinin
konferansa katılmaları bölge istikrarı, barışı ve demokratikleşmesi için
hayatidir.
6-) Kürtler laik demokratik yapılarıyla istikrarlı ve demokratik bir Suriye için Cenevre 2 Konferansı‘nda sözleri olmalıdır.
7-)
Kadın katılımına önem veren, bütün inançlara, kimliklere saygı gösteren
ve çoğulculuğu denetimlerindeki bölgede inşa eden Kürtlerin dışlanması
insanlık vicdanını yaralayıcı olacaktır.
8-) Şunu bilmenizi isterim
ki ne mevcut muhalefet güçleri ne de rejim Kürtleri temsil edecek
demokratik olgunlukta değiller; her iki yapı da otoriter ve tekçi.
9-)
Kürtler iç savaşın başladığı ilk günden bu yana ne rejimden yana oldu
ne de muhalefetten. İç savaşın ve çatışmanın Suriye’nin
demokratikleşmesine hizmet etmeyeceğine inandılar. Demokratik mücadeleyi
ve müzakereyi bir çözüm yolu olarak savundular. Uluslararası topluma
defalarca bu minvalde katkı yapma çağrısı yaptılar. Dolayısıyla Cenevre 2
Konferansı’nın arzuladığı çözümü onlar iki yıldır savunuyorlar ve bu
yolda çaba gösteriyorlar.
10-) Kürtler Suriye’de Demokratik Özerklik
temelinde eşit, özgür ve adil hak temelli bir çabanın içindeler.
Suriye’nin tüm halklarıyla birlikte çok kültürlü, çok inançlı, çok etnik
yapılı bir gelecek için mücadele içindeler.
11-) Suriye Kürtlerinin
etrafı bir yanı ile rejim güçlerinin öbür yanı ile El Kaide çetelerinin
kuşatması altındadır. Kürtlerin konferansa davet edilemeyecek olmaları
onları saldırıya açık hale getirecektir. Bu ise korkunç bir savaş
demektir. Savaş içinde izole edilmiş ve ambargo altındaki bir Rojava
ciddi bir insanlık dramı demektir. Bu konferansınızın vebali olur.
12-)
Rojava’da (Suriye’nin Kürt bölgesi) yaşayan Arap, Kürt ve Asurilerin
olduğu gruplar demokratik bir anayasa üzerinde anlaşmış bulunuyorlar.
Kürtler Rojava’da sağlanan demokratik olgunluğu ve istikrar ortamını
Suriye halklarının tümü ile paylaşmak istiyorlar.
Doğrudan Kürt
temsili olarak Desteya Bilind’ın konferansınıza katılması içinde
olduğunuz demokratik ve özgür bir Suriye çalışmasını güçlendirici
olacaktır.
Konferansınızın Suriye Hükümeti, Muhalefeti, Kürt Yüksek
Konseyi, Suriye’nin dostları ve uluslararası devletlerin katılımı ile
bölge barışına, özgürlüğüne ve demokrasisine yapacağı katkıyı şimdiden
selamlıyorum!
Başarılar diliyorum
Not: Bu mektup bugün itibari ile İngilizceye çevrilerek ilgili komite ve dünya basınına da gönderilmiştir.